MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/720 Esas, 2025/927 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/18 E., 2022/263 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirkete ait “...” markalarının tanınmış marka statüsüne ulaştığını, “...” ibaresini asli unsur olarak içeren seri markaların bulunduğunu, davalı şirketin 35, 39, 43... . sınıf hizmetler için “... ...&... ...” ibareli marka başvurusuna müvekkili itirazlarının reddedildiğini, taraf markalarında aynı emtia sınıflarının yer aldığını, dava konusu markadaki esas unsurun “...” ibaresi olduğunu, “...” ibaresi ile başlayan davalı şirket markasının müvekkili şirkete ait markaların serisi, devamı, müvekkilinin ...’daki yeni bir işletmesi olarak algılanacağını, dava konusu markadaki şekil unsurunun marka bütününe kattığı ayırt edici bir fark bulunmadığını, dava konusu markanın tescilinin müvekkili şirkete ait tanınmış marka hakkına zarar vereceğini ileri sürerek TÜRKPATENT Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun (YİDK) 2021-M-10009 sayılı kararının kısmen iptaline ve başvuru markasının kısmen hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olmadığını, markalar benzer olmadığından itiraza mesnet markanın tanınmışlığı iddiasının yerinde olmadığını, davacının tanınmış markaya dayalı beyanlarını tevsik edici delil sunulmadığını, YİDK kararının hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde, müvekkili şirketin tescil başvurusunda bulunduğu markanın ayırt edicilik özelliğini haiz olduğunu, davacı şirket markalarından farklı olduğunu, markaların karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, taraf markalarının kapsamındaki emtianın aynı veya benzer olmadığını, davacının tanınmış marka tescilinin hangi emtiada tanınmış marka olarak tescil edildiğinin belirlenmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin marka işlem dosyasında itiraza mesnet bir kısım markaların kullanılmadığına ilişkin def'i ileri sürdüğü, ancak dava aşamasında böyle bir def'i ileri sürülmediğinden davacıya ait markaların tescilleri kapsamlarında yer alan mal ve hizmetler bakımından kullanılıp kullanılmadıklarına bakılmaksızın markanın hükümsüzlüğü iddiasının değerlendirildiği, YİDK kararının iptali talebi bakımından ise marka işlem dosyasında ileri sürülen kullanmama def'i tahtında değerledirme yapıldığı, YİDK karar iptali davası bakımından davacının “...", "...", "... ... ...” ibareli markalarını, “Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri.” hizmeti bakımından kullandığı, dava konusu marka kapsamında yer alıp, dava konusu edilen emtia/hizmetlerin davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar kapsamlarında yer alan ve bilirkişi raporunda koyu ve altı çizgili olarak gösterilen hizmetler ile aynı/aynı tür olduğu, taraf markaları bütüncül karşılaştırıldığında; dava konusu markanın esas unsurunun “...” ibaresinden oluştuğu, davacı markalarının sadece “...” ibaresinden ya da “...” ibaresini içeren “...”, “...”, “...” kelimelerinden oluşan esas unsurlara sahip olduğu, davacının “...” kelimesi kapsamında seri markalar oluşturduğu, taraf markaları arasında ayniyet veya ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunmamakla birlikte, “...” ibaresinin ortaklığından dolayı markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğu, tarafların emtia sınıflarının ayniyet taşıdığı, davacıya ait markaların esas unsurunu oluşturan “...” ibaresinin ayırt ediciliğinin ve tüketici nezdinde akılda kalıcılığının yüksek olduğu, davalı başvurusunun davacının tescilli seri markaları arasına sızmış olduğu, bu hâlin öteden beri kullanılan davacı markalarının tüketiciler nazarında tesis ettiği imajın transferi sonucunu doğuracağı, karşılaştırılan markalar arasında ilgili tüketici kesimi nezdinde ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu, davacının TÜRKPATENT nezdinde yaptığı itiraz aşamasında ve dava dosyasında “...” markasının TÜRK PATENT nezdinde tanınmış marka olduğunu beyan ettiği, 27.05.2005 tarihli başvuru üzerine “...” ibaresinin T/... sayı ile tanınmış marka olarak tescil edildiği, davacının yayına itiraz dilekçesi ile birlikte olmasa da marka kullanımını ispat amacıyla çok sayıda haber görselini dosyaya sunduğu, davacıya ait markanın “Geçici konaklama hizmetleri” bakımından tanınmış marka olduğu, davacının tanınmış olduğu sektör ile dava konusu marka kapsamında 43. sınıfta yer alan “Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri” ilişkili/benzer hizmetler olduğu, davacının tanınmış olduğu sektör ile yakından ilişkili bu hizmetler için, dava konusu markanın kullanılması halinde, ilişkilendirme ve imaj transferi yoluyla davacının tanınmış markasının ayırt edicilik karakterine ve itibarına zarar verilmesi ve tanınmışlığından haksız yarar sağlanması ihtimallerinden en az birinin somut olayda mevcut olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalılar vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının “... ... & ... ...” ibareli marka başvurusu ile davacının "..." ibareli mesnet tescilli markaları arasında, biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede 6769 sayılı Sınai Mülkiye Kanunu'nun (SMK) 6/1 hükmü anlamında benzerlik bulunduğu, zira dava konusu markanın, esaslı unsurunu daha büyük punto ile yazılı “...” ibaresinin oluşturduğu, marka kapsamında yer alan diğer ibarelerin tanımlayıcı nitelikte olduğu, davacıya ait markaların ise, “...”, “...”, “...”, “...” gibi esas unsurlar ile tanımlayıcı nitelik taşıyan tali unsurlardan oluştuğu, davacının “...” kelimesi kapsamında seri markalar oluşturduğu, taraf markalarının “...” ibaresini ortak olarak içerdikleri, tarafların emtia sınıflarının ayniyet taşıdığı, davacıya ait markaların esas unsurunu oluşturan “...” ibaresinin, davanın konusunu oluşturan hizmetler bakımından herhangi bir anlam ifade etmediği, ayırt ediciliğinin yüksek olduğu, davacıya ait markanın “Geçici konaklama hizmetleri” bakımından tanınmış marka olduğunun doya kapsamında belirlendiği, davacının tanınmış olduğu sektör ile yakından ilişkili hizmetler için, dava konusu markanın kullanılması halinde ilişkilendirme ve imaj transferi yoluyla davacının tanınmış markasının ayırt edicilik karakterine ve itibarına zarar verilmesi ve tanınmışlığından haksız yarar sağlanması ihtimallerinin somut olayda mevcut olduğu gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, TÜRKPATENT YİDK kararının iptali ile hükümsüzlük taleplerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı harcın istek halinde ilgililere iadesine, 09.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.