MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/522 Esas, 2025/1113 Karar
HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 5. Asliye ... Mahkemesi
SAYISI : 2024/677 E., 2025/18 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin kurulduğu tarihten bu yana ortakları ve yönetim kurulu üyelerinin ..., ..., ... ve ... ...'dan oluştuğunu, ... ve ...'un şirketi münferiden temsile yetkili olduklarını, şirketin kurulduğu tarihten bu yana başka ortağı veya yönetim kurulu üyesi bulunmadığını, temsilci değişikliği veya devri yapılmadığını, buna rağmen 14.10.2024 tarihli sicil gazetesinin 1296 sayfasında sahte bir şekilde yönetim kurulu kararı varmış gibi, ... isimli kişinin şirketin yetkilisi olduğuna dair gerçeğe aykırı ilan yapıldığını, ilan metnine göre bu kararın bir yönetim kurulu kararı değil, ortaklar kararı olduğunun anlaşıldığını, ancak anonim şirketlerde ortakların genel kurul aracılığıyla iradelerini kullanabileceklerini, temsil yetkisinin yönetim kurulana ait olduğunu, buna rağmen sahte ve ortaklar kararı şeklinde alınan bir kararın yönetim kurulu kararı gibi incelenmeksizin tescil edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ...'ın sahte karar ve belgelerle imza sirküleri çıkartmak için 15.10.2024 tarihinde .... Noterliğine gittiğini ve durumdan şüphelenen noterin araması ile durumdan haberdar olunduğunu, şüphelinin işlemi yapamadan noterden kaçtığını, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı dosyasında yapılan soruşturmada...'ın tutuklandığını ve soruşturmanın devam ettiğini, anılan kişinin sahte şekilde düzenlediği .... Noterliğinin 10.10.2024 tarih ve ... yevmiye numaralı işlemi ile şirketi her türlü resmî kurumda temsile ilişkin bir vekalet düzenlediğini, bu kararın şirket ortakları tarafından alınmış bir kararmış gibi gösterilmek sureti ile sahte şekilde düzenlendiğini ve şirket ortağı olmayan ...'ın şirket ortağıymış gibi imza attığını, ... ...'ın isminin ... olarak yazıldığını, diğer tüm imzaların sahte olduğunu, .... Noterliğinin 04.11.2024 tarihli yazısından, aslında 10.10.2024 tarih ve ... yevmiye numaralı bir işlem bulunmadığı, suretteki kaşelerin noterliğe ait olmadığı, kaşedeki isimlerin noter veya çalışanı tarafından düzenlenmediğinin yani evrakın sahte şekilde hazırlandığının belirtildiğini, tescil isteyen kişilerce davalıya başvuru dilekçesi, görev kabul beyanı ve yönetim kurulu karar defteri sureti sunulduğunu, şüphelinin başvuru dilekçesinde, sunulan karara göre müdür olarak atandığını belirttiğini, oysa anonim şirketlerde yönetim kurulu belirlenirken, başkan ve üyelerin listesinin sunulacağı, müdür olarak atamanın anonim şirketlerde söz konusu olmadığı, buna rağmen ... Odası tarafından evrakların incelenmediğini, evrakların ekindeki sahte yönetim kurulu karar defterinin tasdikinde 274 47... şeklinde çift yevmiye numarası bulunduğunu, oysa karar defterinin açılışında tek yevmiye kaydı olması, alınan kararın tasdikinin ise ayrı bir yevmiye numarası olması gerektiğini, bu kayıtların da davalı tarafından incelenmediğini, yönetim kurulu karar defter kapağındaki müvekkili şirketin vergi dairesi, adresi, karar defterine ilişkin bilgilerin gerçeğe aykırı olduğunu, başvuru dilekçesinde müvekkili şirket adına düzenlenen sahte kaşede adresin "..." yerine "..." olarak yazıldığını, sahte işlemler hakkında davalıya başvuruda bulunularak 14.10.2024 tarihli ... Sicil ...'nin 1296 sayfasındaki ilanın kaldırılmasının talep edildiğini, ayrıca müvekkili şirketin, üçüncü kişiler ve şirketin zararına işlemler yapılmaması adına, genel kurul yaparak belirlenen yeni genel kurul kararının ve alınan yönetim kurulu kararın ilanın davalıdan talep edildiğini, ilan yapılması için davalıya sunulan kararlarda, ...'