MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1046 Esas, 2025/1091 Karar
HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2015/162 E., 2022/65 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
1.Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı bankadaki ticari mevduat hesabından, müvekkili şirkette finans müdürü olarak çalışan dava dışı ...'ın iki yıl boyunca talimat evrakını bankaya faksla göndererek kendi banka hesabına para gönderilmesini sağladığını, davalının bu işlemleri gerçekleştirirken kimlik kontrolü ve ıslak imza teyidini yapmadığını, müvekkiline bilgi vermediğini, müvekkilinin usulsüz para aktarımını 16.01.2015 tarihinde öğrendiğini ve davalıya durumu ilettiğini, dava dışı ...'ın savcılığa şikayet edildiğini ve soruşturmanın devam ettiğini, söz konusu işlemlerde davalı bankanın mevzuata aykırı davranarak gerekli özeni göstermeksizin müvekkilinin mevduatındaki paranın hukuka aykırı şekilde aktarımını sağlaması nedeniyle zararın tazminine ilişkin kusursuz sorumluluğunun bulunduğunu ileri sürerek belirsiz alacak davası kapsamında fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 100.000,00 TL maddi tazminatın zarar tarihlerinden itibaren ayrı ayrı işleyecek mevduata uygulanan en yüksek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davacı vekili 17.10.2017 tarihli dilekçesi ile, maddi tazminat talebini 445.095,00 TL olarak ıslah etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili bankadaki davacı hesabının 03.09.2008 tarihinde açıldığını, hesabın açılışından itibaren yapılan işlemlerin bankaya davacının faksı aracılığıyla gönderildiğini ve şirket yetkililerinin imzalarını taşıyan talimatlar ile gerçekleştirildiğini, talimatların hiçbiri için takiben ve ayrıca ıslak imzalı örneklerinin gönderilmediğini ve teyit alınmadığını, davacıyla uzun yıllar boyunca oluşan güven ilişkisinin bu şekilde devam ettiğini, davaya konu işlemlerden sonra da hesaptan yapılan işlemlerin halen bu teamüle uygun olarak aynı şekilde gerçekleştirilmeye devam ettiğini, şirket yetkililerinin talebi üzerine interaktif bankacılık kanallarını kullandırma yetkisinin şirket çalışanı ....'ye tanındığını, talimatlar incelendiğinde imzaların hiçbir şüphe doğurmayacak şekilde firma yetkililerine ait olduğunun görülebileceğini, davacının çalışanını işe almadan önce gerekli araştırmaları yapması gerekirken yapmadığını, denetim mekanizması kurmadığını, kendi iç ilişkisindeki ağır kusurlu hareketlerinin varsa olumsuz sonucunu müvekkili bankaya yüklemeye çalıştığını, başka bir çalışanına interaktif bankacılık kanalı ile bakiye sorma için yetki alan davacının hesap işlemlerini sorgulamamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ve müvekkilinin gerekli özen yükümlülüğünü yerine getirdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasındaki bankacılık hizmetleri sözleşmesiyle açılan ticari mevduat hesabından, davacının çalışanı ... tarafından fotokopi talimatların faksla davalıya gönderilerek toplam 35 adet havale işlemiyle çalışanın hesabına 494.550,00 TL'nin aktarıldığı, davalının faks talimatlarından sonra davacıdan ıslak imzalı yazılı belge veya sözlü teyit almadığı, davalının 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı TTK) uyarınca müşterilerinden aldığı ve müşterilerine yazdığı yazıların aslını sıra numarasıyla deftere kayıt etmek ve saklamakla yükümlü olduğu, ancak somut olayda davacıdan faks asıllarının istenilmediği, taraflar arasındaki sözleşmede faks talimatıyla işlem yapılmasına dair bir düzenlemenin yer almadığı, söz konusu hesaptan davalı banka çalışanlarının davacı şirketin hastanelerinde yapılan muayenelerine ilişkin ücretlerin ödenmesi ve davacının başka bankalardaki hesaplarına havale yapılması dışında, üçüncü kişilere yapılmış herhangi bir ödeme olmadığı, dolayısıyla hesaptan faks talimatıyla işlem yapılmasına ilişkin taraflar arasında oluşmuş bir teamülden bahsedilemeyeceği, üçüncü kişilere ödemenin