MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/378 Esas, 2025/711 Karar
KARAR: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/516 E., 2022/225 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; ... çeşidinin müvekkili idare tarafından geliştirildiğini ve 28.12.2021 tarihinde ıslahçı hakkı belgesinin, müvekkili idarece 5042 sayılı ... Haklarının Korunmasına İlişkin Kanun ve bu Kanun'un uygulanmasına ait ... Haklarının Korunmasına Dair Yönetmelikte belirtilen ilgili hükümlere uygun şekilde alındığını, 25.01.2012 tarihinde açık ihale ile söz konusu çeşidin tohumluk üretim hakkının, ... A.Ş.'ye 09.02.2012 tarihinde sözleşme yapılarak satıldığını, ... A.Ş. ile yapılan sözleşmenin süresinin dolmasına müteakip 27.04.2018 tarihinde açık ihale ile ... çeşidinin üretim hakkının ...Ürünler Tohumculuk ve ... Sanayi Şirketine satıldığını ve bu şirket ile 15.05.2018 tarihinde 5 yıllık sözleşme imzalandığını, davalının, ...Ürünler Tohumculuk ve ... Sanayi Şirketinden ve müvekkili idareden izin almadan ve sözleşme yapmadan, ... çeşidinin tohumluğunu, hukuka aykırı şekilde ihraç ettiğinin tespit olunduğunu, bu şekilde müvekkilinin ıslahçı hakkına tecavüz edildiğini ileri sürerek ıslahçı hakkına tecavüz teşkil eden fiillerin tespitine, durdurulmasına, tecavüzün giderilmesine, 17.350,20 TL maddi tazminat ile yoksun kalınan kazancın dava tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava dilekçesinde, davalı tarafından davacının ıslahçı hakkına tecavüzde bulunulduğu ileri sürülerek tecavüzün önlenmesi ve tazminat talebinde bulunulmuş ise de davalı tarafından yargılama sırasında tazminata konu alacağın davacı idareye ödendiği, dolayısıyla tazminat talebi yönünden davanın konusuz kaldığı, davacı tarafından dosyaya sunulan beyan dilekçesi ve ekinde bulunan yazı içeriğinden, davanın açıldığı tarih itibariyle davalının, davacının ıslahçı hakkına herhangi bir tecavüzünün bulunmadığının anlaşıldığı bu nedenle tecavüzün önlenmesi talebi yönünden davanın reddine karar verildiği, tecavüzün önlenmesi davasının reddine karar verildiğinden bu talep yönünden davalı lehine vekalet ücretine hükmedildiği, buna karşılık tazminat talebi yönünden ise davanın açılmasına davalı taraf sebebiyet verdiğinden, davacı lehine vekalet ücretine hükmedildiği, davacı taraf dava açmakta kısmen haklı kısmen haksız olduğundan, yargılama giderlerinin taraflar arasında paylaştırıldığı gerekçesiyle ıslahçı hakkına tecavüzün tespiti ve önlenmesi talepleri yönünden davanın reddine, maddi tazminat talebi yönünden, davanın konusu kalmadığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı vekilinin istinaf talepleri yönünden yapılan incelemede; Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı vekili tarafından dosyaya sunulan 08.03.2022 tarihli dilekçede ve bu dilekçenin ekindeki ... ve Orman Bakanlığı ...r ve ...Genel Müdürlüğü ... Müdürlüğü
nün 07.03.2022 tarihli yazısında, davalı Şirketin ıslahçı hakkına tecavüz teşkil eden fiillerinin incelendiğinin ve davalının ... tohumunu 2019-2020-2021 yılları arasında üretmediğinin tespit edildiğinin bildirildiği, gerek bu dilekçe ve Kurum yazısı gerekse de tüm dosya kapsamı gözetildiğinde, davalının, davacıya ait ıslahçı hakkına tecavüz teşkil eden eylemde bulunduğunun ispat edilemediği, kaldı ki davacı vekilinin de, davalının eylemlerinin, ıslahçı hakkına tecavüz oluşturduğu yönünde bir istinaf itirazı ileri sürmediği, yalnızca bu yönden de davanın konusuz kaldığının ileri sürüldüğü, oysa anılan iddianın ispat edilemediği, ceza davasında da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğinden, bu kararın da hukuk hakimini bağlamayacağı, bu itibarla tecavüzün tespiti ve durdurulması talepleri yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesine gelince; İlk Derece Mahkemesince, davalı tarafından yargılama sırasında tazminata konu alacağın davacı idareye ödendiği, dolayısıyla tazminat talebi yönünden davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle maddi tazminat talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, ancak davanın açılmasına davalı sebebiyet verdiğinden, davalı aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedildiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 331/1 hükmünde, davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkimin, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hüküm altına alacağı düzenlendiği, o halde, maddi tazminat talebi yönünden davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumunun belirlenmesi ve buna göre yargılama giderlerinin değerlendirilmesi gerektiği, eldeki davada, maddi