MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/693 Esas, 2025/829 Karar
HÜKÜM : Davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/98 E., 2022/317 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu 2020/87234 sayılı "..." ibareli markanın müvekkiline ait 2020/... sayılı "..." markası ile görsel ve işitsel olarak benzer olduğunu, karşılaştırılan markaların kapsamında 05.sınıf aynı malların yer aldığını, yine müvekkilinin 2006/.... sayılı "..." ibareli aynı sınıfta tescilli markasının da bulunduğunu, dava konusu başvurunun davacı markaları yanında seri marka algısı yarattığını, uzman tüketici kitlesi tarafından dahi markaların refleksif olarak birbirini çağrıştıracağını, ilgili malların tüketici kitlesinin doktor ve eczacılar yanında orta seviyedeki hasta/halk olduğunu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1.maddesi anlamında iltibas tehlikesinin gerçekleştiğini ileri sürerek 19.01.2022 tarihli Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptaline ve ... numaralı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının “...” ibareli markası ile davaya konu “...” ibareli markanın görsel, anlamsal ve fonetik açıdan ilişkilendirilmesinin mümkün olmadığını, kaldı ki davaya konu edilen markanın tescilinin talep edildiği 5.sınıf malların içerik itibariyle bilinçli tüketici kitlesine hitap ettiğini, ufak farklılıkların ayırt ediciliği sağlamada yeterli bulunduğunu, Kurum kararının yerinde ve hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı Şirket tarafından davaya cevap verilmemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu marka başvurusu tescilli olmadığından markanın hükümsüzlüğü istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan 05. sınıfta yer alan emtialarının, itiraza mesnet 2020/00080 sayılı marka kapsamındaki emtialar ile aynı olduğu, 05. sınıfın 1. alt grubunda yer alan emtiaların tamamının tüketici kitlesinin “bilinçli tüketici” olduğu, 05. sınıfın 3. alt grubunda yer alan emtiaların tüketicisinin dikkat düzeyi yüksek uzman kişilerden oluştuğu, 05. sınıfın 4., 5. 6. alt grubunda yer alan ürünlerin ortalama tüketiciye hitap ettiği, 05. sınıfın 7. alt grubunda yer alan ürünlerin kısmen ortalama, kısmen düzeyi yüksek tüketicilere yönelik olduğu, 05. sınıfın 2. alt grubunda yer alan ürünlerin Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 20/09/20 22... /2032 E. 2022/6093 K. sayılı kararı doğrultusunda ilgili tüketici kesiminin ortalama tüketici olduğunun değerlendirildiği, buna göre "Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler;insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (...) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı .... Hijyen sağlayıcı ürünler: pedler, tamponlar, tıbbi amaçlı yakılar, pansuman malzemeleri, kağıt ve tekstilden mamul çocuklar, yetişkinler ve evcil hayvanlar için bezler. Zararlı böcek, zararlı bitki, zararlı mantar ve kemirgenleri yok edici maddeler. İnsan ve hayvanlar için olanlar hariç deodorantlar, havayı temizleyici ve kötü kokuları giderici maddeler. Dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler), dezenfekte edici sabunlar, antibakteriyel el losyonları." emtialarının ortalama tüketici kesimine hitap ettiği, bu tüketici kesiminin makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı olduğu, markaları bir arada görüp karşılaştıramadığı, markaların detaylarını analiz etmediği, markaları bir bütün olarak algıladıkları, markaların gözü ve kulağında kalan izi ile hareket ederek tüketimde bulundukları, bu tüketici kesiminin bilinç ve dikkat düzeyi nazara alındığında; dava konusu "..." markası ile itiraza mesnet "..." markaları arasında görsel ve işitsel olarak müşterek harf çokluğundan kaynaklı olarak benzerlik bulunduğu, markaların bütüncül olarak ortalama tüketici kesimi nezdinde yeter düzeyde farklılaşamadıkları anlaşıldığından yukarıda yer verilen emtialar bakımından markalar arasında SMK'nın 6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu, dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan sair emtiaların dikkatli ve bilinçli tüketici kesimine hitap ettikleri, dolayısıyla sair emtialar bakımından markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile; yukarıda belirtilen emtialar bakımından YİDK kararının iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine, dava konusu marka başvurusu tescil edilmediğinden hükümsüzlük istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm, davacı vekili ile davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile karşılaştırılan markalar arasında, mahkemece davanın kısmen reddine karar verilen emtialar yönünden, biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ilgili tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin tüm, davalı ... vekilinin sair istinaf sebeplerinin esas yönünden reddinin gerektiği, davalı ... vekilinin diğer istinaf itirazlarına gelince, dava konusu başvuru kapsamında yer alan 5.sınıf mallar yönünden taraf markaları arasında emtia benzerliğine ilişkin koşulun gerçekleştiği, her iki markanın da ayrıca ayırt edici bir şekil unsuru içermediği, ortak bir kısım harfler bulunsa da markaların genel görünüm itibariyle
görsel olarak benzer kabul edilemeyeceği, dava konusu başvuruda “F” harfinin markanın en başında baskın bir
ses olarak yer aldığı ve vurguyu kendinde topladığı, her iki markanın da sözlükte ve/veya başka bir dilde anlamına rastlanmadığı, sonuçta karşılaştırılan markalar arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak SMK'nın 6/1.maddesi anlamında ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde görülmediği, dosya kapsamında eczacılık ve kimya alanında uzman bilirkişilerin de bulunduğu heyet tarafından düzenlenen raporda da, dava konusu markalar arasında bilinçli tüketicilere hitap eden 05/01 alt grubunda yer alan “İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler” emtiaları açısından özellikle tüketici
kitlesi de dikkate alındığında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, yine 05.sınıfta yer alan diğer emtia bakımından da markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak farklı olduğu ve ortalama tüketici nezdinde ilişkilendirilme de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, markaları oluşturan işaretlerin herhangi bir etken maddeye atıfta bulunup bulunmadığının tespit edilemediği, markalar arasında hiçbir mal ve hizmet yönünden karıştırılma ihtimalinin bulunmadığının bildirildiği, davacı tarafından sunulan dava dilekçesinde, gerçekte ayrı davaların konusunu oluşturan iki farklı talebin birleştirildiği, YİDK kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi birlikte talep edildiği, Mahkemece YİDK iptali talebinin kısmen kabulüne, başvuru markası tescil edilmediğinden hükümsüzlük davası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği halde İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Şirket tarafından istinaf edilmediği, bu durumda davalı Kurum istinaf başvurusu ile YİDK kararının iptali davası yönünden oluşacak hukuki sonucun, diğer davalıyı ilgilendiren hükümsüzlük davasına yansıması düşünülemeyeceğinden, kararın davalı Şirket tarafından istinaf edilmemesi nedeniyle, İlk Derece Mahkemesince hükümsüzlük davası yönünden verilen karar verilmesine yer olmadığına dair kararın aynen muhafaza edildiği gerekçesiyle davacı vekilinin tüm, davalı ... vekilinin diğer istinaf itirazlarının esastan reddine, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına, YİDK iptaline yönelik davanın reddine, dava konusu marka başvurusu tescil edilmediğinden hükümsüzlük istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 12.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.