yapılmadığı bir hesaptan faks ile ödeme talimatı verildiği ilk anda davalı bankanın davacıdan teyit alması gerektiği, eğer bunu yapsaydı işlemlerin devam etmeyeceği, davacının zararının sınırlı olacağı, davacıdan üçüncü kişilere ödeme yapmadığı mevduat hesabını sürekli kontrol etmesinin beklenemeyeceği, davalının davacıyla arasındaki bankacılık sözleşmesi, bankacılık mevzuatı ve teamüllerine aykırı şekilde dikkat ve özen yükümlüğüne uymayarak zararın doğmasına %100 kusurlu eylemiyle sebep olduğu, davalının 494.550,00 TL'nin tamamını davacıya ödemesi gerekmekte ise de, ıslah dilekçesindeki taleple bağlı kalınması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile toplam 445.095,00 TL'nin her bir havale tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davaya konu talep bakımından davalının iddia ettiği gibi taraflar arasında hukuki ilişki haksız fiil değil bankacılık hizmet sözleşmesine dayalı olup 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 146. maddesine göre uygulanacak zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğu, davaya konu edilen işlemler 16.01.2013-18.12.2014 tarihleri arasında yapılmış olup 20.10.2017 ıslah tarihi itibariyle zamanaşımının dolmadığı, davaya konu havale işlemleri hesap sahibi davacının vermediği faks talimatlarına dayalı olarak yapıldığından davacının zarara uğradığı anlaşılmış ise de, zararın hastane işleten davacı şirketin finans müdürü olan ...'ın suç oluşturan eylemleri sonucu meydana gelmiş olması nedeniyle adam çalıştıran sıfatında olan davacının da çalıştırdığı kişiyi seçmede ve denetlemede üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmemek suretiyle özen yükümlülüğüne aykırı davrandığı, bu durumda, özen yükümlülüğüne aykırı davranan davacının olaydaki müterafik kusurunun belirlenerek, buna göre davalı bankanın sorumluluğu hususunda karar verilmesi gerektiği, davacı tarafın adam çalıştıran olarak, personelinin seçiminde ve denetiminde kusurlu olduğu, ayrıca iki yıllık süreçte hesabını denetlememesi nedeniyle zararın büyük oranda arttığı, davalı bankanın ise davacıyla arasındaki bankacılık işlemleri sözleşmesinde faks ile işlem yapılmasına dair bir düzenleme bulunmamasına rağmen, ıslak imzalı talimat olmadan fotokopi faks talimatlara istinaden, hesap sahibi davacıdan yapılan işlemler için teyit alması gerekirken bu hususu ihmal etmesi, bankacılık teamülü haline gelmiş faks talimatı aslını davacıdan istememesi ve talimat aslının gönderilmemesi halinde de benzer işlemleri yapmaması gerektiği gözetilerek, tekrar eden işlemler nedeniyle olayda kusurlu olduğu, olayın oluş şekli ve tarafların ihmal ettikleri davranışların zararın oluşuma etkisi birlikte değerlendirildiğinde tarafların eşit oranda kusurlu olduğu, davacının esasen olay nedeniyle uğradığı 494.500,00 TL toplam zarar miktarının 45.000,00 TL'sini dava dışı...'ya (eldeki davanın açılmasından sonra) 27.10.2015 tarihinde temlik ettiği, davacının sigortacısından tahsil ettiği bu miktarın zarar tutarından düşülmesi gerektiği, toplam zarar miktarının (494.500,00-45.000,00 =) 449.500,00 TL olduğu, ancak davacı davada toplam 445.095,00 TL üzerinden harç yatırmış olup, davalı bankanın da %50 kusur oranına isabet eden sorumluluk bedelinin (445.095,00/2=) 222.547,50-TL olduğu, davacının zararı EFT tarihlerinde doğmuş ve (akdin ihlali haksız fiil hükümlerine tabi olduğundan) davalı mütemerrit ise de; İlk Derece Mahkemesi kararı davacı tarafça istinaf edilmediğinden kararın kesinleşen bu kısmı yönüyle tekrar edildiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, 222.547,50 TL tazminatın her bir havale tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacı şirket çalışanı tarafından şirket yetkililerinin bilgisi ve izni dışında davalı banka nezdinde yapılan işlemler sonucunda uğranıldığı iddia olunan maddi zararın tazmini istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine, 23.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.