tazminat talebinin dayanağının davacıya ait ıslahçı hakkına tecavüz edildiği iddiası olduğu, yukarıdaki paragrafta açıklandığı üzere davalının, davacıya ait ıslahçı hakkına tecavüzde bulunduğu iddiası ispat edilemediği, bu durumda, davalının tecavüz teşkil eden bir eylemi bulunmadığından, maddi tazminat talebinin de dayanağı olmayıp, davanın açıldığı tarihte davacının haksız olduğu, davalının yargılama sırasında ödeme yapması da varılan bu sonucu değiştirmediği, açıklanan bu durum karşısında, davanın açıldığı tarihte davacının haklı olmadığı, buna göre vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin de davacının sorumlu olduğu gözetilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile kararın kaldırılmasına ıslahçı hakkına tecavüzün tespiti ve önlenmesi talepleri yönünden davanın reddine, maddi tazminat talebi yönünden, davanın konusu kalmadığından bu yönden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ıslahçı hakkına tecavüzün tespiti, durdurulması, giderilmesi ve maddi tazminat talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 11.03.2026 tarihinde kesin olarak oy çokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Dava, Islahçı haklarına tecavüzün tespiti, durdurulması, giderilmesi ile tazminat istemine ilişkin olup Çoğunlukla ortaya çıkan uyuşmazlık, davalının davacının ıslahçı haklarını ihlal eden bir eyleminin bulunup bulunmadığı ile davalının beyanının bu yönde etkili olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Islahçı haklarına tecavüz halleri 5042 sayılı ... Haklarının Korunmasına İlişkin Kanun’un (5042 sayılı Kanun) 56. maddesinde düzenleniştir. Bu hükümle Kanunun 14. maddesine aykırılıklarda tecavüz hallerinden sayılmıştır. Kanunun 14. maddesinde sayılan hallerden biri, satışa arz etme hakkının ıslahçı hakkı sahibine ait olması olup ıslahçı hakkı sahibinden veya ıslahçı hakkı sahibi tarafından izin ve yetki verilenlerden izin almadan satışa arz etme ıslahçı hakkına tecavüz oluşturur. Diğer taraftan Islahçı hakkının ihlal edilmesine karşı hak sahibinin talep ve dava hakkı 5042 sayılı Kanunun 56. maddesinde düzenlenmiştir. Bu hükümle ihlal halinde, hak sahibinin ıslahçı hakkına yönelik tecavüzün tespitini, önlenmesini, tecavüzün ref’i ile birlikte maddi ve manevi tazminat talep edebileceği düzenlenmiştir.
Somut olayda davacı vekili müvekkilinin ıslahçı hakkı sahibi olduğu “...” tohumunun davalı tarafından izinsiz ve hukuka aykırı olarak ihraç edildiğini, davalının bu eyleminin davacının ıslahçı hakkına tecavüz oluşturduğunu ileri sürerek iş bu davayı açmış, davalı taraf ise davaya cevap vermemekle birlikte, vekaletnamesinde davayı kabul yetkisi olan davalı vekili 12.07.2021 tarihinde UYAP üzerinden gönderdiği ve 13.07.2021 tarihinde UYAP’a işlenen beyan dilekçesinde, davayı kabul ettiklerini ve dolayısıyla sulh olmak ve tazminatı ödemek istediklerini açıkça beyan etmiştir. Bu beyandan sonrada davacının talep ettiği tazminat davalı tarafından ödenmiş ve dolayısıyla mahkemenin de kabulünde olduğu üzere tazminat davası konusuz kalmıştır.
Belirtmek gerekir ki, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 307 vd maddelerinde davaya son veren taraf işlemleri düzenlenmiş olup söz konusu işlemlerden biri, HMK m. 308’de düzenlenen “davayı kabul” işlemidir. Bu hükme göre, kabul, davacının talep sonucunu davalının kısmen ve tamamen kabul etmesidir.
Bu açıklamadan sonra somut olay değerlendirildiğinde, yukarıda belirtildiği üzere vekaletnamesinde davayı kabul yetkisi olan davalı vekili yargılama sırasında UYAP üzerinden gönderdiği beyan dilekçesi ile davayı açıkça kabul etmiş olduğundan, kabulün davayı sona erdiren usul işlemi olduğu gözetilerek ilk derece mahkemesince (İDM) kabul nedeniyle tecavüz davasının kabulüne, tazminatın ödenmiş olması nedeniyle konusuz kalan tazminat davasında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, tecavüz davasının reddine karar verilmek suretiyle tazminat davasında kurulan hükümle çelişki oluşturulması doğru olmadığı gibi, bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince de davalı tarafın davayı kabul etmesine rağmen davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun ise kabulü ile İDM kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurmak suretiyle tecavüz davasının reddine, konusu kalmayan tazminat davasında karar vermeye yer olmadığına, yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesine karar verilmesinin de doğru olmadığı kanaatiyle, Kararın BOZULMASI gerektiği görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun ONAMA yönündeki görüşüne katılmamaktayız.