MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/556 Esas, 2025/742 Karar
HÜKÜM : Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/71 E., 2024/278 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; ... sektörünün önde gelen kuruluşlarından biri olan müvekkilinin, Türkiye ve Avrupa'da pazar lideri olduğunu, Türkiye'de 1984 yılından itibaren faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin "..." markasının sarı ve siyah renkli tüpler üzerinde kullanıldığını, sarı zemin ve siyah renk kompozisyonunun müvekkilinin markasını niteleyen bir unsur haline geldiğini ve müvekkilinin şekil markaları ile tescil edildiğini, ilk ürün ambalajının 1981 yılında Almanya'da tescil edildiğini, ... markasının ve seri markalarının dünya çapında uzun yıllardır tescilli olduklarını, müvekkilinin ... markasının Kurum nezdinde T/... numarası ile tanınmış marka olarak kaydedildiğini, davalının müvekkiline ait tanınmış "..." markası ile benzer olan "..." ibaresini markasal olarak kullanıldığını, "..." ibaresi 2003/... sayısı ile marka olarak tescil edilmiş olsa da bu tescilin kötüniyetli olduğunu, bir markanın tescilli olmasının önceki hak sahiplerinin marka hakkına tecavüz etmediği anlamına gelmeyeceğini, davalıya ait işaretin tescil edildiğinden farklı şekilde müvekkili markasına benzetilerek kullanıldığını, müvekkilinin marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini, davalının ürünlerinde müvekkili ile özdeşleşmiş olan sarı-siyah renk ambalaj kombinasyonunun birebir aynısına yer verildiğini, ... ibaresinin tescil edildiğinden farklı yazı fontu ile müvekkili yazı fontu ile aynı olarak sarı zeminde siyah renk ile kullanıldığını, markalar arasındaki iltibas ve ilişkilendirme riskinin arttırıldığını, bu eylemlerin davalının kötüniyetini ortaya koyduğunu ileri sürerek davalının eylemlerinin marka hakkına ve tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitini, kullanımların durdurulmasını, önlenmesini, tecavüz ve haksız rekabet sonuçlarının ortadan kaldırılmasını, eski hale iadesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin şahıs firması olduğunu, 1979 yılında "Kırtasiye ... ..." ibareli firma ile üretime başladığını, kurulduğu tarihten itibaren ... markası altında üretim yaptığını, ürünlerinin tüm yurtta kullanıldığını, ilk olarak 31.12.2003 tarihinde 2003/... sayılı markasının tescil edildiğini, daha sonradan 17.11.2011 tarihinde 2009/57399 sayılı "... ..." markasının tescil edildiğini ve ... ibaresinin sarı zemin üstünde siyah yazılı şekilde olduğunu, müvekkilinin tescil ettirdiği diğer tüm markalarda ... ibaresinin sarı zeminde siyah yazılı şekilde olduğunu, marka hakkına tecavüz nedeniyle dava hakkının uzunca bir süre geçtikten sonra kullanılmasının hakkın kötüye kullanımı niteliği taşıdığını, 1989-2002 yıllarında gösterilen dizilerde müvekkili ürünlerinin aynı şekilde satışa sunulduğunun görüldüğünü, davacının müvekkili firmanın ürünlerinden haberdar olmamasının hayatın olağan akışına aykırılık taşıdığını, ayrıca müvekkilinin davacı firmanın bayi, pazarlamacı ve distribütörleri ile ilişkilerini sürdürdüğünü, müşteri ziyaretlerinde karşılaştıklarını herhangi bir olumsuz durum yaşanmadığını, piyasada satışa arz edilen aynı nitelikteki ürünlerin tümünün sarı ve siyah renk kombinasyonlarını kullandığını, sarı siyah renk kombinasyonunun davacı markası ile değil ... ürünü ile özdeşleştiğini, ... ve ... ibarelerinin son iki harfinin farklı olduğunu, fonetik açıdan birbirlerinden uzaklaştıklarını, kelimelerin anlam olarak da birbirlerini çağrıştırmadığını, ürün kutusunda yer alan tanıtım ve