MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/65 Esas, 2025/1001 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2024/987 E., 2024/1169 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... ...'in açtığı 2024/... E. sayılı dava dosyasındaki iddiaların haksız ve soyut iddialar olduğunu, davalının, şirketin diğer ortağı ve müdürüne yönelik ithamlarının gerçeği yansıtmadığını, şirket ortakları ve yöneticilerin hukuki ve cezai sorumluluğuna neden olabilecek tarzdaki girişimlerine müsaade edilmemesi üzerine anılan davayı açtığını, ... tarafından bir kısım ürünlerin satışının yapılarak vergi zıyaına sebebiyet verildiğine yönelik iddiaların asılsız olduğunu, ...'nun şirket müdürü olarak temsil ve yönetim yetkisini hukuka uygun şekilde yerine getirdiğini, şirket merkezininin ...'na ait ... ... aynı olmasının müvekkili ile...'in ortak kararıyla belirlendiğini ve bu durumun şirket işlerinin aksatıldığı ya da kötüye kullanıldığı şeklinde yorumlanamayacağını, şirket çalışanının, şirket müdürü ...'ın eşinin akrabası olmasıyla ilgili değerlendirmelerin haksız olduğunu ve şirketin feshi sebebi olarak gösterilemeyeceğini, şirket müdürü olarak ...'nun, şirketin diğer müdürü...'in katılımı olmaksızın şirket adına tek başına kararlar almadığını, davacı/karşı davalının şirket müdürü ...'na banka hesap şifrelerini vermeyerek, hesap ve harcamalar üzerinde denetim yetkisini engellediğini, şirketin iş ve işlemlerinde ticari gerekliliklere aykırı işlemler yapıldığını, ...'nun müdür ve ortak sıfatıyla bu duruma itiraz ettiğini, davalının eşit ortak olan müvekkiline karşı dürüst davranmadığını, müvekkilinin tasarımı için haksız yere kendi ürünü olarak tescil başvurusunda bulunduğunu, ... Ltd. Şti.'nin işleyişini ve faaliyetlerini engelleyebilmek, feshini sağlamak için suni gerekçeler ortaya atarak haklı olduğu algısı oluşturmaya çalıştığını, şirket müdürü olan...'in, şirkete karşı rekabet yasağını ihlal ettiğini, asıl davadaki fesih ve tasfiye talebinin haksız olduğunu, ...'in müdürlük görev ve yetkilerini kötüye kullandığını, şirkete verdiği zararların tazmini gerektiğini, müdürlük yetkisinin kaldırılması gerektiğini ileri sürerek, asıl davanın reddine, karşı davada... Ltd. Şti.'nin iki yetkili müdüründen biri olan asıl davada davacı ...'ın müdürlük görevinin tedbiren durdurulmasına, şirket müdürü ...'nun şirketi tek başına temsile yetkili kılınmasına, davacı/karşı davalının haklı nedenlerle şirket ortaklığından çıkarılmasına, şimdilik 10.000,00 TL şirket zararının davacı/karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, asıl davada davacı olan ortağın şirket ortaklığından çıkarılmasına ve sorumluluk davası kapsamında şimdilik 10.000,00 TL şirket zararının asıl davada davacı karşı davada davalıdan tahsiline karar verilmesinin istenilmesi üzerine İlk Derece Mahkemesince karşı davanın ayrılmasına karar verilmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; sunulan vekâletin şirket adına verilmediği, şirket yetkilisinin de işbu dava açısından pasif husumet ehliyetinin bulunmadığını, karşı davada ayrıca arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini, davalı şirketin dava dışı yetkilisi ve ortağı olan ...'nun sunduğu dilekçede yer verilen iddiaların neredeyse tamamına yakınının asılsız ve delilsiz olduğunu, davalı şirketin her iki ortağının aralarındaki husumetin ortaklığın devamını imkansız kıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dışı şirketin fesih ve tasfiyesine ilişkin asıl davadan ayrılan eldeki davanın, davalı ortak ve müdürün şirket ortaklığından çıkarılmasına ve şirkete verdiği zararların tazmini istemine ilişkin olduğu, davacı vekilinin dava dışı şirket ortağı davalının ortaklıktan çıkartılması için huzurdaki davayı açtığı, ortaklıktan çıkarma davasının ortak olunan şirket tarafından açılması gerektiği, bir ortağın diğer ortağın şirketten çıkartılmasına ilişkin dava