MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/234 Esas, 2025/490 Karar
HÜKÜM : Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2024/177 E., 2024/838 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirket ortağı olduğunu, davalının 15.02.2024 tarihli genel kurul toplantısında bir sene önce sermaye artırımı yapılmasına rağmen yeniden sermaye artırım kararı alınarak tüm meblağın genel kurul kararından itibaren 15 gün içinde ödenmesine karar verildiğini, çoğunluk hissedarın müvekkilinin rüçhan hakkını kullanmasını engellemek amacıyla artırım bedelinin acil ödenmesi için gereklilik olmamasına rağmen dürüstlük kuralına aykırı şekilde sermaye artırımına katılımını ve rüçhan hakkını kullanımını kısıtladığını, sermaye artırımına ilişkin gerekli usullere göre hareket edilmediğini, ara bilançoların hazırlanmadığını, müvekkilinin şirketten alacağı bulunduğunu, şirketten herhangi bir kar payı almadığını, şirketin borca batık olduğuna ilişkin kararın hatalı olduğunu, iç kaynaklardan sermaye artırımı yapılması mümkünken dış kaynaklardan sermaye artırımı yapılamayacağını, davalı şirketin 24.01.2024 tarihli yönetim kurulu kararıyla 15.02.2024 tarihinde şirketin genel kurul toplantısının yapılmasına karar verildiğini, yönetim kurulu kararında şirketin borca batık halde olduğu, bu sebeple sermayenin 60.000,00 TL'ye çıkarılmasına karar verildiğinin belirtildiğini, yönetim kurulunun sermaye artırımına karar vermesinin yetki aşımı olduğunu, davalı şirketin müvekkiline gönderdiği e-mailde ve ilana ilişkin gazetede eski sözleşme maddesi ile tadil edilecek yeni sözleşme maddesine yer verilmediğini, sermaye artırımının nasıl yapılacağına ilişkin taslağın şirket ortaklarına bildirilmesi gerektiğini, genel kurula çağrının eksik ve hatalı yapıldığını, yönetim kurulunun ibrasının görüşülmesinde yönetim kurulu üyesinin kendi ibrasında oy kullandığını ileri sürerek; davalı şirketin 15.02.2024 tarihli genel kurul toplantısında 3, 4, 5 ve 6. gündem maddeleriyle alınan kararların iptaline, 24.01.20 24... .03.2024 tarihli (05.03.2024 tarihinde ilan edilen) yönetim kurulu kararlarının iptaline/butlanına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dava konusu gündem maddelerine ilişkin alınan kararlarda toplantı tutanağına geçirilmiş bir muhalefet şerhi bulunmadığını, genel kurul ve yönetim kurulunda alınan kararların usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu 24.01.2024 tarihli ve 1 numaralı yönetim kurulu kararında toplantı ve karar nisabında mevzuata aykırılık tespit edilmediği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 391. maddesindeki hallerin varlığının da belirlenmediği, 6102 sayılı TTK'nın 453. maddesine uygun olarak sözleşme değişikliği niteliğindeki sermaye artırımı kararıyla ilgili olarak ana sözleşmenin eski ve oluşacak yeni metinlerinin de bu kararda gösterilip ...'nde (...) ilan ettirilmediği, salt sermaye artırımına ilişkin açıklamaya yer verildiği, bu eksikliğin yönetim kurulu kararının batıl olması veya iptalini gerektirir bir durum olmadığı, çağrıya ilişkin bir eksiklik niteliğinde olduğu, koşulları olduğu takdirde, toplantıya katılmayan ortağa iptal davası açma hakkı verebileceği, davacının genel kurula katıldığı, o halde bu yönetim kurulu kararının iptali veya butlanı isteminin yerinde olmadığı, genel kurulda alınan kararların iptali isteminde davacının ortaklık sıfatını koruduğu ve hak düşürücü süre içerisinde işbu davayı açtığı, genel kurulun toplantı nisabında mevzuata aykırılık tespit edilmediği, tüm ortakların toplantıya katıldığı, dava dışı hakim ortağın, yönetim kurulu üyesi olduğu, ibra maddesi ile finansal tabloların görüşülmesi, ayrı madde olarak belirlendiğinden finansal tabloların oylamasında hakim ortağın oy kullanmasında kanuna ve sözleşmeye aykırı bir yön tespit edilmediği, davacı da salt karşı oy kullanmış