yazıların tümünün farklı olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''...'' ibareli markaya ilişkin 23.11.2015 tarihli başvurunun 05.06.2017 tarihinde kabul edildiği, tanınmışlık değerlendirmesi yönünden 2015 tarihinin baz alınması gerektiği,"..." ibaresinin davalının ticaret unvanında 13.12.1984 ve işletme adında 1979 yılından bu yana yer aldığı, davalı tarafından keşide edilen (1995-2017) tarihli faturalarda "..." ibaresinin markasal vasıfta kullanıldığı, dolayısı ile davacının markasının tanınmış olduğu 2015 tarihi öncesinde "..." markalı ürünlerin davalı tarafından 1995 yılından bu yana ülkemizde satışa sunulduğu, davalının davacının bu tanınmışlık olgusundan önce davaya konu kullanımları gerçekleştirdiği, bu kullanımın kötüniyetli olduğunun kabulünü gerektirir herhangi bir delilin dosyaya sunulmadığı, susma yolu ile hak kaybı açısından davacının basiretli bir tacir olmasının beklenmesi nedeni ile kendisinin de içinde bulunduğu ilgili piyasada daha önce kullanılan markayı bildiğinin kabulünün gerektiği, dosya içerisinde mevcut 2010 tarihli marka anketi, yapılan distribütörlük sözleşmeleri ve sair deliller ile birlikte davalının ilgili sektörde uzun yıllardır faaliyette olması hususları bir arada değerlendirildiğinde davalı kullanımlarından davacının haberdar olduğu ve davalı kullanımlarına davacının uzunca süre katlandığı, davalı kullanımındaki ... ibaresine ilişkin yurt dışı tescil başvurusunda markasını korumaktan ziyade hak sahipliğini kazanmaya çalıştığı, zira uzun yıllar davalının sektörde yer almasına ve pazar payı oluşturmasına sessiz kalan davacının sonradan markaya tecavüz ve haksız rekabet iddiasında bulunarak -davalıya ait markaya yönelik yurtdışı tescil başvuruları da dikkate alındığında- korunma talep etmesinin dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağı gibi hukuken korunmayacağı ve uzun süreli sessiz kalma suretiyle hak kaybının yasal dayanağı olan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle dürüstlük kuralına aykırılık teşkil eden ve hakkın kötüye kullanılması niteliğindeki markaya tecavüz ve haksız rekabete dayalı davaların reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamında bulunan deliller ve haber içeriklerinden, davacının ... markasının ... ürününde tanınmışlığının 2015 yılından eskiye dayandığı göz önüne alındığında Mahkemece, davacı markasının tanınmışlığının tanınmışlık başvuru tarihinin esas alınması gerektiğine yönelik gerekçesinin yerinde görülmediği, davalının ilk markası dışında tescilli markalarında ... ibaresinin sarı zemin üzerine siyah renkli yazıldığı, ancak yalnızca davalı markalarından ilki olan 2003/... sayılı ... markasının ev ve kırtasiye tipi yapıştırıcılarda tescilli olduğu, davalı adına tescilli diğer markaların ev ve kırtasiye tipi yapıştırıcıları kapsamadığı, gerek bilirkişi raporları gerekse ürün görsellerinden tarafların ürün görsellerinde, markaların aynı yazı fontu ve aynı ton ve renkler ile benzer ambalajlar üzerinde aynı ürünlerin satış ve pazarlanmasında kullanılmasının iltibas yarattığı, farklı firmalarca da benzer renk kullanımının davalıya aynı/benzer ambalaj görselini kullanım hakkını vermeyeceği, bu alanda seçenek özgürlüğünün bulunduğu, markaların farklı ibare ve renklerle ve şekil ile birlikte tescil ettirilmesi nedeniyle, sarı siyah renk ve ambalajı kullanım yönünden koruma sağlamayacağı, davalı vekilince dosyaya sunulan kullanıma ilişkin eski tarihli delillerden, üretim tarihi 1989 yazılı olan ... ürün görselinin, ürünün o tarihte üretildiği yönünde kanaat verici olmadığı gibi, güncel örnekler üzerinde üretim