MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/638 Esas, 2025/838 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/137 E., 2023/34 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; ilaç sektöründe faaliyette bulunan davacının 400'den fazla tescilli markasının mevcut olduğunu, ... ve ... markalarının bu markalar arasında bulunduğunu, hal böyle iken davalı şirketin 2020/... sayılı "..." markasının 3, 5, ve 35. sınıflarda tescili talebine yönelik müvekkilinin itirazının Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından nihai olarak reddedildiğini, davalı şirketin markasının tescilini istediği sınıflar ile müvekkiline ait markaların tescilli olduğu sınıfların benzer mal ve hizmetleri kapsadığını, davaya konu "..." ibareli markanın müvekkiline ait "..." ve "..." markalarının orta kısımları değiştirilerek ve harf değişikliği ile oluşturulduğunu, dolayısı ile markalar arasında işitsel ve görsel benzerliğin mevcut olup emtia ve hizmet benzerliği de nazara alındığında ilişkilendirilme ihtimalinin yüksek olduğunu, her iki marka ilaç sektöründe kullanıldığından bu markayı taşıyan ürünlerin önceden bilinçlenmiş tüketici kesimi tarafından kullanıldığı kabul edilse dahi, markaların karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu ve müvekkiline ait markayı bilmemesi mümkün olmayan davalının kötüniyetli olduğunu ileri sürerek YİDK'in 2022-M-1157 sayılı kararın iptali ile dava konusu 2020/... başvuru numaralı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde;Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; markaların görsel, işitsel ve kavramsal yönden bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle iltibasa yol açabilecek düzeyde benzer olmadıklarını, müvekkilinin ticari unvanı içinde yer alan "..." ibaresinin ilk üç harfi ve antiseptik kelimesinden türetilen "..." ibaresinin birleştirilmesi ile "..." markasının oluşturulduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her iki markada yer alan “-...” ibaresinin medikal sektör içerisinde sıklıkla kullanılan ve mikrop veya toksinden meydana gelen, bulaşık, mikroplu anlamına gelen “...” / “...” ibaresinin kısaltması olduğu, ayırt edici gücünün bulunmadığı, markalarda öne çıkan, vurgunun toplandığı kısmın “avi” ve “aval” ibareleri olduğu, şekil unsuru yer almadığından markaların şekilsel olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, sesçil olarak davalı markanın yazıldığı gibi ...şeklinde ve davacının itiraza mesnet markalarının da ... olarak okunduğu, markaların ilk sesleri "A" harfi ile başlamakla birlikte orta seslerinin "..." şeklinde farklılaştığı, "..., ..., ..." şeklinde bir sesçil benzerlik ortaya çıkmakta ise de, markaların orta seslerinin farklılığı nedeni ile farklılaştıkları, markaların kapsamında benzer bulunan 05. sınıf emtialara yönelik tüketici kesiminin bilinç düzeyi yüksek olan eczacı ve doktorlardan oluştuğu ve kötüniyet iddialarının ispatlanamadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 11.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.