MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/777 Esas, 2025/986 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
SAYISI: 2022/210 E., 2023/57 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2019/... sayılı "... ... ... ..." ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, davalı şirketin 2014/..., 2016/.. "... ...", "... ..." markalarını gerekçe göstererek yaptığı itirazın kısmen kabulüne karar verilerek müvekkilinin marka başvurusunun kısmen reddedildiğini, bu ret kararına karşı müvekkilin yeniden inceleme taleplerinin Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunca (YİDK) kabul edilmediğini, söz konusu marka seçiminin müvekkilinin 2009 yılında ... inşaatı ile ilgili çalışmaları başlatması üzerine inşaat alanında bulunan tarihi eserlerden kaynaklandığını, müvekkili otelinin tarihi eserlerin müzecilik faaliyetleriyle sergilenmesiyle birleştirilen bir projeye dayandırıldığını, “... ...” konsepti ile bu konseptin bulunduğu yeri ifade eden “... ... ... ... ...” ibaresinin ortaya çıktığını, davalı yanın kısmi redde mesnet alınan markalarının müvekkili faaliyetlerinden çok daha sonraki tarihlere dayandığını, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve ...Müdürlüğü’nün 26.01.2011 tarih ve 6723 sayılı kararında müvekkilinin 2009 yılında ... inşaatı yapımı sırasında ortaya çıkan arkeolojik eserler nedeniyle "... ..." konseptinin müvekkili açısından uygun olduğu yönünde karar tesis edildiğini, "... ... (... ...)" ibaresinin, verilen hizmetin bir niteliğini belirtmek için otelcilik sektöründe yaygın olarak kullanıldığını, hizmetin doğrudan niteliğinin gösterilmesi amacı taşıdığını ve tanımlayıcı bir ibare olduğunu, kısmen redde mesnet alınan markalar ile müvekkilinin marka başvurusu arasında karıştırılma ihtimalinin varlığından söz edilemeyeceğini, markalar arasında görsel, işitsel ve anlamsal olarak hiçbir benzerliğin bulunmadığını, figuratif unsurların varlığı ile tescil edilebilir olduğunu ileri sürerek TÜRKPATENT YİDK'in 2022-M-2329 sayılı kararının iptalini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkili adına tescilli ... ... ibaresinin tescil edildiği mal ve hizmetler yönünden tanımlayıcı olarak nitelendirilemeyeceğini, müvekkilinin Kapadokya bölgesinde turizm alanında önemli rol almış bir şirketler grubu olduğunu, müvekkilinin “... ...” ibaresini 2002 yılından itibaren ticari faaliyetlerinde aktif ve yoğun şekilde markasal olarak kullandığını ve markasını uluslararası düzeyde belirli bir tanınırlığa ulaştırdığını, müvekkili şirketin 2002 yılından bu yana turizm işletmesi belgesine sahip olduğunu ve otelini "... ..." adıyla işlettiğini, ayrıca "....tr" ve "..." alan adlarının da sahibi olduğunu, markalarının yapı ve diziliş itibariyle ayırt edicilik taşıdıklarını, müvekkilinin 2002 yılından itibaren süren ticari ve markasal kullanımları neticesinde bilinirlik kazandığını, markanın geçici konaklama hizmetlerine ilişkin olarak tanımlayıcı olmadığını,“...” kelimesinin geçici konaklama hizmetleri ile aynı ya da benzer bir hizmeti ifade etmediğini, ... otelin resmi ve gayri resmi olarak bilinen bir ... türünü ifade etmediğini, başvuruya konu marka ile müvekkili adına tescilli markaların halk tarafından karıştırıldığını, davacı markasında “...” ve “...” kelimelerinin “... ...” ibaresinin yanında kullanılmasının markayı farklı ve ayırt edici hale getirmediğini, aksine tüketici nezdinde davalı markasının, müvekkili markasının “... Şubesi” olduğu izlenimi oluşturduğunu, davacı tarafın kötüniyetli olduğunu ve bu karışıklıktan faydalanmak suretiyle "... ..." markasının bilinirliğinden faydalandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 2019/15187 sayılı "... ... ... ..." ibareli davacı markası ile 2016/75147 sayılı "... ..." davalı markası arasında görsel, işitsel ve anlamsal açıdan benzerlik olduğu; zayıf ibareye ek unsurların taraf markalarını yeterli düzeyde farklılaştırmadığı, davacı markasının kapsadığı “43. Sınıf: 43/02 Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri.” bakımından taraf markalarının hizmet listelerinin aynı/aynı tür hizmetlerden oluştuğu, dolayısıyla taraf markaları arasında işbu hizmetler bakımından 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1 hükmü kapsamında iltibas ihtimali bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf markalarının ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira gerek dava konusu başvurunun gerekse redde mesnet markaların asli unsularının "... ..." ibaresinden oluştuğu, dava konusu başvuruda yer verilen "..." ibaresinin başvuruyu davalı markalarından uzaklaştırmadığı gibi davalı otellerinin ...'daki şubesi algısını yarattığı, "... ..." ibaresinin 43.2 sınıf hizmetler bakımından bir ... konseptini tanımladığı, ayırt ediciliğinin zayıf olduğu söylenebilecek ise de davalının bu ibareye ilgili sınıfta kullanımla ayırt edicilik kazandırdığı, başvurunun tescil edilmek istendiği mal ve hizmetlerin redde mesnet markaların kapsamında da yer aldığı, bu nedenle SMK'nın 6/1. hükmü koşullarının başvuru kapsamındaki tüm mal ve hizmetler yönünden gerçekleştiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava,YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 23.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.