MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1042 Esas, 2025/1137 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/150 E., 2023/43 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; ... ........... alışveriş sitesi üzerinden satıcı sıfatıyla doğrudan ya da aracı hizmet sağlayıcı sıfatı ile üçüncü kişi tacirlerin ürünlerini tüketicilere ulaştırması için gerekli alt yapı ve platform sağlanarak e-ticaret faaliyetlerinde bulunduğunu, tüketici nezdinde meşhur ve maruf bir şirket olduğunu, “...” ya da “...” ile başlayan çok sayıda tescilli markaları ile "...+..." ibareli seri markalarının bulunduğunu, davalının ... markaları ile karıştırılma ihtimali oluşturacak derecede benzer nitelikteki 2020/128398 sayılı "..." ibareli marka başvurusuna itirazlarının Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından nihai olarak reddedildiğini, başvuru markasının ... markaları ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, seri marka izlenimi yaratarak halk tarafından karıştırılmaya sebebiyet vereceğini, “...” kelimesinin kendileri tarafından ayırt edici karakteri yüksek bir ibare haline getirildiğini, bununla birlikte "... ...", "... ..." ibareli markalarının da bulunduğunu, “...” ibaresini 1998 yılından bu yana kullandıklarını, 2000 yılında bu ibareyle ilk markayı tescil ettirdiklerini, “.......” markasının TÜRKPATENT nezdinde T/... sayı ile tanınmış marka statüsünde olduğunu, dava konusu markanın tescili halinde tanınmış markalarının ayırt edici vasfının zedeleneceğini, bu markanın tesadüfen seçilmiş olduğunun düşünülemeyeceğini, markanın itibarından yararlanılmaya çalışıldığını, başvurunun kötüniyetle yapıldığını ve haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek YİDK’in 04.03.2022 tarih ve 2022-M-2048 sayılı kararının iptali ile 2020/128398 sayılı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı asıl, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının "...+..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "..." ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle özellikle markaların bütünselliği ilkesi de gözetildiğinde görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, davalı başvurusundaki "burda" ibaresi davacı başvurusunda "..." şeklinde yer alsa da bu ibarenin, ayırt ediciliği çok düşük olduğundan davalı başvurusundaki renk ve ... unsuru yanında "..." ibaresinin ayırt ediciliği ile birlikte bütünsellik açısından davacı markasından farklılaştırdığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden iltibasın bulunmadığı ve tanınmışlık koşulunun da oluşmadığı, kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, bir bütün olarak dava konusu “...+...” ibareli başvuru ile davacı şirkete ait "..." ve "..." ibareli itiraza mesnet markaları arasında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olmadığı, zira taraf markalarında ortak olarak yer alan "..." ibaresinin bir işaret zamiri olarak ayırt ediciliğinin güçlü olmadığı, bu ibare dışında karşılaştırılan markaları birbirine yakınlaştıran bir unsurun bulunmadığı, başvuruda davacı markalarından farklı olarak yer alan ... ve kelime unsurlarının yeterli ayırt ediciliği sağladığı, bu hale göre dava konusu marka başvurusunu gören tüketici/alıcıların bunun davacının itiraza mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu derhal ve ilk bakışta algılayabileceği, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 17.02.2025 tarih, 2024/2820 E., 2025/955 K. sayılı kararında "..." ibaresinin, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 13.03.2025 tarih, 2024/3416 E., 2025/1775 K. sayılı kararında "... ...+..." ibaresinin davacının itiraza mesnet markaları ile benzer bulunmadığı, tarafların marka işaretleri arasında benzerlik söz konusu olmadığından somut olayda tanınmışlık koşulunun gerçekleşmediği, diğer taraftan başvurunun kötüniyetle yapıldığının da ispat edilemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka başvurusuna itirazın reddine dair YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 12.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.