MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/803 Esas, 2025/958 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/90 E., 2022/325 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 77 yıl önce ... Çarşısında temelleri atılan müvekkili şirketin çok sayıda mağazasında "..." ibareli markası ile hizmet vermekte olup markanın 1992 yılında tescil edildiğini, hal böyle iken davalı ... tarafından 2020/... başvuru numarası ile "mrş grup ... ... biber baharatları dolma baharatı sosu" markasının 30... . sınıflarda tescili talebinde bulunulmuş olup müvekkilinin tescil talebine yönelik itirazının Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından nihai olarak reddedildiğini, müvekkiline ait markanın esaslı unsurunu oluşturan "..." ibaresinin davalı markada aynen yer aldığını, davalı markada "..." ibaresinin önüne "z" harfi getirilerek oluşturulan" ..." markasında "z" harfinin herhangi bir fark yaratmadığını, markalar arasında görsel ve işitsel benzerlik bulunmasının yanı sıra, davalı markanın tescilinin istendiği 30... . sınıflardaki mal ve hizmetlerin müvekkilinin markasının tescilli olduğu sınıflarda aynen yer aldığını ileri sürerek 2021-M-263 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin babası ... ...'nun 1968 yılında memleketi Kahramanmaraş'ta baharat üretimine başladığını, müvekkilinin ikinci nesil olarak babasının başlattığı faaliyeti sürdürdüğünü, ülke içinde ve dışında aralarında resmi kurumların da bulunduğu çok sayıda kişiye satış yaptığını, "..." soyadının Kahramanmaraş'ta bilinen bir soy adı olduğunu, dolayısıyla müvekkilinin markasının bizatihi kendi köklü soy isiminin kullanılmasından ibaret olduğunu, müvekkilinin davacının iddia ettiği gibi "..." markasını taklit etmeye ihtiyacı bulunmadığını, markalardaki logolar, kullanılan renkler, fon ve yazı tipinin tamamen farklı olduğunu, görsel, biçimsel ve işitsel açıdan markalar arasında benzerlik bulunmadığı gibi müvekkilinin markasının tüketici nezdinde bütünüyle bıraktığı izlenim açısından davacıya ait markadan tamamen farklılaştığını ve müvekkilinin markasının "..." dışında pek çok ibareden oluşup bütünsel olarak değerlendirilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak davaya konu mal ve hizmetlerin hitap ettiği ilgili tüketici kesimi nezdinde benzer olduklarının söylenemeyeceği, dava konusu marka başvurusunun esas unsurunu oluşturan "..." ibaresinin bir bütün olarak algılandığı, markaları oluşturan kelimelerin hecelere veya harflere bölünerek incelenemeyeceği, daha önce davacıya ait "..." ibareli markaları gören, işiten, bu markalı mal ve hizmetlerden yararlanan ilgili tüketici kesiminin, daha sonra davaya konu "..." esas unsurlu markayı gördüğünde ya da işittiğinde, davaya konu mal ve hizmetlerden faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, bu markayı davacıya ait markalardan farklı bir marka olarak algılayacağı gibi marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı da kurmayacağı, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı, her ne kadar bilirkişi heyeti davacıya ait "..." esas unsurlu markalarının sektörel bilinirliği olduğu yönünde görüş bildirmiş ise de, dava konusu marka başvurusu umumi intiba olarak davacı markalarına benzemediğinden 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/5 hükmü koşulunun da somut olayda gerçekleşmediği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka ile ilgili YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 11.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.