MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/532 Esas, 2025/682 Karar
HÜKÜM : Yeniden hüküm kurularak davanın kısmen kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI: 2020/613 E., 2024/840 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili ve davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilli ...'ın hamilelik sürecinde ... Hastanesinde hekim olarak çalışan davalı Dr. ... tarafından muayene ve takip edildiğini, ... ismini verdikleri bebeğin ... sendromlu ve kalbinde üç adet delik/parlaklık ile dünyaya geldiğini, ... bebeğin troid hormonlarının istenilen düzeyde çalışmadığını, gözlerinde şaşılık ve pek çok rahatsızlığının da bulunduğunu, ... sendromu ve diğer rahatsızlıkların tespit edilmemiş veya öngörülmemiş olmasının doktorun genel olarak kötü uygulama yaptığı, gebelik takibini gerektiği gibi ve yeterince yerine getirmediği sonucunu verdiğini, davalı doktor tarafından müvekkillerine hamilelik sürecinde sürekli olarak bebeğin sağlık durumunun çok iyi olduğunun ifade edildiğini, herhangi bir sorun veya sorun olma ihtimalinden hiç bir zaman bahsedilmediğini, hamilelik takibinin davalı doktor tarafından yeterli ve olması gerektiği gibi yapılmadığını, somut olayda alınması gereken testler ile amniyosentez sıvısı gibi yöntemlerin tavsiye edilmediğini, eğer doktor tarafından gebelik yeterli ve olması gerektiği gibi takip edilse idi müvekkillerinin gebeliği sonlandırma kararı verebileceklerini, doktorun Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası kapsamında davalı ...Ş.'nin sigortalısı olduğunu, dolayısıyla davalıların müvekkillerinin uğradığı maddi ve manevi zarardan davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmaları gerektiğini ileri sürerek şimdilik bebek ... bakımından sürekli iş gücü kaybı tazminatı 1.000,00 TL ve yaşam boyu bakım giderleri 1.000,00 TL olmak üzere toplam 2.000,00 TL maddi ve 200.000,00 TL manevi tazminatın, anne ... bakımından 100.000,00 TL manevi tazminatın, baba ... için 100.000,00 TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalı ... şirketi poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere) tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacı annenin ilk kez beş haftalık gebeyken müvekkiline muayene olduğunu, bir ay sonrasına ikili tarama testi için davacının gelmesi gerektiğinin söylendiğini, müvekkilinin çağrısına rağmen davacı ...'ün ikili tarama testi için zamanında müvekkiline başvurmadığını, davacı annenin ... Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yapılan ikili tarama testinin normal çıktığını, bu durumda davacı anneye üçlü ya da dörtlü tarama testi önerilmediğini, davacı ...'ün eşinin ailesinde tavşan dudak anomalisi olduğunu müvekkili doktor ...'a belirttiği, müvekkilinin bunun üzerine "tüm gebelerin %1-3 oranında anomalili bebek doğurma ihtimalinin olduğu, ultrason ile bebekteki anomalilerin hepsinin görülmediği, genetik geçişli hastalıkların ve kromozom hastalıklarının bazılarının ultrasonda bulgu vermeyeceği, özellikle izole damak yarığı, konjenital kalp hastalıkları gibi bazı yapısal anomalilerin de en iyi ellerde en iyi ultrason cihazlarıyla dahi tespitinin her zaman mümkün olmadığı, bazı genetik hastalıkların tanısının amniosentez gibi genetik tanı testleri ile konulabileceği" yönündeki bilgileri gebe ve eşine verdiğini, davacı gebenin, müvekkili doktora "bebeğinde anomali olması durumunda bile gebeliği sonlandırmayı düşünmediğini, %0.1 olasılıkla olsa bile düşük yapma ihtimali olduğundan dolayı amniosentez gibi bir girişimsel işlemi kabul etmeyeceğini" belirttiğini, ayrıca genetik geçiş gösteren kalıtsal hastalıkların çoğunun ultrasonografik muayene ile saptanmasının mümkün olmadığı konusunda yazılı olarak bilgilendirildiğini, gebenin 20, 26, 31, 34... . haftalarda muayene ve kontrollerinin müvekkili tarafından yapıldığını, bu süreç zarfında davacı ...'ün, gebelikten önce mevcut olan guatr hastalığının takibinin de davalı hastanenin dahiliye polikliniğinde yapıldığını, müvekkilinin davacı anneyi son olarak 35... günlük gebe iken gördüğünü, doğumun ... Eğitim ve Aaraştırma Hastanesinde yapıldığını, müvekkiline sorumluluk yüklenemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde; dava konusu olayda tıbbi uygulama hatası bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
