MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2023/244 Esas, 2025/874 Karar
HÜKÜM: Davanın kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2019/421 E. - 2022/71 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının "..." markası ile 2014 yılından beri ... sektöründe bilfiil faaliyet gösterdiğini, ...'da ... sektörünün öncülerinden olup sektör içerisinde de bilindiğini, 3-4 ay önce yıllardır kullanmakta olduğu "..." markasını tescil ettirmek için başvuru yapmak istediğinde davalı şirketin tamamen ilgisiz ve haksız bir şekilde, kendisine ait olan "..." markasını kendi adına tescil ettirdiğini gördüğünü, davalının haksız ve kötüniyetli olarak anılan markayı tescil ettirmiş olduğunu, bu ibare üzerinde davacının gerçek hak sahibi olduğunu ve öncelik hakkının bulunduğunu, bu ibareye davacının ayırt edici nitelik kazandırdığını, davalının İstanbul merkezli bir şirket olup daha öncesinde ... pazarında herhangi bir faaliyet göstermediğini, ..., ..., ...,... gibi birçok marka tescili bulunduğunu ileri sürerek 2019/... sayılı davalı markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin kötüniyetli olmadığını, uzun yılllardır bu sektörde faaliyet gösterdiğini ve piyasada tanındığını, davacının anılan ibareyi markasal olarak yoğun biçimde kullanımının bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı itibarıyla "..." ibaresi üzerinde davacının gerçek hak ve öncelik hakkı sahibi olduğu, Türkiye'de ... sektöründe faaliyet gösteren ortalama 150 civarında işyeri veya kişi bulunduğu, davacının uzun yıllardır ... markası ile ... ilinde faaliyet gösterdiği gibi internet ve sosyal medya ortamında da ... markasına ilişkin tanıtım faaliyetlerinin olduğu, ... sektörünün Türkiye çapında az olması dikkate alındığında, davalı şirketin davacı markasından haberdar olduğu veya olması gerektiği, yine dosya içerisindeki belgelerden davalının ...,..., ... ve ... şeklinde şehir ve ilçe yanına ... ibaresi eklemek suretiyle çok sayıda tescilde bulunduğu, bu davranışın iyiniyetli bir davranış olarak değerlendirilemeyeceği şöyle ki bu eylemin bu illerde dedektörlük sektöründe faaliyet gösteren kişi veya kurumların bu unvan ve marka ile faaliyette bulunmasını engelleyici bir davranış olduğu, davacının gerçek hak sahibi olması ve davalı tescilinin kötüniyetli olması sebebiyle markanın tescilli olduğu tüm sınıftaki hizmet ve emtialar bakımından hükümsüzlüğü şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı adına tescilli 2019/... sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile gerçek hak sahipliğinin tespiti yönünden, markanın ilk olarak kullanılmaya başlanması yeterli olmayıp, markanın belli bir yer, bölge ve piyasada bilinir hale geldiğinin de ispatı gerektiği, tescilsiz marka sahibinin
kendisinden sonra yapılan tescilleri engelleyebilmesi veya hükümsüzlük davası açarak haksız
yapılmış tescilleri ortadan kaldırabilmesi için tescilsiz markanın kullanımla ayırt edici hale geldiğinin kanıtlanması gerektiği, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 5/1-c ve d bentleri hükümleri gereğince, coğrafi yer bildiren ibarelerin yanına getirilen ayırt edici eklerle tescilli mümkünken, coğrafi yer bildiren "..." ibaresinin yanına getirilen "..." ibaresinin, markanın kullanıldığı "..." emtiası yönünden ayırt edici olmadığı, davacının coğrafi yer bildiren ve doğrudan ürünün cinsini tanımlayan ibarelerin birlikte kullanımı ile ayırt edici olmayan bu ibare üzerinde önceye dayalı markasal hak elde edildiğinden bahsedilemeyeceği, SMK'nın 5/2 hükmü gereğince ibarelerin kullanım sonucu ayırt edicilik kazanması ve davacının gerçek hak sahipliği kazanabilmesi için yoğun tanıtım ve reklam faaliyeti sonucu ikinci bir anlam kazanması ve bu ibarenin davacı ile özdeşleşmesi, davacıya aidiyetinin ispatlanması gerektiği, dosya kapsamına sunulan delillerden, 2013-2014 yıllarından beri davacı tarafça "..." ibaresinin alan adı ve işletme adı olarak kullanıldığı anlaşılıyorsa da bu ibarenin davacı kullanımı ile ayırt edici hale geldiğinin ve ikinci bir anlam kazanarak marka olarak davacı ile özdeşleştiğinin ispatlanamadığı bu itibarla davacının bu ibare üzerinde gerçek hak sahibi olduğu yönündeki gerekçenin yerinde olmadığı, davacı tarafça cins vasıf ve coğrafi yer bildiren ibarenin önce kullanılması davacıya önceye dayalı hak vermemekle birlikte, dosya kapsamına sunulan delillerden, davalının da çeşitli il ve ilçe adları yanına "..." ibaresini ekleyerek tescil ettirdiği (...,..., ..., ... v.b.) bu arada "..." şeklinde davaya konu markayı da tescil ettirdiği, mahkemenin davalının davacı kullanımlarından haberdar olmasının beklenir olduğu, davalı tarafça yapılan tescilin iyiniyetli bir davranış olarak değerlendirilemeyeceği, bu tescilin ... ilinde ... ürününe ilişkin alanda faaliyet gösteren kişi ya da kurumların, faaliyetini engelleme amaçlı olduğu, tescilin kötüniyetli olduğu ve hükümsüzlük kararı verilmesi gerektiğine yönelik gerekçesinin ve kötüniyetli tescil nedeniyle hükümsüzlük kararı verilmesinin yerinde olduğu, davanın bu gerekçe ile kabulü gerekirken önceye dayalı gerçek hak sahipliği gerekçesi ile de kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kabulü ile davalı adına tescilli 2019/... sayılı "..." markasının hükümsüzlüğüne karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, önceye dayalı hak sahipliği ve kötüniyet iddiasına dayalı marka hükümsüzlüğü talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 12.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.