MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/371 ..., 2025/709 Karar
HÜKÜM : ... hakkında yeniden hüküm kurulması suretiyle davanın kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/75 E., 2022/126 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2019/86139 sayılı "...." ibareli marka başvurusuna davalı gerçek kişinin 2006/31856, 2010/43608, 2010/... sayılı markalarına dayalı olarak yaptığı itirazın, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kısmen kabul edildiğini ve başvuru kapsamından 43. sınıf hizmetlerin çıkarıldığını, müvekkilinin bu karara yaptığı itirazın ise Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından reddedildiğini, oysa İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesinin 2020/361 E.,2020/318 K. sayılı kararı ile müvekkilinin "... ..." markasına dayalı üstün hak sahipliği nedeniyle davalıya ait redde mesnet 2006/31865, 2010/435 08... /43508 sayılı markaların tüm sınıflar yönünden iptaline ve sicilden terkinine karar verildiğini, müvekkilinin başvuru konusu ibareyi aktif olarak kullandığını, müvekkili adına 2005 yılında "... ..." markasının tescil edildiğini, müvekkilinin 1962 yılından beri bu markayı kullandığını, ... İlçi’nin, ...’nin oğlu olduğunu, ... İlçi tarafından oluşturulan markaların daha sonra müvekkili tarafından devralındığını, müvekkilinin "..." adresinin sahibi olduğunu, yine önceden beri markayı kullandığını, dava konusu markanın da müvekkilinin markaları ile benzerlik gösterdiğini, müvekkilinin dava konusu marka üzerinde müktesep hakkı bulunduğunu, üstün ve gerçek hak sahibinin de müvekkili olduğunun kabulünün gerektiğini, davalının müvekkilini taklit ettiğini, kesinleşen mahkeme kararıyla davalının 2004/12940 sayılı "...” markasının hükümsüz kılındığını, müvekkilinin 2005/22452 sayılı markasının yanı sıra 2017/57650 sayılı markasının da tescilli bulunduğunu, müvekkili markalarının kendine özgü bir yazı karakteriyle düzenlendiğini, davalı markaları ile müvekkili markaları arasında bir karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını ileri sürerek YİDK'in 2021-M-398 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet markalar arasında, başvuru kapsamından çıkarılan hizmetler yönünden karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, dava konusu başvurunun ... unsurunun "..." olduğunu, müvekkilinin anılan ibare üzerinde öncelikli hak sahipliğinin gerçekleştiğini, başvuruda "..." ibaresinin marka içerisinde görünmeyecek bir şekilde çok ufak puntolarla yazılarak arka planda tutulduğunu, müvekkilinin öncelikli hak sahibi olduğu "..." ibarelerine ekleme yapılarak markasının tescil edilmeye çalışıldığını, ...'nin temellerinin 1917 yılına dayandığını, ilk dükkanın 1962 yılında açıldığını, ... bilindiğini, müvekkilinin üç kuşaktır bu ... mesleğini sürdürdüğünü, bu nedenle davacının söz konusu markanın ... tarafından yaratıldığı yönündeki iddiaların hiçbir dayanağının bulunmadığını, davacı yanın "..." ibaresini müvekkilinden, müvekkilinin ailesinden ve dedesinden önce kullandığına dair hiçbir delilin sunulmadığını, tescilli olmayan davacı markalarının müktesep hak sağlamayacağını, davacı yanın belirtmiş olduğu markalara ilişkin verilen ret kararının iptali için davacı tarafından ikame edilen davanın reddedildiğini, davacının 2017/57650 sayılı markası kapsamında 43. sınıf hizmetlerin olmadığını, sair marka başvurularının da tamamının tescil edilmediğini, davacının müktesep hak iddiasına dayanak markasının 43. sınıfı kapsamadığını, ... numaralı markasının ise dava konusu markadan farklı olduğunu, davacının kötüniyetli bir şekilde müvekkili markalarının tanınırlığından yararlanma amacı taşıdığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı adına tescilli "..." ... ibareli markalar ile davacının "....'' ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, taraf markalarının 43. sınıf hizmetleri birebir kapsadıkları, markaların benzerlik düzeyleri son derece yüksek işaretlerden oluştuğu, ilgili tüketici kitlesi nezdinde markaların birbirleri ile ilişkilendirilme ihtimalinin doğacağı, taraf markalarının birbirlerinin serisi olarak algılanabilecekleri, davacının devralmak suretiyle hak sahibi olduğu "..." markasını davalıya ait en eski tarihli marka olan 03.07.2006 başvuru tarihli ve 2006/31856 sayılı markadan daha evvelki tarihli kullanımlarını gösterir yoğunlukta delilin sunulmadığı, muhtelif yargı kararlarında, "..." ibaresi üzerinde "yiyecek–içecek sağlanması hizmetleri" açısından davacının önceye dayalı üstün hakkının mevcut olduğunun belirtildiği, anılan mahkeme kararlarından .... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2014/134 E. sayılı dosyasının kesinleştiği, dolayısıyla salt ilgili mahkeme kararının, davacının, dava konusu "...” ibaresi üzerinde üstün hak sahipliğinin değerlendirilmesi açısından güçlü bir delil olduğu, ancak bu yorumda dahi önceye dayalı kullanım ile gelen bu hak sahipliğinin, sicilde mevcut tescilli markaların varlığı karşısında, her hal ve koşulda gerçek hak sahibi lehine sicildeki tescilden daha üstün bir hak sağlamayacağı, başka bir ifadeyle davacının önceki kullanımlarına dayalı üstün hakkının, sicildeki tescil engelinin aşılmasını sağlayamayacağı, davacının 2005/22452 sayılı markası dışında kalan markaların tamamının, işbu dava konusu markanın başvuru tarihine oldukça yakın başvuru tarihleri olan, tescilleri üzerinden beş yıllık süre geçmemiş ve hatta birçoğu 43. sınıfta tescil edilmemiş markalar olduğu, müktesep hak açısından dikkate alınamayacağı, davacının önceki tarihli markasının ... unsurunun "..." ibaresi olduğu, her ne kadar tescil kapsamında "tarihi ..." ibaresi de geçmekte ise de bu ibarenin önceki markada tali nitelikte kullanıldığı, ön plana çıkan unsurlarında farklılaşmalar olduğu, bu haliyle müktesep hak koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 13.09.2019 tarihinde, 2019/86139 sayılı "...." ibareli marka başvurusunu yaptığı, başvuru kapsamında 29, 30, 35... . sınıf mal ve hizmetlerin yer aldığı, davalı gerçek kişinin 2006/31856, 2010/436 08... /... sayılı markalara dayalı olarak başvuruya itiraz ettiği, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından başvuru ile itiraza mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğu gerekçesiyle 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1 hükmü uyarınca başvurunun 43. sınıf hizmetler yönünden kısmen reddine karar verildiği, bu karara yönelik davacı itirazının ise YİDK'in 2021-M-398 sayılı kararıyla reddedildiği, YİDK kararının dayanağı olan ve davalı taraf adına tescilli bulunan 2006/31856, 2010/436 08... /... sayılı markaların, .... Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 12.10.2017 tarih ve 2015/7 E., 2017/181 K. sayılı kararıyla hükümsüz kılındığı, bu kararın 26.05.2022 tarihinde kesinleştiği, bu durumda YİDK kararının dayanağının kalmadığı, yine bu davanın tarafları arasında görülen ve aynı nitelikteki bir başka uyuşmazlığın da Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 11.02.2025 tarih, 2024/2636 E., 2025/746 K. sayılı ilamı ile onandığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava,YİDK kararının iptali istemine talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı harcın istekleri halinde ilgililere iadesine, 11.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.