MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/235 Esas, 2025/897 Karar
HÜKÜM : Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/54 E., 2022/67 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin tanınmış "..." esas unsurlu markaların sahibi olduğunu, harcadığı emek ve koyduğu sermaye ile markasına ayırt edicilik niteliği kazandırdığı, davalının, davacı markasının ayırt edilemeyecek kadar benzeri olan "..." markasını adına tescil ettirdiğini, "..." markasının davacı tarafından ilk defa 31.01.1996 yılında tescil ettirildiğini ve 2011 yılında da ... markasının tanınmış marka olduğunun tespit edildiğini, davalının başka marka oluşturabilme imkanı varken davacı markasının aynısını adına tescil ettirmesinin kötüniyetin açık bir göstergesi olduğunu, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, tanınmış markaya yanaşma ve başka sınıflarda kullanma eylemlerinin markanın ayırt edicilik karakterinin bozulmasına yol açtığını, davacının terlik ve ayakkabı emtiasında kullanarak zaman yatırım ve emekle inşa ettiği imajı başka mallarda da kullanmak isteyebileceğini ileri sürerek davalı adına tescilli 2017/... sayılı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının 02.05.2007 tarihinden bu yana inşaat sektöründe faaliyet gösterdiğini, inşaat sektöründe üstlendiği ve bitirdiği büyük projelerle “...” ismini inşaat sektöründe güvenilir ve kaliteli bir marka olarak tanınır hale getirdiğini, davacının terlik ve ayakkabı sektöründe, müvekkilinin ise davacının çalıştığı sektörle hiç bir ilgisi bulunmayan inşaat sektöründe faaliyet gösterdiğini, ayrıca markaların benzemediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü ile davalı adına tescilli ... numaralı ... ibareli markanın 37. sınıfta tescilli "temizlik hizmetleri, dezenfeksiyon hizmetleri, haşere ilaçlama hizmetleri, temizlik araçları ve makinelerinin kiralanması hizmetleri, giysilerin temizliği, bakımı ve tamiri hizmetleri, ayakkabı, çanta, kemer tamiri hizmetleri" bakımından kısmen hükümsüzlüğüne, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının "..." markasının 37. sınıfta tescil edildiği, davacı markasının terlik emtiasında tanındığı, diğer markalarının 18... . sınıfta tescilli olduğu gözetildiğinde davalı markasının tescil kapsamındaki “Giysilerin temizliği, bakımı ve tamiri hizmetleri” ve “Ayakkabı, çanta, kemer tamiri hizmetleri”nde tescilinin, ilintili sınıflar olması nedeniyle davacı markasının tanınmışlığından doğan imaj transferinin mümkün olması nedeniyle davacı markasının tanınmışlığından haksız bir yarar sağlamasına ve davacının tanınmış ... markasının ayırt edici karakterine zarar vermesine sebebiyet verebileceği, ayrıca davalı markasının tescil edildiği “Temizlik hizmetleri; dezenfeksiyon hizmetleri; haşere ilaçlama hizmetleri; temizlik araçları ve - makinelerinin - kiralanması hizmetleri" her ne kadar davacı markasının tescilli olduğu mal ve hizmet sınıflarından farklı olsa da; davacının ... markasının ayak giysileri (terlikler) bakımından tanınmış marka olduğu ve ayak giysilerinin doğrudan sağlıkla bağlantılı bir ürün grubu oluşturduğu dikkate alındığında, davalının markayı bu tür temizlik ve haşere ilaçlama gibi sağlığa risk teşkil edebilecek hizmetlerde kullanmasının tüketici nezdinde sağlıkla ilgili olumsuz çağrışımlar doğurma ihtimali taşıdığı, bu olumsuz algı tanınmış markanın itibarı ve olumlu imajı üzerinde zarar verici etki oluşturabileceğinden söz konusu hizmetler bakımından 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/5. maddesindeki hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, ayrıca davalının inşaat sektöründe faaliyet gösterdiği, davalının 13.04.2011 tarihinde tescil edilen ticari unvanının ... ... ve ... olduğu, daha sonra davalı ...'un yetkilisi olduğu dava dışı ... Şirketinin ise 29.12.2016 tarihinde tescil edildiği ve bu unvan ile ticari faaliyetine devam ettiği, buna göre davalının 2011 yılından beri .../ ... ibaresini ticari ünvan olarak kullandığı, ticaret unvanının tescil tarihi itibariyle davacının markasının tanınmış marka olduğuna dair delil bulunmadığı, tarafların ticari faaliyetlerinin farklı sektörlerde yürütüldüğü, markalar arasında benzerlik mevcut olsa da davalının yukarıda belirtilen alt emtialar dışında davacının tanınmış markasından haksız yararlanmasının söz konusu olmadığı, tanınmış markanın ayırt edici karakterinin zayıflatılmasına ve itibar kaybına sebebiyet verilmediği, kötüniyetin ispatlanamadığı, sonuç olarak davalıya ait markanın kısmi hükümsüzlüğüne dair kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı ancak SMK'nın 6/1 hükmü yönünden mahkeme gerekçesinin düzeltilmiş olması nedeniyle yeniden hüküm kurulduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulü ile davalı adına tescilli ... numaralı ... ibareli markanın 37. sınıfta tescilli "temizlik hizmetleri, dezenfeksiyon hizmetleri, haşere ilaçlama hizmetleri, temizlik araçları ve makinelerinin kiralanması hizmetleri, giysilerin temizliği, bakımı ve tamiri hizmetleri, ayakkabı, çanta, kemer tamiri hizmetleri" bakımından kısmen hükümsüzlüğüne karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, 23.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.