MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/583 Esas, 2025/1110 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/201 E., 2021/43 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili asıl ve birleşen davalarda dava dilekçesinde; müvekkilinin, 2017/... sayılı “...” marka başvurusunun, davalı tarafa ait 2012/20708 sayılı "..." ve 2005/... sayılı "... ..." markaları nedeniyle reddedildiğini, eskiye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği kapsamında Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) nezdinde yapılan itirazların ise reddedildiğini, müvekkilinin kozmetik sektöründe faaliyet gösteren köklü bir şirket olduğunu, müvekkilinin 2004 yılından bu yana aktif olarak kullandığı markasının, davalı markalarından yarar sağlama, karşı tarafı zarara uğratma gibi bir ihtiyacı ve isteğinin olmadığını, müvekkilinin zaten 2004 yılından bu yana 03, 05... . sınıflarda tescilli bir “...” markasının mevcut olduğunu, ancak müvekkilinin tescilli markasını yenileme süresi içerisinde yenilemek yerine logo ve sınıflarını değiştirerek yeniden marka başvurusunda bulunduğunu, müvekkilinin logo ve sınıf değişikliğine giderek yeniden yaptığı başvurunun, önceki markasının yenileme süresi bitiminden sonra gerçekleşmiş ise de, müvekkilinin önceki markasının koruma dönemi sonra erdikten sonra da markasını kullanmaya devam ettiğini, müvekkilinin yenileme işlemini gerçekleştirmemiş olmasının 10 yıldır kullandığı ve kullanmaya devam ettiği marka üzerinde doğmuş olan hakkının göz ardı edilmesine neden olmaması gerektiğini, anılan markanın müvekkili ile özdeşleştiğini, davalı markası ile iltibas yaratacak bir benzerliğe sahip olmadığını, markaların şekil, renk ve yazı karakteri açısından tamamen farklı olduklarını, bu nedenle markaların benzer olarak söylenemeyeceklerini ileri sürerek YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde, başvuru konuu işaret ile mesnet markalar arasında tarihsel olarak öncelik - sonralık ilişkisinin mevcut olduğunu, markaların genel izlenimleri bakımından birbirleri ile karıştırılmaya yol açacak derecede benzer olduklarını, davacının 2004/29782 sayılı markasından doğan hakların sona erdiğini, dolayısıyla bu markaya dayanılarak bir hak iddia edilemeyeceğini, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Birleşen davada davalı şirket vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin cilt bakım ve güzellik ürünleri alanında çalışan köklü bir firma olduğunu, müvekkilinin anılan ibare üzerinde gerçek hak sahibi olduğu gibi 03, 05... . sınıflarda 97/0171 62... /017160 sayılı tescillerinin bulunduğunu, daha sonra da 2012/207 08... /21733 sayılı markalarını da tescil ettirdiğini, müvekkilinin 40 yılı aşkın bir süredir aktif şekilde pek çok ülkede markasını tescil ettirdiğini ve kullandığını, müvekkili markalarını taşıyan ürünlerin Türkiye’de de çok yaygın kullanıldığını, müvekkilinin ... alan adlarının sahibi de olduğunu, davacı yanın gerçekleştirdiği marka başvurusunun müvekkili markaları ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, davacının daha önce de 2014/79290 sayısı ile aynı markanın birebir aynı ürünler ve hizmetler için tescili başvurusunda bulunduğunu ve bu başvurunun da müvekkilinin itirazı üzerine tümden reddedildiğini, müvekkili markalarının aynı zamanda tanınmış olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu markanın tescili talep edilen 03... . sınıfta yer alan mal ve hizmetlerin, davalı yanın ret gerekçesi markaları kapsamında da aynı sınıf ve alt grupları içerecek şekilde aynı veya benzer ifadelerle yer aldığı, dava konusu markanın ... şeklinde düz, karakteristik bir özellik içermeyen, tamamı siyah ve büyük harflerle yazılmış bir sözcük markası olduğu, “E” harfinin üzerine yer alan apostrof işaretinin Fransızca'da kullanılan bir harf olduğu, esaslı unsurun ... ibaresi olduğu, ret gerekçesi davalı markalarından ... markasının yine hiçbir karakteristik unsur içermeyen tamamı düz ve siyah harfler ile yazılmış bir sözcük markası olduğu, "...+şekil" markasında ise “...” sözcüğünün yanı sıra “...” ve “...” kelimelerinin de yer aldığı, ... ibaresinin markanın merkezindeki konumlandırması itibariyle bu markada da “...” ibaresinin ön plana çıkan unsur olduğu, davalının “...” markasındaki “h” ve “m” harfleri dışındaki tüm harflerin, dava konusu davacı markasında da birebir aynı dizilimde yer aldığı, bu nedenle 7 ve 9 harften oluşan markaların görsel anlamda güçlü bir benzerlik taşıdığı, taraf markalarının bütünsel olarak dilimizde somut bir anlam taşımadığı, kelime ve kısaltma kombinasyonunun İngilizce veya Türkçe de bilinen bir anlamı olmadığı, davalı yana ait markada da aynı kelime kombinasyonunun mevcut olduğu, dolayısıyla her ne kadar taraf markalarının bütün olarak tek başına bir anlamı yok ise de anlamsal çağrışımlar açısından birbirileri ile çok yakınlık gösterdiği, dava konusu markaların ortak olarak 7 harfi aynı dizilimde taşımakta olduklarından fonetik açıdan da güçlü bir benzerlik bulunacağı, davalı yanın ret gerekçesi markaları ile davacı yan markası arasındaki yüksek düzeyli görsel ve işitsel benzerlik ile birlikte yine bu benzerlikten ve anlamsal çağrışımdan kaynaklı olarak tüketicinin işaretler arasında bir ilişki kurma ihtimali olduğu, aynı veya benzer emtiaları kapsayan taraf markalarını taşıyan ürünlerin benzer satış noktalarında, aynı reyonlarda, yan yana tüketiciye sunulması ihtimalinin kuvvetle muhtemel olacağı davacının üstün hak iddiasının tescile dayanak olarak ileri sürülmesinin mümkün olmadığı, daha evvel kullandığını beyan ettiği marka açısından 10 yıllık yenileme süresinin geçirildiği, bu markanın müktesep hak iddiasına dayanak olamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının "..." ibareli marka başvurusu ile davalının "..." esas ibareli tescilli markası arasında, biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunduğu, zira davalının “...” markasındaki “h” ve “m” harfleri dışındaki tüm harflerin, dava konusu davacı markasında da birebir aynı dizilimde yer aldığı, bu nedenle 7 ve 9 harften oluşan markaların görsel anlamda güçlü bir benzerlik taşıdığı, taraf markalarının bütün olarak tek başına bir anlamı yok ise de, anlamsal çağrışımlar açısından birbirileri ile çok yakınlık gösterdiği, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma süresi içinde, davacının marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davalının tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki marka arasında yanılgı yaşayabileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davalı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı oluşabileceği, diğer yandan dava konusu markanın tescili talep edilen 03... . sınıfta yer alan mal ve hizmetlerin, davalı yanın ret gerekçesi markaları kapsamında da aynı sınıf ve alt grupları içerecek şekilde aynı veya benzer ifadelerle yer aldığı, ayrıca davacının üstün hak iddiasının tescile dayanak olarak ileri sürülmeyeceği, daha önce kullandığını iddia ettiği marka açısından 10 yıllık yenileme süresinin geçirildiği, bu markanın müktesep hak iddiasına dayanak olamayacağı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 12.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.