MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1531 Esas, 2025/906 Karar
HÜKÜM: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/92 Esas, 2022/285 Karar
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; donatanı oldukları ... gemisinde yük taşınmasına ilişkin sözleşme kurulduğunu, davalının kiracı olduğunu, sözleşme uyarınca navlunun sadece ... yükünün yüklenmesi durumunda 85.000,00 USD, ... + ... yükünün yüklenmesi halinde 185.000,00 USD olarak belirlendiğini, davalının sözleşme kurulduktan 4 gün sonra 30.01.2019 tarihinde, müvekkili adına sözleşmeyi imzalayan kişinin yetkili olduğunu gösterir belgenin saat 17:00'ye kadar ibraz edilmesini istediğini, mesajın henüz 4 saat önce gönderilmesine rağmen bu belgenin saat 17:00'ye kadar sunulmamış olduğunu gerekçe göstererek haksız bir biçimde sözleşmeyi feshettiğini, sözleşmenin 26.01.2019 tarihinde ortak irade ile kurulduğunu, sözleşmeyi imzalayan kişinin müvekkilinin imza yetkilisi olan ... olduğunu, davalının feshe sebep olarak ileri sürdüğü vakıanın gerçeği yansıtmadığını, davalının sözleşmeyi feshettiği gün içerisinde yeni bir imza sirküleri belgesinin yabancı bir sicilden bu kadar kısa sürede temin edilmesinin mümkün olmadığını, kaldı ki sözleşmede de böyle bir düzenleme bulunmadığını, davalı tarafından fesih için sözde bir neden arandığını, sözleşmenin haksız ve hukuka aykırı olarak feshedildiğini, fesih tarihinde geminin yükün teslim alınacağı limana doğru seyir halinde olduğunu, vakıaların 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 TTK) 1158. maddesinde düzenlendiği şekilde gerçekleştiğini belirterek kazanç kaybı nedeniyle 85.000,00 USD'den şimdilik 28.300,00 USD kısmının 30.01.2019 tarihinden işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; ibraz edilen 26.01.2019 tarihli sözleşmenin geçersiz olduğunu, ...'ın temsil yetkisinin 17.01.2019 tarihinde sona erdiğini, dilekçeleri ekinde sunulan imza sirkülerinden anlaşılacağı üzere ...'a 17.01.2014 tarihinden başlamak üzere 5 yıl temsil yetkisi verildiğini, davacının sonradan sunduğu imza sirkülerinde temsil yetkisinin 01.02.2019 tarihinden itibaren başladığından 26.01.2019 tarihinde imzalanan sözleşmenin geçersiz olduğunu, sözleşme geçersiz olduğundan tazminat talep edilemeyeceğini, sözleşmenin geçerli olduğunun kabulü halinde dahi sözleşmenin feshinin haklı bir nedene dayandığını, ön ödemenin ... ... San. ve .... .... isimli firmaya yapılması istendiğinde para transferine icazet veren bir yazı ve bu yazıyı imzalayan kişinin yetkili olduğunu gösterir belgenin istendiğini, gönderilen belgede ...'ın yetkisinin 17.01.2019 tarihinde dolduğunun anlaşıldığını ve güncel yetki belgesinin talep edildiğini, sonrasında gönderilen belgede ...'ın yetkisinin 30.01.2019 tarihinden itibaren başladığına ilişkin belgenin imza kısımlarının 17.01.2014 tarihli ve geçerliliği sona eren belge ile birebir aynı olduğunun ve sadece tarih kısmında oynama yapılarak gönderildiğinin fark edildiğini, her iki belgenin apostil numarasının dahi U/... /1/2014 olarak aynı olduğunu, ... Türkiye temsilciliğinden belgenin doğruluğunun teyit edilemediğini, sahte belge ile aldatılmaya çalışıldıklarını, ön ödeme olan 10.000,00 USD'nin sahte belge gösterilerek transferinin talep edilmesi üzerine sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, taşıyan firmaya navlunun ulaşmaması nedeniyle ikinci bir ödemenin yapılması gibi bir çok dolandırıcılık