tarihinin bulunmadığı, çeşitli dizilerin bakkal sahnelerinden alınan görsellerde de ... ibareli ürün ambalajı yer alıyorsa da, bu görsellerdeki ürün kutularının, davaya konu ürün ambalajı olup olmadığı ve davalı tarafça ürün ambalajının yaygın şekilde kullanıldığını ispat yönünden yeterli gelmediği, 2010 yılından 2016 yılı Haziran ayına kadarki (15.06.2016 tarihi dahil) faturalarda ürün görselinin yer aldığı ve kullanımın davaya konu edildiği şekilde, ... ibaresinin kapağa yakın yerde bold yazım ile değil, daha küçük yazım şekli ve çerçeve içinde yazıldığı, davalının 2008 tarihli tasarım tescilinde de, kutu ürün ambalajı üzerinde faturadaki ürün görselinin bulunduğu, ürün kapağının da farklılaştığı, davalının, davacı markasına yakınlaştırarak kullanımının 2016 yılından sonra olduğu, aynı sarı ton üzerine, siyah yazı ve tescilden farklı olarak aynı yazım stili ile ... markasının kullanımının davacı kullanımına yakınlaştırılarak kullanım teşkil ettiği ve kullanımın kötüniyetli olduğu, kötüniyetli fiillerde davacının sessiz kalma suretiyle dava açma hakkını yitirildiğinden bahsedilemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, marka hakkına tecavüzden kaynaklanan davanın reddine, haksız rekabetten kaynaklanan davanın kabulü ile davalının tescilli markasından farklı olarak, davacının ürün ambalajı ve ticari sunumuna yakınlaştırarak kullanımlarının haksız rekabet yarattığının tespitine, haksız rekabet teşkil eden ürün ambalaj kullanımlarının men ve refine, bu kapsamda; haksız rekabet yaratan ürünlerin üretim, satış ve dağıtımının yasaklanmasına, ürünlere el konularak karar kesinleştiğinde imhasına karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ... markasının dünyaca tanınmış olduğu ve uzun yıllardır Türkiye'de tescilli olduğundan bahisle davalı tarafın ... ibareli ... ürün ambalajlarının tescilden farklı olarak müvekkilinin markalarına yakınlaştırmak suretiyle kullanıldığından bahisle markaya tecavüz ve haksız rekabet fiillerinin tespiti, meni ve ref-i talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına ve temyiz edenin sıfatına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 24.03.2026 tarihinde kesin olarak oy çokluğuyla karar verildi.
K A R Ş I O Y
Davalının "..." ibaresinin davalının ticaret ünvanında 13.12.1984 ve işletme adında 1979 yılından bu yana yer aldığı, davalı tarafından keşide edilen (1995-2017) tarihli faturalarda "..." ibaresinin markasal vasıfta kullanıldığı, dolayısı ile davacının markasının tanınmış olduğu 2015 tarihi öncesinde "..." markalı ürünlerin davalı tarafından 1995 yılından bu yana ülkemizde satışa sunulduğu, davacının tanınmışlık olgusundan önce davalının davaya konu kullanımları gerçekleştirdiği, bu kullanımın kötü niyetli olduğunun kabulünü gerektirir herhangi bir delilin dosyaya sunulmadığı, susma yolu ile hak kaybı açısından davacının basiretli bir tacir olmasının beklendiği, kendisinin de içinde bulunduğu ilgili piyasada daha önce kullanılan markayı bildiğinin kabulünün gerektiği, davalının ilgili sektörde uzun yıllardır faaliyette olduğu, uzun yıllar davalının sektörde yer almasına ve pazar payı oluşturmasına sessiz kalan davacının sonradan markaya tecavüz ve haksız rekabet iddiasında bulunarak korunma talep etmesinin dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağı gibi hukuken korunmayacağı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen İlk Derece Mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan sayın çoğunluğun Bölge Adliye Mahkemesinde yeniden esastan verilen kararın onanmasına ilişkin çoğunluk görüşüne katılmamaktayım.