3.Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde; sigortalı hekimin ve dolayısıyla müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğu için hukuki şartların oluşmadığını, dava konusu olayda tıbbi uygulama hatasının bulunmadığını, günümüz koşullarında ... sendromunun anne karnındayken tarama testleri ile kesin olarak tespitinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamında Adli Tıp Kurumu 7. İhtisas Kurulundan rapor alındığı, raporda davalı hekimin herhangi bir kötü uygulaması olmamakla beraber, yapılan ikili tarama testinin düşük riskli geldiği, riskin düşük olması durumunda prenatal genetik tanı testleri önerilmesinin standartlar içerisinde olmadığı, ileri seviye testlerin düşük ve enfeksiyon gibi riskleri barındırdığı, riskin düşük çıktığı somut olayda anne sağlığına veya bebeğin hayatına olumsuz etki etme ihtimali bulunan ileri seviye testin önerilmesinin standartlara aykırılık teşkil edeceği, riskin düşük çıkmasına rağmen ilgili hekim tarafından aydınlatılmış onamın alınmasının gerekmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile gebelik takibi yapan hekim tarafından gerekli tarama testlerinin önerilmesi ve tarama testleri hakkında hastanın aydınlatılması gerektiği, ... ... anne karnında tespitine yönelik olarak gerekli olan tarama ve tanı testleri bakımından usulünce aydınlatıldığı ispatlanamadığından ve davacı anne ve babanın gerekirse gebeliği sonlandırma imkanı elinden alınmış olduğundan doktor ... tarafından tıbbi kötü uygulamada bulunulduğunun kabulü gerektiği, 2827 sayılı Kanunun 5/2 hükmüne göre yapılacak rahim tahliyesinin kadının iznine bağlı olduğu, bu bakımdan doktorun, rahim tahliyesi gerektiren hususları açıklama ve aydınlatma yönünden anneye karşı yükümlülüğünün bulunduğu nazara alındığında, rahim tahliyesi konusunda bir hak ve imkanı bulunmayan çocuğa karşı bu bakımdan aydınlatma yükümlülüğü bulunmayan doktorun davacı ... ... bakımından bir tıbbi kötü uygulamasının bulunmadığı, bu nedenle ... ... yönünden maddi ve manevi tazminat davasının reddine karar verilmesinde ise bir isabetsizlik görülmediği, davacı anne-baba davalının kusurlu eylemi nedeniyle stres ve üzüntü duyduklarından manevi zararın oluştuğunun kabulü ile davacı anne-baba yararına uygun bir manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği, dava konusu olayın sigorta poliçesi kapsamında kaldığı gerekçesiyle davacılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davacı ... ...'ın maddi ve manevi tazminat davasının reddine, davacı anne ...’ın manevi tazminat davasının kabulü ile poliçe limitleriyle sınırlı olmak üzere 100.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans esasına göre hesaplanan temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacı baba ...'ın manevi tazminat davasının kabulü ile poliçe limitleriyle sınırlı olmak üzere 100.000,00 TL manevi tazminatın davanın açıldığı tarihten itibaren işleyecek avans esasına göre hesaplanan temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karar, davacı ... vekili ve davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, tıbbi kötü uygulama nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tahsili istemine iliişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-b hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre, davacılar ... ve ...'ın manevi tazminat talebi toplam 200.000,00 TL olup Bölge Adliye Mahkemesince davanın kabulü ile anılan her bir davacı için ayrı ayrı 100.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine karar verilmiştir. Davalıların temyiz ettiği kabul edilen miktar 200.000,00 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL’nin altında kaldığından davalılar vekillerinin temyiz isteminin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.SONUÇ: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalılar vekillerinin temyiz isteminin REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacı ...'a yükletilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istekleri halinde ilgililere iadesine, 23.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.