olaylarının vuku bulduğunu, ayrıca gemi yüklü olduğundan herhangi bir kazanç kaybının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyadaki yazışmalardan ön ödemenin dava dışı ... firmasına yapılmasının istendiği ve davalı tarafından ön ödemenin ...'ya yapılabilmesi için sözleşme ekine konmak üzere davacının yetkilisinin imzasını taşıyan belge ve imza yetki beyannamesinin istendiği, davacı tarafından davalı firmaya sırasıyla iki adet imza sirkülerinin gönderildiği, ilk olarak 17.01.2014 tarihli imza sirkülerinin gönderildiği, davalı tarafça sirkülerin 17.01.2019 tarihi itibariyle geçerliliğini yitirdiği belirtilerek güncel ve geçerli sirküler talep edildiği, bunun üzerine 30.01.2019 tarihli 5 yıl süreyle geçerli bir başka sirküler gönderildiği, gönderilen ikinci sirkülerin apostil numarasının, ilk gönderilen tarihi geçmiş sirküler ile aynı olduğu, davalının... İstanbul Temsilcisiyle kurduğu temas sonucunda evrakın... tarafından hazırlanmadığının ve sahte olduğunun bildirildiği, bunun üzerine davalının sözleşmeyi feshettiği, dosyadaki sirkülerlerde ...'ın şirketin müdürü olduğu, buna göre 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 50/1 ve 50/2 hükümleri gereğince "temsilci" değil "organ şahıs" sıfatını taşıdığı, imza sirkülerlerinin davacı donatan şirketin şahıs organı ...'ın temsil yetkisinin kapsam ve sınırlarını belgeleyen bir belge olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı, imza sirkülerinin kurucu etkiye sahip olmadığı, sözleşmenin geçerli şekilde kurulduğu, çarter partide ...'nun işletmeci olarak belirtildiği, bilirkişi raporunda ...'nun işleten değil gemi yöneticisi olarak hareket ettiğinin belirtildiği, dosyaya sunulan e-posta yazışmalarında ...'dan gemi yöneticisi/manager olarak bahsedilmesi, sözleşmede "... ödeme" başlığı altında ise ön ödemenin "gemi operatörünün" hesabına yapılacağı yönündeki hüküm, devamında gemi veya yük kayıp olsun veya olmasın "armatör" navluna hak kazanır düzenlemesine yer verilmiş olmasının uygulamada işleten ya da gemi yöneticisi yerine operatör kelimesinin kullanılamaması birlikte değerlendirildiğinde, sözleşmede ön ödemenin ...'ya yapılacağı yönünde bir hüküm bulunmadığının kabulü gerektiği, bu kabule göre davacı tarafın ödemenin sözleşme dışında üçüncü bir kişiye yapılmasını talep etmesi üzerine davalının sözleşmeye ek bir belge ile ödemenin donatana temsilen yapıldığını ortaya koymak istediği, para borcunun alacaklı dışında bir şahsa ödenmesi mümkün ise de bunun için ya sözleşmede özel bir hüküm bulunması ya da alacaklının bu yönde bir talebi bulunması gerektiği, sözleşmenin kurulmasından sonraki bir zaman diliminde, alacaklının bu tür bir talebi ile karşılaşan borçlunun, alacaklının bu tür bir yetkiye sahip olup olmadığını sorgulaması mümkün olup somut olay değerlendirildiğinde, davalının bu talebi üzerine davacı tarafından sahte olduğu ileri sürülen imza sirküleri gönderilmiş olmasının ... sözleşmesinin gerektirdiği güven ilişkisinin ve sözleşmedeki güven unsurunun sarsılmasına neden olacağından davalının sözleşmeyi haklı sebeple feshettiği, davacının sözleşmenin feshedilmesi nedeniyle meydana gelen zararı davalıdan talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ... sözleşmesinin feshedilmesi nedeniyle kazanç kaybı kaynaklı maddi zararın tazmini talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 11.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.