MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/356 Esas, 2025/553 Karar
HÜKÜM : Davanın kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/293 E., 2022/146 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... numaralı "..." ibareli markanın sahibi olduğunu, ayrıca müvekkilinin "..." markasını tüzel kişi olarak fiilen 1983 yılından bu yana, müvekkili firmanın kurucusu olan ...'ın ise 1963'den bu yana kullandığını, davalının ... numaralı "... ..." ibareli markasının 15.08.2016 tarihinde tescil edildiğini, bu markada da "..." ibaresine asli (asıl) unsur, "..." ibaresine ise tali (yardımcı) unsur olarak yer verdiğini, müvekkilinin markasının yalnızca "..." asli unsurundan oluştuğu dikkate alındığında, bahse konu markalar arasında benzerlik şartının gerçekleştiğini, davalı markasının 43. sınıf "yiyecek ve içecek sağlanması" hizmetlerinin kapsamını doğrudan müvekkilinin tescilli markasının kapsamındaki 29, 30, 32. sınıf malların oluşturduğunu, karşılaştırılan markalar arasında emtia benzerliği şartının da gerçekleştiğini, dolayısıyla halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimalinin söz konusu olduğunu ileri sürerek davalının ... numaralı "... ..." ibareli markasının 43. sınıf "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" açısından hükümsüzlüğüne ve marka sicilinden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı markası ile davalı markası arasında "..." ibaresinin ortak olarak kullanıldığı, bu nedenle fonetik benzerlik kurulmuş ise de davalı markasında yer alan "..." ibaresinin pek çok "..." isimli yerin bulundukları yer ile birbirinden ayrıldığı gerçeği karşısında fonetik benzerliği kırıcı nitelikte bulunduğu, görsel benzerliğin davacının markasında bulunan şekil unsuru ile birlikte kırıldığı, davacı markasında yer alan şekil unsurunun bütünü ile "..." ibaresinin gerisinde kalmadığı, ibarenin zayıf olduğu da nazara alındığında şekil unsurunun görsel benzerliği ortadan kaldıracağı, "..." ibaresinin, köken gösterme işlevini yitirmiş zayıf bir ibare olduğundan hareketle, zayıf markalardaki küçük bir değişikliğin bile markaları farklılaştıracağı göz önünde bulundurularak önüne eklenen "..." ibaresi ve davacı markasında yer alan şekil unsuru nedenleri ile davalı markasının ayırt ediciliği sağladığı ve ortalama tüketici nezdinde, markaların bütünü itibarıyla yarattığı intiba itibarıyla markalar arasında ekonomik bir bağ kurulma ihtimalinin olmadığı, birbirinin devamı gibi algılanmadığı, karıştırılma tehlikesinin doğmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu "... ..." ibareli marka ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu marka arasında, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 hükmü uyarınca iltibas koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiş, karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 27.01.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.