ın 10.10.2025 tarihine kadar münferiden şirketi temsile yetkili olduğu kararın sahte olduğu, kararın tescil ve ilanının yetkili kişilerce yapılmadığı, yok hükmünde olan bu kararın ve karar doğrultusunda ... Sicil ... gözüken görevinin şirketin korunması amacıyla sonlandırılmasının istendiğini, ancak davalının 16.10.2024 tarihli talebin aksine adeta ilgili kişiye daha önce verilen bir yetki ve görevin sona erdirildiği gibi ilan yapıldığını, davalının, bu tescili de tescil başvurusunun aksine ve başvuru ile ilgisi olmayan bir içerikle yayınlandığını, yapılan işlem ile ilanın üçüncü kişiler arasında karışıklık yaratacağını ve bir işlem yapılmış olması hâlinde müvekkilinin zor duruma düşüreceğini, ilgili ilanlar hâlen yayında olduğundan, ilgili kişinin sahte kararın alındığı 10.10.2024 ve ilanın yayınlandığı 14.10.2024 tarihinden 16.10.2024 tarihine kadar şirketin yetkilisi olarak göründüğünü, ilanların yayında olması nedeniyle riskin hâlen devam ettiğini, durumun öğrenilmesi üzerine müvekkilince banka, noter, tapu gibi yerlerde işlem yapılmasının önüne geçilmesi adına ihtarnameler göndererek...'ın müvekkili ile ilgisi olmadığını bildirdiğini, ihtarların gönderilmesi ve ilanların düzeltilmesi için ciddi masraf yapıldığını, ikinci ilanda belirtildiği şekilde sahte evrak hazırlayan...'ın görevinin sona erdirilmediğini, ilgili ilanın gerçek olmadığının ilanının istendiğini, davalının bu talebin aksine, ...'ın önceki görevinin sona erdirildiği şeklinde ilan yaptığını, bu durumun da 10.10.2024 - 16.10.2024 arasında...'ın yöneticiliğinden şirketin bilgisi olduğu ve yöneticiliğin 16.10.2024 tarihinde sona erdirilmiş gibi bir algı oluştuğunu, ilanın bu şekli ile kalması hâlinde müvekkilinin sahte belgelerle dolandırılma riski bulunduğunu, geriye dönük belgelerle müvekkili şirketin borç altına sokulabileceğinden ilk ilanın sicilden silinmesinin zorunlu olduğunu, ayrıca ikinci ilanın da talep edildiği şekilde tescil ve yayınlanmasının zorunlulu olduğunu, 14.10.2024 tarihli sahte ilanın kaldırılması ve 16.10.2024 tarihli ilanın içeriğinin düzenlenmesi talebi ile davalı ve ... Sicil ... Müdürlüğüne 18.10.2024 tarihinde ihtarnameler gönderildiğini, davalının cevabi ihtarnamesinde sicil müdürlüklerince tescil edilen olguların re'sen değiştirilmesi veya silinmesinin mümkün olmadığı, kararın iptalinin kesinleşmiş yargı kararı ile mümkün olduğu gerekçesi ile taleplerinin reddedildiğini, müvekkilinin zarara uğramaması ve üçüncü kişilerin müvekkilinin zararına işlem yapmaması için 14.10.2024 tarihli ilanın terkini ile 16.10.2024 tarihli ilanın terkini/değiştirilmesi suretiyle düzeltilmesi için dava açıldığını ileri sürerek, sahte olarak hazırlanan 14.10.2024 tarihli ilanın ... Sicili Gazetesinden terkinine, 14.10.2024 tarihli kararın kaldırılmaması hâlinde 16.10.2024 tarihli kararda "...'