MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1665 Esas, 2025/1066 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/641 E., 2021/872 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile dava dışı asıl borçlu şirket arasında akdedilen 19.04.2016 tarihli 500.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesinin (GKS) davalı tarafından müteselsil kefil sıfatı ile imzalandığını, bu sözleşme ile dava dışı şirkete kredi kullandırıldığını, kredilerin geri ödenmemesi üzerine müvekkili banka tarafından tüm borçlulara ihtarname gönderilmesine rağmen borcun ödenmediğini, davalı borçlu hakkında .... İcra Dairesinin 2017/5656 sayılı icra takibi başlatılmış ise de davalının itiraz ettiğini ileri sürerek davalının haksız itirazının iptaline, icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; yetki, husumet ve zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 599. maddesinde belirtilen şartların gerçekleştiğini, müvekkilinin .... Noterliğinin 29.07.2016 tarihli ihtarnamesi ile kefaletten döndüğünü, davacı tarafından kefaletten dönme beyanına karşı herhangi bir itirazda bulunulmadığını, TBK'nın 594. maddesinde belirtilen bildirim yükümlülüğünün davacı tarafından yerine getirilmediğini, davacının bu bildirimde bulunmamasının, müvekkilinin TBK'nın 599. maddesi gereğince kefaletten dönmesini haklı kıldığını, müvekkilinin tek bir GKS ile tek bir kefaleti alınarak dört ayrı hesap oluşturulup borçlandırılmasının hukuka aykırı olduğunu, işbu davaya konu edilen her bir hesap ve borç kalemi ile alakalı olarak ayrı ayrı müvekkilinin bilgilendirilip kefaletinin alınması gerektiğini savunarak davanın reddini, kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; asıl borçlu tarafından kullanılan kredilerin kefalet rücu tarihinden önce olduğu, bu nedenle kefaletten rücu koşullarının oluşmadığı, ayrıca davalı sözleşme tarihi itibariyle evli olsa da borçlu şirketin yönetim kurulu üyesi olması nedeni ile eş rızası aranmayacağı, davacı tarafça dava dilekçesi ile takipten sonra araç satışı nedeni ile ödenen 57.445,00 TL'nin mahsubu sonucu bakiye 115.427,01 TL'ye yönelik itirazın iptalinin talep edildiği, davacı tarafça takibe konu kredilerden hangisi için ne miktarda asıl alacak talep edildiği hususunda net bir açıklama yapılmadığı, bilirkişi tarafından düzenlenen raporda davacının alacak miktarının tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne; davalı tarafından .... İcra Müdürlüğü'nün 2017/5656 E. sayılı takip dosyasına yapılan itirazın takip talebinin bir no.lu bendinde belirtilen ve hükümde numaraları gösterilen krediler yönünden 115.427,01 TL asıl alacak yönünden iptaline, takibin 115.427,01 TL asıl alacak ve bu alacağa 29.03.2017 tarihinden itibaren alacak tamamen ödeninceye kadar işleyecek %48 oranda temerrüt faizi ve %5 oranında gider vergisi işletilmek üzere devamına, 23.085,40 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı 29.07.2016 tarihinde kefaletten döndüğünü, dolayısıyla kefil sıfatıyla sorumluluğunun bulunmadığını ileri sürmekte ise de davalının kefil olduğu GKS kapsamında rücu ihtarından önce 27.04.2016 tarihinde asıl borçlu şirkete kullandırılaran taksitli kredi ve kredili mevduat hesabı (KMH) nedeniyle borcun doğduğu, kefaletten rücu koşullarının oluşmadığı, TBK'nın 594. maddesi kapsamında, asıl borçlunun iflas ettiği ya da konkordato başvurusunda bulunduğuna dair bir iddia ileri sürülmediği gibi sözleşmenin devamı sırasında bankanın kefili bilgilendirme yükümlülüğünü ihlal ettiğine dair bir delil de bulunmadığı, davalının, davacı bankadan asıl borçlu hakkında alacağın muaccel hale getirilmesi ya da asıl borçluya karşı dava ve takip haklarını kullanması için talepte bulunmadığı, alacağın kat ihtarıyla muaccel olmasının akabinde takiplerin başlatıldığı anlaşılmakla somut olayda TBK'nın 601. maddesinin uygulanma koşullarının bulunmadığı, GKS'nin