MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1746 Esas, 2025/497Karar
HÜKÜM: Esas Hakkında Yeniden Hüküm Kurulması
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2020/430 E., 2020/802 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ...Ş. ile feri müdahil ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
1. Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkilinin halka açık bir şirket olan davalı şirketin 20 17... yılları olağan genel kurul toplantısını 29.02.2020 tarihinde yaptığını, Kamuyu Aydınlatma Platformuna 02.03.2020 tarihinde yaptığı bildirimden öğrendiğini, genel kurul toplantı yazısının ... yüklendiğini görüp okuduğunu, 05.02.2020 tarihinde ... kayyım... genel kurul çağrısı açıklamasının yayınlandığını, genel kurul çağrısında yanlışlıklar bulunduğunu, olağan genel kurul toplantı tutanağının üçüncü sayfasında, İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 21.10.2019 tarihli 2019/482 E., 2019/900 K. sayılı mahkeme kararındaki gündem ile Ticaret Sicil ... yayınlanan gündem karşılaştırıldığında Ticaret Sicil ... ilan edilen gündemin 7., 11., 15... . maddelerindeki mahkeme kararında belirlenen gündemde açıkça yer almadığının belirtildiğini, bunun gündemin ilanındaki hata olduğunu, 22.07.2019 tarihinde saat 09:10'da ... yapılan açıklamaya göre ... Yatırım ... A.Ş.'nin en büyük ortakları olarak %51,79 hisse ile ... isimli ortağın ve %10,27 ile ... isimli ortağın göründüğünü, 02.03.2020 tarihinde ... yüklenen davalı şirketin 29.02.2020 tarihinde yapılan 20 17... yılları olağan genel kurul toplantı tutanağının 1., 2., 3. sayfaları incelendiğinde bu ortakların temsil edilmelerine ve katılmalarına izin verilmediğinin anlaşıldığını, bunun yanlış olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 447. maddesi uyarınca genel kurul kararlarının batıl olduğunu, ayrıca bu yüzden toplanma sayısının da oluşmadan karar verildiğini, büyük hissedarların temsil edilmemesinin, küçük yatırımcıların da haklarını zedelediğini, ayrıca 29.02.2020 tarihli olağan genel kurul toplantı tutanağının 6.ve 7.sayfaları okunduğunda, davalı şirketin sorulan soruları cevaplamayıp bu sorulara 15 gün içinde cevap vereceklerini söylediklerini, böylece pay sahiplerinin ve yatırımcıların bilgi almalarının engellendiğini, ayrıca 9. sayfada yönetimin 2022 yılı hesaplarının görüşüleceği genel kurul toplantısına kadar seçildiğinin anlaşıldığını, fakat TTK'nın 362. maddesi uyarınca yönetimin en fazla 3 yıllığına seçilebileceğini, o nedenle yönetimin 3 yıldan fazla süre için seçilmesinin de yanlış olduğunu, toplantının 10:00'da başlayacağı ilan edilmiş iken, bundan tam 6 saat sonra 16:00'da başladığını, bunun bazı yatırımcıları yıldırmaya yönelik bir davranış olduğunu, seçilen yönetim hukuksuz ve iyi niyete aykırı olarak alınan kararla işbaşına getirildiğini ileri sürerek davalı şirketin 29.02.2020 tarihinde yapılan 20 17... yılları olağan genel kurul toplantısında alınan bütün kararların iptaline, yokluk ve butlanının tespitine, hukuksuz bir şekilde işbaşına gelen yönetimin görevden uzaklaştırılmasına, buna ilişkin seçim kararının uygulanmasının engellenmesine ve mahkemenin belirleyeceği kişiler aracılığıyla davalı şirketin yönetilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Birleşen davaların dava dilekçelerinde davacılar vekilleri; davacıların davalı şirkette hisse sahibi olduklarını, 29.02.2020 tarihinde genel kurul toplantısı yapıldığını, asıl davada ileri sürülen nedenlerle toplantıda alınan kararların yoklukla ve butlanla malul olduğunu, üç aylık hak düşürücü sürenin dolmadığını ileri sürerek 29.02.2020 tarihinde yapılan 20 17... yılları olağan genel kurul toplantısında alınan kararların iptaline, yokluk ve butlan sebeplerinin tespitine, alınan kararların icrasının geri bırakılması ile gecikmeksizin şirkete yönetim kayyımı atanmasına, işbu davaların İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/430 E. sayılı dosyası birleştirilmesine karar verilmesini talep etmişlerdir.