ın gorevinin sonlandırıldığına dair" kısmın da kaldırılmasına, aksi hâlde 16.10.2024 tarihli ve ... sayılı ... kaydının terkinine veya değiştirilerek ilanın müvekkili şirket tarafından alınan 16.10.2024 tarihli 2024/05 karar no'lu yönetim kurulu ve 16.10.2024 tarihli genel kurul kararları uyarınca yapılmasına, aksi takdirde 14.10.20 24... .10.2024 tarihli tescillerin yoklukla malul olduğunun tespitine ve tescilin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; tescil edilen hususların ilan edildiğini, tescil ve ilan edilen hususlar mahkeme kararı ile kaldırılsa dahi tescilin iptaline ve yok hükmünde olduğuna karar verilmeden tescilin ve tescil hükümlerinin ortadan kalkmayacağı hususunun davacıya bildirildiğini, şirket yetkilisinin ... hesabı üzerinden tescile tabi bilgileri doldurularak online ortama müvekkilinin hiçbir dahili olmadan bilgileri aktarıldığını, bu sürece müvekkilinin müdahale imkânı bulunmadığını, bu nedenlerle tescile tabi hususların ancak mahkeme kararı ile iptal edilerek ilanın ortadan kaldırılabileceğini, bu şekilde bir talep olmadan sadece ilan ile ilgili hüküm kurulacak ise muhatapın ... Sicil ... olduğunu, tescil ve ilan işleminin hukuka uygun olduğunu, sahteliğin uzman incelemesi olmaksızın çıplak gözle incelenerek anlaşılamayacağını, müvekkilinin bu konuda inceleme ve araştırma yükümlülüğü bulunmadığını, sahteliği iddia edilen ... başvurusunun bizzat şirket yetkilisi ... tarafından oluşturulduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafın iddiasının ... Sicil ... 14.10.2024 tarihinde yayınlanan ilanda... isimli kişinin şirket ortağı olmadığı, ilanda yapılan diğer imzaların ise sahte olarak atılmış olduğu hususlarına ilişkin olduğu, ... Sicil kayıtlarında yapılan incelemede ise şirket ortaklarının ..., ..., ... ... ve ... olduğu, ilanı yapılan kararda da bu kişilerin isim ve imzalarının olduğu anlaşıldığından ... Sicil Müdürlüğünün bu kişilere ait olan imzaların sıhhatini araştırma yükümlülüğünün bulunmadığı, ... Sicil Yönetmeliği'nin 22. maddesi gereği, şirket yetkilileri olarak gözüken bu kişilerin imzaları bulunan karara istinaden kendisine yapılan başvuruyu ilan etmek durumunda olup, yine bu kararın iptaline ilişkin 16.10.2024 tarihinde davacı şirketçe alınmış olan kararda ise 14.10.2024 tarihli ilanın gerçeğe aykırı olduğu şeklinde karar alınmış ise de bu kararın da ... sicil gezetesinde davacı şirketin talep ettiği şekilde yayımlanabilmesi için davacı şirketin ... Sicil ... 14.10.2024 tarihinde ... sayılı ilanı yapılan yönetim kurulu kararının iptalini sağladıktan sonra bu doğrultuda yeni ilan yapılması gerektiğinden ve ... sicil memurluğunun ilanları 6102 sayılı Türk ... Kanunu (TTK) ve ... Sicil Yönetmeliğine göre yapmış olduğu, ilanı yapılan yönetim kurulu kararındaki şirket ortaklarına ait imzaların sahteliğinin davacı tarafça mahkeme kararı ile ispatlanmadan davacı tarafın talep ettiği şekilde ilanı kaldırmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketle hiç bir ilgisi bulunmayan...'