olup, muhalefetini ayrıca ve açıkça yazdırmadığı, genel kurulda alınan 3 nolu kararın iptali isteminin reddi gerektiği, 4 nolu kararda faaliyet raporu ile ibra görüşülmüş olup, anılan bu karardaki faaliyet raporunun kabulünde yine hakim ortak yöneticinin oy kullanmasında usulsüzlük tespit edilmediği, davacı karşı oy kullanmasına rağmen muhalefetini belirtmediği, bilirkişi kurulu raporunun aksine, iki ortak olduğu, davacının ibrada karşı oy kullandığı, dava dışı yönetici kendi ibrasında oy kullanamayacağından ibra kararının karar sayısı itibariyle geçersiz olduğu, başka bir anlatımla yönetimin ibrasına ilişkin 4 nolu kararın karar nisabı itibariyle batıl olduğu, 5 nolu kararda toplantı ve karar nisabının yerinde olduğu, alınan kararda bir usulsüzlük bulunmadığı gibi davacının salt karşı oy kullandığı ve muhalefetini açıkça yazdırmadığı, bu kararın iptali isteminin de reddi gerektiği, 6 nolu sermayenin artırılmasına ilişkin kararda da toplantı ve karar nisabında bir usulsüzlük görülmediği, davacı karşı oy kullanmakla birlikte muhalefetini oy kullanmadan önce, başka bir ifadeyle peşin bildirdiğinden, oylama sonunda tekrar muhalefetini ayrıca ve açıkça yazdırmadığından, bu karara karşı da dava açma hakkı olmadığı, kaldı ki alınan kararda sermaye ihtiyacı bulunduğu ve davacıyı zararlandırma amacı taşımadığı, 02.03.2024 tarihli yönetim kurulu kararının alınması, tanınan süre ve yapılan işlemlerde de gerek kanuna gerekse sözleşmeye aykırılık tespit edilmediği, bu kararın iptali veya butlanını gerektirir bir durum görülmediği, davacının bu yönetim kurulu kararının iptali veya butlanı isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin 15.02.2024 tarihli genel kurulunda yönetimin ibrasına ilişkin 4 numaralı kararın batıl olduğunun tespitine, diğer istemlerin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; sermayenin artırılması üst başlıklı 6102 sayılı TTK'nın 456/3. maddesinde, sermaye artırımının genel kurul karar tarihinden itibaren 3 ay içinde tescil edilmesi gerektiği, aksi halde genel kurul kararının geçersiz hale geleceğinin hükme bağlandığı, dava konusu genel kurulda gündemin 6. maddesi ile alınan sermaye artırım kararının alındığı tarihten itibaren 3 aylık tescil süresi dolmadan 08.03.2024 tarihinde anılan kararın iptali talebiyle işbu davanın açıldığı, dava dilekçesinde yer alan ihtiyati tedbir talebi üzerine de mahkemece 3 aylık tescil süresi dolmadan 18.03.2024 tarihli ara karar ile sermayenin artırılmasına ilişkin 6. maddesiyle alınan genel kurul kararının yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verildiği, 27.11.2024 tarihli karar celsesinde ise, 18.03.2024 tarihli ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına hükmedildiği, dosyaya kazandırılan ... suretlerinden ihtiyati tedbir kararının kaldırıldığı tarihten itibaren 3 aylık tescil süresi içerisinde sermaye artırım kararının tescil edilmediği, hal böyle olunca istinaf aşamasında, davacı vekilinin istinaf dilekçesinde yer alan sermaye artırımına ilişkin kararın yürütülmesinin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir talebi, anılan maddenin iptaline yönelik talebi ile davalı şirketin rüçhan hakkını kullanmaya davete ilişkin 02.03.2024 tarihli yönetim kurulu kararının iptaline ilişkin davanın konusuz kaldığı, dava konusu toplantı tutanağının içeriğine göre gündemin 3. ve 5. maddesiyle alınan kararlar yönünden yapılan incelemeye gelindiğinde, davalı şirketin tüm hissedarlarının toplantıda temsil edildiği, 6102 sayılı TTK'nın 418. maddesine göre genel kurulların, bu kanunda veya esas sözleşmede aksine daha ağır nisap öngörülmüş bulunan haller hariç, sermayenin en az dörtte birini karşılayan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin varlığıyla toplanmasının gerekmesi karşısında toplantı nisabı sağlandığı gibi, anılan kararlar yönünden olması gereken karar nisabı