II. CEVAP
Davalı vekili asıl ve birleşen davalara cevap dilekçesinde; davalının beş binden fazla yatırımcısı olan halka açık ve borsaya kote bir şirket olduğunu, bünyesinde bir çok çalışan barındırdığını, işletmesinde bir çok oteli barındırdığını, ayrıca küçük, orta ve büyük ölçekli bir çok şirket ile ticari faaliyette bulunan, bir çok kredi kuruluşu ile ticari süreç yürüten bir şirket olduğunu, asıl davada ve birleşen davalardaki davacıların aktif husumet ehliyetine haiz olduklarını ispat edemediklerinden davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, davacılar ... ve ...'ın davalı şirkette hakim hissedar olduklarına yönelik iddialarının kesinleşmiş bir mahkeme kararına dayanmadığını, davacılar ..., ... ve ...'ün oy hakları ve oy haklarına bağlı olan tüm haklarının donuk olduğundan genel kurul toplantısına katılmalarının hukuken mümkün olmadığını, davacıların kötü niyetli olduklarını, davacılar ... ve ...'ın davalı şirketin eski imza yetkilileri, ... ve ...'ın ise davalı şirketin personelleri olduğunu, 15.09.2017 tarihinde davalı şirkette münferit imza yetkisini kaybeden ... ve yönetim kurulu üyeliğini kaybeden ...'ın, davalı şirket yönetim kurulu başkanı ve münferit imza yetkilisi ... ile şirketin yönetim kurulu üyesi ...'ın imzasını taklit ederek karar almaya çalıştığını, söz konusu kararda ...'ın kendisini münferit imza yetkilisi atadığını ve yönetim kurulu kararı altına ... ile ...'in sahte şekilde imzalarını attığını, gerçekte ise yönetim kurulu üyelerinin bu yönetim kurulu toplantısına katılmadığını ve imzaların da bu şahıslarca atılmadığını, alınan usulsüz ve sahte yönetim kurulu kararının noterde usulsüz şekilde suret tasdiki yaptırılarak akabinde bu şahıslarca Ticaret Sicil Müdürlüğüne tescil ettirilmeye çalışıldığını, ancak bu durumun davalı şirket tarafından öğrenilince hemen Ticaret Sicil Müdürlüğüne itiraz edilerek sahte imzalı sahte yönetim kurulu kararının tescil ve ilanının engellendiğini ve bu sahte iş ve işlemi yaparak menfaat temin etmeye çalışan ..., ... ve diğer ilgili kişiler ... ve...hakkında ve usulsüz işlemleri nedeniyle ...hakkında davalı şirket ve şirketin yönetim kurulu başkanı ... ve Yönetim Kurulu Üyesi ... tarafından suç duyurusunda bulunulduğunu, İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/398 E. sayılı dosyasında ..., ..., ..., ... ve ...hakkında özel belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılıktan ceza davası açıldığını, bu süre zarfında sahte kararın yapıştırılmış olduğu yönetim kurulu defterindeki usulsüzlüklerin ortaya çıkmaması amacıyla davalı şirketin merkezinden yine ... ve ...tarafından kaçırıldığını, ilgili defter yönünden zayi belgesi verilmesi talepli dava açıldığını, ayrıca yine ..., ... ve .... Noterliği Katibi ... aleyhine de suç duyurusunda bulunulduğunu ve haklarında ceza davası açıldığını, davalı şirketin yönetiminin ihtiyati tedbir yolu ile bir kayyıma tevdi edilmesinin hukuken mümkün görünmediğini, davacıların 18.08.2020, 19.08.20 20... .08.2020 tarihlerinde aynı dilekçe ile farklı şahıslar tarafından 49 adet dava açıldığını, bu davaların çeşitli Ticaret Mahkemelerine düştüğünü, işbu dava ile birleşen dava dışındaki ve bu davalardan önce açılan tüm davalardan davacılarının art arda feragat ettiğini, asıl ve birleşen davaların hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davalı şirketin halihazırda faaliyet gösteren, görev süresi dolmamış bir yönetim kurulunun bulunmakta olduğunu, yönetim kayyımı atanmasına yönelik şartların hiçbirinin oluşmamış olmasına karşın, mahkeme tarafından şirkete kayyım atanmış olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, kayyım, bakanlık temsilcisi ve ... gözetmeni tarafından izin verilmediğini, yatırımcıların toplantıyı toplantıya geç başlanması nedeniyle terk ettikleri iddiasının gerçek dışı olduğunu, genel kurul toplantısında yatırımcıların toplantı alanından gitmiş olmasının herhangi bir iptal sebebini de teşkil etmeyeceğini, yönetim kurulu üyelerinin ibrası için herhangi bir gerekçe sunma zorunluluğu bulunmadığını, davalı tarafından şirketin hiçbir yatırımcısının bilgi alma ve inceleme hakkının ihlal edilmediğini, ...'