açamayacağı gibi müşterek yetkili müdürün tek başına şirketi temsili yetkili olmaması nedeniyle şirketi temsilen bir avukata vekaletname veremeyeceği, ayrıca şirketin fesih ve tasfiye davalarında olduğu gibi iki ortaklı şirketlerde iki ortağın da davada, davacı-davalı olarak bulunmaları halinde dahi taraf teşkilinin sağlanamayacağı, davacının yine davalı aleyhine açtığı yönetici sorumluluğundan kaynaklanan tazminat davasının zorunlu arabuluculuğa tâbi olup davacı vekilinin bu dava ile ilgili olarak arabuluculuk son tutanağını dosyaya ibraz etmediği gibi arabuluculuğa başvurduğuna dair de bir beyanda bulunmadığı, bu davanın da arabuluculuğa ilişkin dava şartı noksanlığından reddi gerektiği gerekçesiyle, davacı ... tarafından açılan karşı davada; davalı aleyhine açılan ortaklıktan çıkarmaya ilişkin davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine, yönetici sorumluluğundan kaynaklanan tazminat davasının ise arabuluculuğa ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davada davacı ... ile karşı davada davacı ...'nun ...San. ve ....'nin %50'şer hisse ile ortağı oldukları, her ikisinin şirket ana sözleşmesi uyarınca birlikte temsil esasına göre atanmış müdür olarak görev yaptıkları, buna göre taraflardan hiç birinin tek başına şirketi temsil ve ilzam yetkisinin bulunmadığı, karşı davada asıl davadaki davacı ortağın şirket ortaklığından çıkarılması ve tazminatın talep edildiği, davaya ilişkin vekaletin ... tarafından şahsına ilişkin verildiği, talep edilen tazminatın şirkete ödenmesine ilişkin bir talebin bulunmadığı, şirketin müşterek temsili nedeniyle müdürlerden biri tarafından tek başına şirketin temsilinin mümkün olmadığı, bu hususun, dava dilekçesindeki talep sonucu, tazminatın şirkete ödenmesinin istenmemesi, diğer yöneticinin yönetim yetkisinin tedbiren kaldırılarak ...'a verilmesinin istenmesi ve davaya ilişkin vekaletin ...'ın şahsi vekaleti olması nedeniyle davanın şirket müdürü ve ortağınca açıldığının kabulünün gerektiği, belirtilen açıklama ve kabullere göre ...'nun davada taraf olması nedeniyle aleyhine hüküm kurulmasının yerinde olduğu, davanın şirket adına açılmaması nedeniyle yetkisiz temsile ilişkin araştırma yapılmasına ihtiyaç bulunmadığı, tazminat talebinin zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu, bir ortağın diğer ortağın şirket ortaklığından çıkarılmasını isteyemeyeceği, müşterek temsil yetkisi verilen iki müdürden birinin tek başına şirketi temsil edemeyeceği, ayrıca eşit ortaklık bulunduğuna göre diğer ortağın, ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin olarak da şirketçe bir karar alınmasının da mümkün görülmediği, bu davadaki talebin yetkisiz temsile onay verilerek düzeltilemeyeceği gerekçesi ile istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava davalı ortak ve müdürün şirket ortaklığından çıkarılmasına ve şirkete verdiği zararların tazmini istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. İlk Derece Mahkemesince karşı davanın tefriki ile ön inceleme yapılmaksızın davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmiş olması yerinde ise de, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Genel Hükümlerinin 6. maddesindeki "Anlaşmazlık, davanın konusuz kalması, feragat, kabul, sulh veya herhangi bir nedenle; ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse, bu Tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunur." hükmüne aykırı olarak İlk Derece Mahkemesi kararı ile davalı taraf lehine 30.000,00 TL maktu vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmektedir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bent uyarınca temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (4) numaralı bendinde yer alan “30.000,00-TL” ibaresinin çıkartılarak yerine “15.000,00 TL” ibaresinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 12.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.