MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/786 Esas, 2025/862 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 5. Asliye ... Mahkemesi
SAYISI : 2018/1433 E., 2021/1188 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 10.03.2026 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekilleri Av. ..., Av. ..., Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin dava dışı ....... A.Ş. tarafından tüketici, ..., sosyal güvenlik, vergi ve benzeri mevzuatlardan kaynaklanan yükümlülüklerden kaçınmak amacıyla "paravan şirket" olarak kurulduğunu, davalı şirket ile ... ... ... A.Ş. unvanlı şirket arasındaki ticari iş ve işlemlerin muvazaalı olduğunu, Bakanlık müfettişi tarafından hazırlanan 03.08.2017 tarihli inceleme raporunda davalı şirket hakkında fesih davası açılmasının tavsiye edildiğini ve bu hususta 26.10.2017 tarihli Bakanlık "Olur"unun alındığını ileri sürerek davalı şirketin 6102 sayılı Türk ... Kanunu'nun (TTK) 210 maddesi ve ... Şirketlerinin ... Bakanlığınca Denetlenmesi Hakkındaki Yönetmelik'in 9. maddesi uyarınca feshine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dilekçesi ekinde sunulan 03.08.2017 tarihli müfettiş raporu ve alınan bilirkişi raporları uyarınca davalı şirketin, ... unvanlı şirket tarafından paravan şirket olarak kurulduğunun tespit edildiği, devre mülk vaadiyle tüketicilerden ödemelerin alındığı; ancak cayma hakkını kullanmak isteyenlere ödemelerin iade edilmediği, ödeme alınan tüketicilere de herhangi bir hizmet sunulmadığı, tüketicilere devre mülk vaadiyle gerçeğe aykırı beyanlarda bulunulduğu, yapılan işlem ile kamu düzenine, işletme konusuna, şirket aracılığıyla devam edildiği anlaşılmakla 3. kişi konumundaki tüketicilerin muvazaalı olarak aldatıldığının tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne,davalı şirketin TTK'nın 210/3 hükmü uyarınca fesih ve tasfiyesine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava tarihi 07.12.2017 olup teftiş raporunun 03.08.2017 tarihli olduğu, TTK'nın 201/3 hükmündeki 1 yıllık sürenin başlangıcına esas davalı şirketin faaliyetlerinin, söz konusu rapor tarihi itibariyle öğrenildiğinin kabulü gerektiği, davacı Bakanlığın davalı şirket hakkındaki denetimlerini tamamlamadan fesih istemine esas faaliyetleri öğreneceğinden söz edilemeyeceği, davanın 1 yıllık hak düşürücü sürede açıldığı, davalı vekili, ... Şirketlerinin Gümrük ve ... Bakanlığınca Denetlenmesi Hakkında Yönetmelik'in 4. maddesine uygun hareket etmediğini; Bakanlığın, denetlemede eğer müvekkilinin bir eksikliği varsa gerekli önlemlerin alınması için müvekkiline bildirim yapması, süre vermesi ve aldığı sonuca göre dava açılıp açılmayacağına karar vermesi gerektiğinden davanın usule aykırı açıldığını savunduğu, söz konusu Yönetmeliğin "Denetimin amacı" başlıklı 4. maddesinde, Bakanlıkça yapılacak denetimin amacının, ... şirketlerinin Kanuna ve Kanuna dayanılarak çıkarılan düzenleyici işlemlere uygun işlem yapmalarını sağlamak olduğu; bu amaç doğrultusunda, Bakanlıkça ... şirketlerinin tüm işlemlerinin Kanuna ve Kanuna dayanılarak çıkarılan düzenleyici işlemlere uygunluğunun denetleneceği, uygunsuzlukların giderilmesi için rehberlik edileceği, hukuki sorumluluğu tespit edilenler de genel kurul gündemine alınıp görüşülmek üzere şirketin yönetim organına bildirileceği ve uygulamada ortaya çıkan aksaklıkların giderilmesine yönelik tedbirler alınacağının düzenlendiği işbu davada TTK'nın 210. maddesine göre yapılan ve giderilmesi imkanı bulunmayan tespit itibariyle fesih davası açılması öngörüldüğünden, anılan Yönetmelik hükmünün uygulanma imkanı bulunmadığı, Bakanlık müfettişi tarafından hazırlanan 03.08.2017 tarihli raporda, mahkemenin gerekçeli kararında belirtilen tespitler yapılarak, sonuç olarak dava dışı ... ...... A.Ş.'nin devre mülklerinin satışlarının, paravan şirketler olduğu iddia edilen davalı ... dava dışı.... Şti. ile ...şirketleriyle birlikte hareket edilerek yapıldığı, buradaki amacın özellikle devre mülk alan tüketicilere karşı yükümlülüklerin bertaraf edilmesi olduğunun anlaşıldığının belirtildiği, teftiş raporunda ve Mahkemece alınan bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere, davalı şirketin devre mülk satışı hizmeti verdiğini belirttiği dava dışı şirkete 2015-2016 yıllarında fazladan 36.664.994,95 TL ödeme yaptığı ve kendisini borca batık hale getirdiğinin anlaşıldığı, davalının bu ödemelerin sebebini yargılama aşamasında açıklayamadığı ayrıca Bakanlık teftiş raporunu doğrulayacak şekilde UYAP'ta yapılan araştırmada davalının, dava dışı (iflas sebebiyle tasfiye halinde) ... ... ... A.Ş., raporda zikredilen ... ... Ltd. Şti. ve diğer şirketler aleyhine devre mülk satın almış kişilerce çok sayıda sözleşmenin feshi ile tapu iptal tescil davası açıldığının görüldüğü, tüm bu bulgular dikkate alındığında davaya dayanak teşkil eden Bakanlık raporundaki tespitlerin TTK'nın 210/3 hükmü anlamında muvazaalı iş ve faaliyetlerde bulunduğu belirlenen davalı şirketin feshine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, davalı vekili istinaf dilekçesinde müvekkilinin borca batıklık durumundan kurtulduğunu ve ödemelerin dikkate alınmadığını savunmakta ise de söz konusu ve diğer hususların yukarıdaki tespitler karşısında davanın sonucuna bir etkisi bulunmadığı sonucuuna varıldığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, TTK'nın 210. maddesi uyarınca şirket feshi istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 12.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.