ın ibrada oy kullandığı, bu durumun ibrayı ve buna ilişkin genel kurul kararlarını geçersiz kıldığı, genel kurul toplantısına yapılan çağrıda usulsüzlük olduğu yönündeki beyanın kötüniyetli olduğunu, davacının gündeme yönelik iddialarının mesnetsiz olduğunu, yönetim kurulu üyesi seçimi maddesinin hukuka uygun olarak alındığını ve geçerli bir madde olduğunu, genel kurul toplantılarının haklı ve geçerli sebeplere dayalı olarak ertelendiğini savunarak asıl ve birleşen davaların reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile oy hakkının müktesep bir hak olduğu ve TTK'nın 447. maddesinde pay sahibinin genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, anonim şirketin temel yapısını bozan ve sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararların batıl olduğu ve butlan yaptırımına tabi olduğunun açıkça düzenlendiği, bu kapsamda oy donukluğu kendiliğinden kalkmış olan ve davalı şirkette %51,79 (...) ve %10,27 (...) hisseye sahip olan ortakların genel kurula alınmamasının TTK'nın 447. maddesinde belirtilen ve mutlak butlana tabi olan bir karar olduğu gerekçesiyle davacıların katılımı olmaksızın yapılan genel kurulda alınan kararların mutlak butlanla batıl olduğunun tespitine ve iptaline karar verilmiş, yine davacıların pay oranları dikkate alındığında ve genel kurulun yaklaşık %3-3,5 oranında hissedarla yapıldığı gözönünde tutulduğunda davacıların genel kurula alınmaması da genel kurulda alınan tüm kararların sonucunda etkili olduğu, ayrıca bir an oy donukluğunun olması kabul edilse dahi oy donukluğu olan hissedarın oy kullanmaması dahi bizzat ya da vekil aracılığıyla genel kurula katılma hakkı mevcut olduğu, şirkette %51,79 oranında hisse sahibi olan ...'ın vekaleten de olsa genel kurula katılmasına izin verilmemesi de bir butlan nedeni olduğu, davacılar ..., ..., ...Tekstil A.Ş. ve Sayılgan ... A.Ş.'nin açtığı davaların ayrı ayrı kabulü ile,... Sicil Müdürlüğünün ... sicil sırasında kayıtlı ... ... A.Ş'nin 29.02.2020 tarihinde yapılan genel kurulunda alınan tüm kararların mutlak butlana tabi olduğunun tespitine, ayrıca, davacı ... yönünden davanın 29.02.2020 tarihli genel kurul tarihi itibariyle hissedar olmadığından reddine; ayrı ayrı birleşen dosya davacıları ..., ..., ..., ..., ... ise davadan feragat ettiklerinden feragat nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm, davacı ... vekilince ve feri müdahillerce istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ... tarafından nihai karara karşı istinaf başvurusunda bulunulmuş ise de, istinaf aşamasında davadan feragat edildiğinden, bu davacı yönünden(birleşen İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/416 E. sayılı dosyası) davanın feragat nedeniyle reddine, davacı ...Tekstil ve ... Şirketi tarafından istinaf aşamasında davadan feragat edildiğinden, bu davacı yönünden(birleşen İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/432 E. sayılı dosyası) davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiş, feri Müdahil ... vekili ve feri Müdahiller ..., ..., ... ve ... vekili tarafından iki ayrı dilekçe ile 27.04.2021 tarihli istinaf başvurusunun değerlendirilmesine ilişkin ara karara karşı istinaf yoluna başvurulmuş, ancak yanında katıldığı tarafla birlikte hareket etmek mecburiyetinde bulunan feri müdahillerin karara karşı tek başlarına istinaf yoluna başvuru hakları bulunmadığı, ancak yanında davaya katıldıkları tarafla birlikte istinaf yoluna başvurabilecekleri gerekçesiyle feri müdahillerin yanında davaya katıldıkları davalının usulüne uygun bir istinaf başvurusu bulunmadığından, İlk Derece Mahkemesince 27.04.2021 tarihli ara karar ile istinaf başvurularının yapılmamış sayılmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı şirket ve feri müdahiller vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Asıl ve birleşen davalar anonim şirket genel kurul kararının butlanla malul olduğunun tespiti taleplerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi özellikle İlk Derece Mahkemesince ihtiyati tedbire itirazın ret edilmesi ve bilahare bu kararın sadece feri müdahil tarafından hem asıl davanın hem de tedbire itirazın istinaf edilmesi karşısında Bölge Adliye Mahkemesince ihtiyati tedbirin kaldırılmasından sonra feri müdahillerin yönetici sıfatına sahip olmalarının geriye yönelik istinaf hakkı veremeyecek olmasına göre aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı şirket ve feri müdahillerin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine, 11.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.