MAHKEMESİ :Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI :2023/880 Esas, 2025/1113 Karar
HÜKÜM :Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ :Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI :2022/139 E., 2022/251 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin sahibi bulunduğu "........" alışveriş sitesi üzerinden e-ticaret faaliyetlerini gerçekleştirdiğini, müvekkiline ait "... ...+..." ibareli marka başvurusunun 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 5/1-b hükmü uyarınca davalı tarafından reddedildiğini, oysa müvekkiline ait marka başvurusunun genel görünüm itibariyle ayırt ediciliği bulunan bir işaret olduğunu, söz konusu markanın müvekkili tarafından kullanıldığını, ayırt edicilik kazandırıldığını, zira, söz konusu markanın 1998 yılından beri hemen tüm markalarında kullanılan ve artık şirket ile özdeşleşen "turuncu" renk ve yine müvekkilinin seri markalarında kullanılan, tüketici nezdinde ayırt edici hale gelmiş olan "..." unsurunu içerdiğini ileri sürerek 2022-M-2238 sayılı Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu markanın kelime, renk ve ... unsurlarından oluştuğu, turuncu renk ile "... ..." ibaresine yer verildiği, bu ibarenin altında lacivert, turkuaz, kırmızı, turuncu, lacivert ve yeşil renklerden oluşan şerit şeklinde ince bir çizgiye yer verildiği, markanın genel görünümü itibariyle hemen ve ilk bakışta göze çarpan unsurun yukarıda yer verilen kelime unsuru olduğu, farklı renklerden oluşan şerit şeklindeki çizgi şeklinin markanın genel görünümü içinde tali planda kaldığı, markada yer alan kelime unsurunun İngilizce dilinde yazılmış olup İngilizce'nin, ülkemizde okul öncesi dönemden başlayarak yüksek okul düzeyine kadar eğitimi verilen ve bu nedenle ülkemizde en çok aşina olunan yabancı dil olduğu, dava konusu marka başvurusunun Türkçe anlamının; "Ticaretin dijitalleşmesine öncülük ederiz." şeklinde olup, söz konusu anlamı, davaya konu mal ve hizmetlerin hitap ettiği tüketici kesiminin bu anlamı ile algılayabileceği, bu ibarenin, ticari hayatta herkes tarafından kullanılabilen, marka olarak kimsenin tekeline verilemeyecek, bu nedenle somut ayırt edici niteliği haiz olmayan bir ibare olduğu, dava konusu marka başvurusunun genel görünümü itibariyle, davaya konu mal ve hizmetlerin hitap ettiği ilgili tüketici kesimi nezdinde hemen ve ilk bakışta marka algısı oluşturmayacağı, zira söz konusu marka başvurusunun "ayırt edicilik fonksiyonu"ndan yoksun olduğu, davaya konu mal ve hizmetlerin dijitalleşmesi, dijitalleşme ile teknolojinin getirdiği imkânlar sayesinde tüketiciye kolaylık sağlayacak özellikler barındırdığı şeklinde tasviri bir anlamının bulunduğu, bu nedenle söz konusu marka başvurusunun SMK'nın 5/1-b hükmü uyarınca mutlak tescil engeli barındıran bir işaret olduğu, dava konusu marka başvurusunun SMK'nın 5/2 hükmü uyarınca kullanım yolu ile ayırt edicilik kazandığı iddiasının da yerinde olmadığı, marka işlem dosyası ile sınırlı olarak yapılan incelemede, gerek "... ..." ibaresinin, gerekse bu ibarenin altında tali konumda bulunan ve yukarıda tasviri yapılan şerit şeklindeki çizgi unsurunun davaya konu mal ve hizmetler üzerinde, dava konusu marka başvuru tarihinden önce, yoğun ve sıkı bir şekilde kullanıldığı hususunun ispatlanamadığı, markanın genel görünümü içinde ... unsurunun tali konumda bulunması nedeniyle esasen kelime unsurunun yoğun ve sıkı kullanımının bulunduğu hususunun ispatlanmasının şart olduğu, ancak marka işlem dosyasında bu hususu ispatlayacak yeterli nitelik ve nicelikte delil bulunmadığı, bu nedenle, dava konusu marka başvurusunun kullanım yolu ile ayırt edici kılındığı iddiasının ispatlanamadığı, davacının önceki tarihli seri markaları bulunduğu iddiasının, dava konusu marka başvurusu bakımından müktesep hak oluşturacağı iddiasının yerinde bulunmadığı, davacının salt önceki tarihli seri markaları bulunduğu iddiasının, dava konusu marka başvurusunun SMK'nın 5/1-b hükmü uyarınca reddi işlemini bertaraf edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 11.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.