ın tamamen sahte şekilde düzenlemiş olduğu 10.10.2024 tarihli ve şirketin tüm ortaklarının katılımıyla alınan karar ile bir yıl süreyle şirket müdürlüğüne seçildiğine dair evrak oluşturulduğu, anılan kişinin bu sahte belge ile yine tamamen sahte şekilde .... Noterliğinin 10.10.2024 tarih ve ... yevmiye sayılı yönetim kurulu kararını oluşturduğu, anılan belgede bulunan yevmiye numarası ve noter imzalarının sahte şekilde atıldığının noterlik yazısından anlaşıldığı, sahte belge düzenleyen...'ın, sahteliği anlaşılabilecek şekilde düzenlenen bu belgeler ile 10.10.2024 tarihinde davalı kuruma tescil başvurusu yaptığı, tescil başvurusundaki imza ile müdürlük görev kabul beyanındaki imzaların her ikisinin...'a ait olmasına rağmen belgelerin farklı şekilde imzalandığı ve tescile eklenen yönetim kurulu karar defterinde iki farklı yevmiye numarası bulunduğu, bu tasdiklerin de sahte olduğu, ...'nin 14.10.2024 sayılı nüshasında sahte şekilde düzenlenen belgelerle ilan yapıldığı, sahte 10.10.2024 tarih, 2 sayılı yönetim kurulu kararının tescil edilerek...'ın 10.10.2025 tarihine kadar müdür olarak atandığı hususunun ilan edildiği, bu kararın yönetim kurulu kararı şeklinde olmayıp genel kurul kararı şeklinde olduğu ve şirket ortağı olmayan...'ın karara katıldığı, şirket ortaklarından ...'in isminin yanlış yazıldığı, Yönetim kurulunun 16.10.20 24... /5 sayılı kararı ile...'ın sahte işlemleriyle yapılan işlemlerin şirketi bağlamadığı, bu kişinin hiç bir şekilde şirket adına işlem yapamayacağı, buna rağmen Sicil Müdürlüğünde görülen kaydın tedbiren sonlandırılmasına karar verildiği, sahte belgelerle tescil başvurusunda bulunulmasına rağmen, belge ekinde sahte şekilde düzenlenmiş noterlik belgesi bulunduğundan, davalının araştırma yükümlülüğü bulunmadığı düşünülebilirse de şirket ortağı olmayan bir kişinin alınan kararda isminin bulunması, şirket müdürlerinden birisinin adının yanlış yazılması, noterlik belgesinin tamamen sahte şekilde düzenlenip hiç bir şekilde noterce düzenlenmediğinin açık olması, tescil talebi ile sahte görev kabul yazısında...'a atfen atılan imzaların farklı olması nedeniyle sicil müdürlüğünün yükümlülüklerini yerine getirmediği, davalının inceleme yönünden kusuru olduğu, davalının yaptığı işlemlerin usulsüz olduğu, sicil müdürlüğünün hafif kusuru ile de olsa, davacı şirketin ciddi zararlara uğraması ihtimali bulunduğundan, gerçek durumun tescil ve ilanının gerektiği, sahte şekilde alınmış olan bir kararın iptali için davacının dava açmasına gerek bulunmadığı, alınan karar, buna ilişkin noter işleminin tamamen sahte olup yok hükmünde olduğu, yok hükmünde olan bir belge ile tescil yapıldığı dikkate alındığında, ayrıca bu belgelerin yokluğunun tespiti için dava açılmasına da gerek bulunmadığı gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile davacının, 14.10.2024 tarih, ... sayılı, ... sayılı tescilin terkini ve yoklukla malul olduğunun tespiti isteminin reddine, davacının 16.10.2024 tarih, ... sayılı ... Sicil ...'nin 1450. sayfasındaki ... sayılı görev dağımındaki değişiklik başlıklı ilana yönelik terkin talebinin reddine, davacı şirketin 16.10.2024 genel kurul ve yönetim kurulu kararlarının tam metinlerinin, masrafı davacı tarafça karşılanmak kaydıyla, ... Sicil ...'nde aynen ilanınına karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, TTK'nın 34. maddesi uyarınca ... sicil memurluğu kararına itiraza ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine, 12.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.