toplantıda hazır bulunan oyların çoğunluğu yani yarıdan fazlasıyla verilmesi gerektiğinden anılan kararlar yönünden karar nisabında da ana sözleşmeye ve yasaya aykırılık bulunmadığı, bu durumda anılan kararların yokluk ve butlan müeyyidesine tabi olması söz konusu olmadığından iptalinin istenebilmesi için muhalefet şerhinin usulüne uygun olarak tutanağa geçirilmesinin zorunlu olduğu, anılan kararların görüşülmesine geçilmeden önce, davacı vekilinin karara ret oyu vermesinin gerekçelerini tutanağa geçirttiği, daha sonra gündemin 3. ve 5. maddesi görüşülüp maddelere ilişkin yapılan oylamada olumsuz oy kullandığı, 6102 sayılı TTK'nın 446. maddesi gereğince toplantıya katılan ortağın karara red oyu kullanarak söz konusu karara muhalif kalması ve bu hususun ayrıca zapta geçirilmesi gerektiğinden, oylama öncesi yapılan görüşmeler esnasında muhalefet şerhini tutanağa geçirmesi, daha sonra alınan karara karşı red oyu kullanmasının alınan karara muhalefet ettiği anlamını taşımayacağı, söz konusu muhalefetin peşin muhalefet niteliğinde olduğu, anılan maddelerin iptali davasında muhalefete ilişkin yasal koşulun gerçekleşmediği, İlk Derece Mahkemesinin anılan maddeler yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, istinaf aşamasında konusuz kalan gündemin 6. maddesiyle alınan sermaye artırım kararına ve davalı şirketin 02.03.2024 tarihli rüçhan hakkını kullanmaya davete dair yönetim kurulu kararına ilişkin açılan davada dava tarihi itibarıyla haklılık durumu incelendiğinde, anılan karar kanuna ve ana sözleşmeye aykırı olmadığından butlan koşullarının oluşmadığı, iptale ilişkin yapılan incelemede anılan kararda da davacı tarafından ret oyu kullanılmadan muhalefet şerhinin tutanağa geçirildiği, peşin muhalefet bulunduğu, olumsuz oy kullanıldıktan sonra davacının karara muhalefetinin bulunmadığı, muhalefet şerhine ilişkin anılan maddeye ilişkin iptal davasının yasal koşulları oluşmadığı gibi, anılan yönetim kurulu kararı yönünden de tanınan süre, yapılan işlemlerde kanuna ve sözleşmeye aykırılık bulunmadığından iptalinin/butlanının talep edilemeyeceği gözetildiğinde anılan maddeye ve anılan yönetim kurulu kararına ilişkin olarak davacının dava tarihi itibarıyla haklı olmadığı, öte yandan, dava konusu genel kurul toplantısının yapılmasına ilişkin çağrıya dair 24.01.2024 tarihli yönetim kurulu kararında kanuna ve ana sözleşmeye aykırılık bulunmadığından mahkemece davacının anılan yönetim kurulu kararının iptali ve/veya butlanına ilişkin talebinin reddine karar verilmesinin isabetli olduğu, dava konusu genel kurul toplantısının 4. maddesi ile ibrasına karar verilen yönetim kurulu üyelerinden birinin de ibra yönünde oy kullanan ve toplantıda temsilcisi ile temsil edilen 110.376 pay sahibi ... A.Ş. olduğu, bu durumda yönetim kurulu üyesi olan ... A.Ş. kendi ibrasında oy kullandığından 6102 sayılı TTK'nın 436/2 maddesindeki oy yasağına aykırı davrandığı, bu nedenle mahkemece ibra kararının batıl olduğunun tespitine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, sermaye artırımına ilişkin karar yönünden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin 15.02.2024 tarihli genel kurulunda; gündemin 6. maddesi ile alınan sermaye artırım kararına ilişkin dava ile davalı şirketin 02.03.2024 tarihli yönetim kurulu kararına ilişkin dava konusuz kaldığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, gündemin 4. maddesiyle yönetimin ibrasına ilişkin alınan kararın batıl olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin talep ile davalı şirketin 24.01.2024 tarihli yönetim kurulu kararının iptali/butlanına ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, anonim şirket genel kurul kararlarının iptali ile yönetim kurulu kararlarının butlanı ve iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 09.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.