imzalandığı tarihte davalının asıl borçlu şirketin yöneticisi olması nedeniyle eş rızasının aranmayacağı, ... geçerlilik koşullarını taşıdığı, icra takip tarihi itibariyle zamanaşımının dolmadığı, davalının mükerrerlik iddiası konu ettiği takibin, rehinli takip olduğu, dava konusu icra takibinin tahsilde tekerrür olmamak üzere başlatıldığı, davalı tarafça her bir kredi için ayrı ayrı kefalet imzası alınması gerektiği ileri sürülmüş ise de çerçeve GKS'deki kefalet imzasının asıl borçluya bu GKS kapsamında kullandırılan kredilere kefalet limiti dahilinde teminat sağlaması için yeterli olduğu, taraflarca imzalanan GKS'nin I.10 maddesinde, müşterinin temerrüdü halinde, bankaca tespit edilmiş en yüksek kredi faiz oranının yıllık %50 fazlası olarak hesaplanacak oranda temerrüt faizi uygulanacağının düzenlendiği, bilirkişi tarafından bankaca talep edilen faiz oranının sözleşme hükmüne uygunluğunun belirlendiği, dava dışı asıl borçlunun davacı bankadan kullandığı 3 adet taksitli ticari nedeniyle davacının takipteki talep miktarları da dikkate alınarak takip tarihi itibariyle 162.334,91 TL asıl alacak, 5.639,68 TL işlemiş faiz, 281,98 TL ... olmak üzere toplam 168.256,57 TL alacak hesaplandığı, TCMB tarafından belirlenen faiz oranları üzerinden hesaplanarak KMH alacağının da ilave edilmesi ile takip tarihi itibariyle bankanın davalıdan 168.256,57 TL+11.116,89 = 179.373,46 TL alacağı bulunduğu, rehinli takipten gelen 57.545,00 TL satış bedelinin intikal ettiği 29.03.2017 tarihine kadar 8.008,52 TL işlemiş faiz ve 400,43 TL ... ilavesiyle ödeme tarihi itibariyle toplam 186.065,57 TL alacaktan 57.545,00 TL ödemenin düşülmesi ile bankanın bakiye 130.237,41 TL alacağı bulunmakta olup davacının dava dilekçesindeki talebi ile bağlı kalınarak karar verilmesinin yerinde görüldüğü gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe davalı kefil tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin karara yönelik davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2.Davalı, dava dışı... Sanayi ve ... Şirketi ile imzalanan genel kredi sözleşmesinin müteselsil kefilidir. Kredi sözleşmesinin temerrüt faizi başlıklı I.10 maddesinde; müşterinin borcunu ödemeyerek veya GKS'nin VI. maddesinde belirlenen temerrüt hallerinden birinin gerçekleşmesi nedeniyle temerrüde düşmesi halinde, temerrüdün doğduğu tarihten fiili ödemeyi gerçekleştirdiği güne kadar işleyecek Banka'ca tespit edilmiş en yüksek kredi faiz oranının yıllık %50 fazlası olarak hesaplanacak oranda temerrüt faizi ödeyeceği şeklinde düzenlendiği ve açık bir faiz oranının olmadığı görülmüştür.
30.04.2019 tarihli bilirkişi raporu ve itirazlar üzerine alınan 16.05.2020 tarihli bilirkişi ek raporunda, Bankaca TCMB'ye bildirilen faiz oranı listesine ve temerrüt faiz oranına ilişkin sözleşme hükmüne göre %48 temerrüt faiz oranının uygulanacağı bildirilmiş ve kabul edilmiş olup İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi raporu doğrultusunda Merkez Bankası'na bildirilen ve krediye fiilen uygulanmayan temerrüt faizi oranı esas alınarak karar tesis edilmiştir.
Ancak Dairemizin yerleşik ve istikrarlı uygulaması çerçevesinde Mahkemece, bilirkişiye banka kayıtları üzerinde gerekirse yerinde inceleme yetkisi tanınarak davacı Bankanın takibe konu aynı tür kredi/krediler için temerrüt tarihinde fiilen uyguladığı faiz oranı/oranları tespit ettirilip fiilen uygulanan ya da TCMB'ye bildirilen faiz oranı/ oranlarından hangisi daha düşük ise temerrüt faiz oranına ilişkin sözleşme hükmünün düşük olan orana göre uygulanması ile talep edilebilecek temerrüt faiz oranı belirlenip buna göre hesaplama yaptırılarak varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması ve bu hükme yönelen istinaf başvurusunun esastan reddi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 23.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.