MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1132 Esas, 2025/439 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2020/101 E., 2022/287 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı ... İnş. Taah. ve .... Şti.'nin (... Ltd. Şti.) davalı bankadan ticari kredi kullandığını, kredi kullanılırken müvekkilinin genel kredi sözleşmesi ve bonoyu müteselsil kefil olarak imzaladığını, asıl borçlu şirketin hesaplarının kat edildiğini, müvekkilinin kefil olarak imzaladığı bonoya dayanarak müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin bononun düzenlenmesine neden olan temel borç ilişkisinden sorumlu tutulamayacağını, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borçla ilgili olarak şirket yetkilisi ve ortağı olmayan müvekkilinin şirketin borçlarının tamamından sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, kefalete ilişkin eş rızasının alınmadığını, ... geçersiz olduğunu, takip dayanağı bononun teminat senedi niteliği taşıdığını, kambiyo senedi niteliği bulunmadığını, bononun tedavül kabiliyetinin olmadığını, temel borç ilişkisini düzenleyen genel kredi sözleşmesinde geçerli kefaleti bulunmayan müvekkili yönünden dava konusu bononun bedelsiz kaldığını, müvekkilinin borçlu olduğu başka bir icra dosyasında müvekkiline ait arsanın satışı nedeniyle düzenlenen sıra cetveline bağlı kalınarak davalının müvekkili aleyhine başlattığı icra takip dosyasına müvekkili adına 130.891,64 TL ödendiğini, bu ödemenin istirdatı gerektiğini ileri sürerek müvekkilinin davalıya genel kredi sözleşmesine bağlı olarak verilen bono ve bonoya dayalı olarak başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitini, takibin iptalini, sıra cetveli sonucu icra dosyasına ödenen 130.891,64 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte müvekkiline iadesini, %20 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, takip dayanağı bonoda müvekkilinin yetkili hamil olduğunu, bononun teminat için verilmediğini, davacının müvekkiline borçlu olduğunu, davacının takip dayanağı bonodaki imzasını inkâr etmediğini, bononun tüm zorunlu unsurları taşıdığını, ... sözleşmesindeki şartların bonodaki aval için uygulanmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu icra takip dayanağı bononun davalı banka tarafından dava dışı asıl borçlu ... Ltd. Şti.'ne kullandırılan kredilerin teminatı olarak verildiği, asıl borçlu şirket ile davalı arasında imzalanan genel kredi sözleşmelerinde davacının müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu, eş rızasının alındığı, 01.09.2015 hesap kat tarihi (aynı zamanda bononun vadesi tarihi) itibariyle davalının asıl borçlu şirkete kullandırdığı kredi nedeniyle 818.209,81 TL asıl alacak, 1.297,14 TL gecikme faizi, 64,86 TL % 5 ... olmak üzere toplam 819.571,81 TL alacağının bulunduğu, ... limiti kapsamında davacının asıl borçlu şirketle birlikte toplam 819.571,81 TL borçtan davalı bankaya karşı sorumlu olduğu, icra takip dosyası dayanağı bonoda davacının aval veren konumunda yer aldığı, icra takibi nedeniyle davacının davalı bankaya 819.571,81 TL borçlu bulunduğu, davacının talep edilen 148,34 TL tutardan ise borçlu olmadığı, sıra cetveli sonucu dava konusu icra takip dosyasına davacının borcu için ödenen 130.891,64 TL'nin toplam borcun altında kaldığı, fazladan ödeme yapılmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, icra takip dosyası nedeniyle davacının davalıya 148,34 TL borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin menfi tespit talebinin ve istirdat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince dava konusu bononun teminat vasfı ile verildiğinin kabul edildiği, bu husus istinaf konusu edilmediğinden uyuşmazlık konusu olmadığı, uyuşmazlığın davacının dava konusu icra takip dayanağı bonoda aval sıfatıyla sorumlu olup olmadığı, bononun davalı ile dava dışı ... Ltd. Şti. arasında akdedilen genel kredi sözleşmelerinin teminatı olması nedeniyle bononun dava tarihi itibarıyla teminat vasfının devam edip etmediği, dava tarihi itibarıyla davalının bononun teminatı olan genel kredi sözleşmelerden kaynaklı bir alacağı bulunup bulunmadığı, alacak yok ise davacının borçlu olduğu miktarın ne kadar olduğu, istirdatı gereken bir miktar bulunup bulunmadığı hususlarından kaynaklandığı, dava konusu bononun tanzim tarihi olan 20.08.2013 tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 583 ve devamı maddelerinde düzenlenen ... geçerliliğine ilişki şekil şartlarının kambiyo senetlerindeki aval için uygulanamayacağı, bu sebeple dava konusu bonoda aval için davacının eş rızasına gerek bulunmadığı, mahkemece yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunun ayrıntılı ve denetime elverişli bulunduğu, bononun davacı ile dava dışı asıl borçlu arasında akdedilen genel kredi sözleşmelerinin teminatı olduğu, davacının bonoda aval sıfatıyla imzası bulunması nedeniyle avalist sıfatıyla borçtan sorumlu bulunduğu, dava tarihi itibarıyla bononun teminat vasfının 148,34 TL dışında devam ettiği gözetilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmediği gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava; bonoya dayalı olarak başlatılan icra takibi ve bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti ve istirdat istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu, özellikle avalistin teminat def'îne dayanamayacak olmasına, ancak bonoya ilişkin kısmî ödeme yapılmasına göre teminata ilişkin bu husus eleştirilmekle yetinilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 12.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.