MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/697 Esas, 2025/922 Karar
HÜKÜM : Yeniden hüküm kurularak davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/5 E., 2022/291 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369. maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkiline ait ... ...’ın ... ... tarafından İstanbul'un tarihi mekânlarından ...’da kurulduğunu, tanınmış "..." ibareli markalarının da Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli olduğunu, ... adlı İngiliz gazetesinde 2005 yılında ilan edilen dünyanın en iyi 100 restaurantı listesinde “...” markası altında ... ...’nin de yer aldığını, müvekkilinin markasının ... nezdinde de tescilli olduğunu, davalının 2021/... sayılı "..." ibareli ve 2021/... sayılı "... ..." ibareli markalarını kötüniyetle tescil ettirdiğini, davalının, müvekkili markalarının sektördeki bilinirliğinden yararlanmayı amaçladığını, müvekkilinin markasındaki sessiz harfleri silerek markasını oluşturduğunu, davalı yanın müvekkilinin ana faaliyet alanlarında bu ibareyi tescil ettirmeye çalışarak müvekkili markaları ile iltibas yaratmak istediğini, markaların ayırt edilemeyecek kadar benzer olduklarını, her iki markanın da 43. sınıfta aynı tüketici grubuna hitap ettiğini ileri sürerek davalıya ait "..." ve "... ..." ibareli markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu başvurulara itiraz dahi etmeyen davacının kötüniyet iddialarının gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin markaları ile davacı markaları arasında herhangi bir benzerlik bulunmadığını, markaların birbirlerinden farklılaştıklarını, “...” ibaresinin ... hizmetler için ayırt edici olmadığını, ayrıca ...'nin “cıvıklı” adlı yemeği ile meşhur Kayseri ilçesi olduğunu, “... ...” için ... numaralı coğrafi işaret tescili dahi yapıldığı gözetildiğinde “...” ibaresinin de ayırt edici karakterini taşımadığını, davacının tanınmışlık iddiasının yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalıya ait markaların kapsamlarında "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. ... (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri."nin bulunduğu, hükümsüzlüğe mesnet gösterilen 2020/... sayılı marka kapsamında, "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. ... (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri."nin, ............................. /... sayılı markaların kapsamlarında, "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. ... (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri."nin, 204172 sayılı marka kapsamında ise "Yiyecek ve içecek temini hizmetleri: Restoranlar, self-servis restoranlar, kafeteryalar, kahvehaneler, kantinler, kokteyl salonu hizmetleri."nin olduğu, davacı yanın markalarının birçoğunda 43.02 alt grubundaki “konaklama hizmetleri” bulunmamakta ise de uygulamada da kabul gördüğü üzere “yiyecek ve içecek emtiaları ile bunların satımına ilişkin 43. sınıfta yer alan yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" ve "Geçici konaklama hizmetleri." birbirleriyle ilişkilendirilebilecek mal ve hizmetler olduğu, somut uyuşmazlıkta benzerliği tespit olunan 43. sınıftaki hizmetlerden 43.01 alt grubundaki “yiyecek – içecek sağlanması hizmetleri” açısından ilgili tüketicilerin hemen her kesimden kimseler olabilecekleri, tüketicilerin bu hizmetlerden yararlanırken yüksek bir dikkat düzeyi ile hareket etmeyecekleri, ancak ... diğer alt gruplarında yer alan hizmetler nitelikleri itibariyle nispeten daha yüksek fiyat aralığına sahip, düzenli olarak yararlanılmayan hizmetler olduğundan, tüketicilerinin de nispeten daha dikkatli ve seçicilik düzeyi daha yüksek kimseler olarak değerlendirilebilecekleri, davalıya ait "...+..." ve "...+... ..." şeklindeki markaların her ikisinde de stilize olarak yazılmış büyük bir “D” harfi ile birlikte “...” harf kombinasyonunun kullanıldığı, dava konusu markalardan birinde ek olarak jenerik mahiyetteki “...” ibaresinin de yer aldığı, “...” harf diziliminin ... ilgili tüketicileri tarafından harflerin Türkçe okunuşlarına karşılık gelecek şekilde “...” olarak telaffuz edilecek olduğu, her iki markada da esas unsurun bu harf kombinasyonu olduğu, davacı markalarının her birinin esas unsurunun doğrudan “...” kelimesi olduğu, tüketicinin, sessiz harflerden oluşan markayı önceden bildiği bir marka ile eşleştirme eğiliminin bulunduğu, her durumda “...” şeklindeki telaffuzda dahi “... – ...” ibareleri arasında fonetik açıdan güçlü bir benzerlik ortaya çıkacağı, tüketicinin, anılan markaları davacı yanın markalarının yeni bir serisi/versiyonu gibi algılayabileceği, benzer işareti gören ve duyan tüketicilerin, daha önce tanıdıkları “...”, “... ...”, “... ...”, “... ...”, “... ...” gibi markalar varken, “...+...” ve özellikle de “...+... ...” şeklindeki dava konusu markaları da davacı yanın yeni bir hizmeti için oluşturduğu, revize edilmiş, modernleştirilmiş alternatif markalar olarak değerlendirebileceği, davacı markalarının sektörel anlamda “yiyecek – içecek sağlanması” hizmetlerinde belli bir bilinirlik elde ettiği, davalının kötüniyetle hareket ettiğini gösterir somut delil ileri sürülmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 2021/... 31... /... sayılı markaların kapsamlarında yer alan "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" bakımından hükümsüzlüğüne karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının biçim, renk ve düzenleme tarzı itibariyle özgün niteliği bulunan "..." ve "... ..." ibareli markaları ile davacının mesnet gösterdiği, "..." esas unsurlu markaları arasında, markaların biçim, renk ve düzenleme tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, zira, “...” harf diziliminin, “...” kelimesinde de yer almasının, markaların görsel olarak benzer algılanmaları için tek başına yeterli gelmediği, davacının mesnet markasının esas unsurunu oluşturan “...” kelimesinin Kayseri ilinin ilçesi olarak bilinen bir coğrafi yer olduğu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin emsal kararları dikkate alındığında coğrafi yer adlarının, coğrafi işaret anlamını taşımamak kaydıyla, yanlarına ilave yapılması suretiyle marka olarak tescil edilebileceği, ayrıca ...'nin yemeği ile öne çıktığı, buna göre uyuşmazlık konusu emtia yönünden dava konusu markalara yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, diğer yandan markaların bir bütün olarak düzenleme biçimlerinin, biçimlendirme, renklendirme, kaligrafi ve yönlendirme itibariyle tamamen farklı olduğu, markaların bir bütün olarak korunabileceği, karşılaştırma sırasında işaretlerin parçalara ayrılarak incelenemeyeceği, iltibasın bulunup bulunmadığı değerlendirilmesinin bir parçaya bağlı olarak yapılamayacağı, iltibas incelemesinin sadece işaretlere bakılarak değil, onların kapsamında bulunan ürünler ile onların niteliğini gözeterek ve her ikisinin birbirine etkisi nazara alınarak yapılması gerektiği, ortalama tüketicilerin davalının markalarını davacının mesnet markaları ile ilişkilendirmeyeceği, markalar arasında belirgin biçimde farklılık bulunduğu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6. maddesinin somut olaya uygulanabilme şartları bulunmadığı için mahkemenin aksi yöndeki gerekçesinin de doğru görülmediği, tarafların markaları arasında benzerlik bulunmadığı için uyuşmazlığa SMK'nın 6/5 hükmünün uygulanmayacağı, kötüniyet iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, 11.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.