MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1714 Esas, 2025/842 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2022/687 E., 2023/644 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 10.03.2026 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalılardan ...'ın .... İcra Dairesi'nin 2021/.... E. sayılı dosyası ile müvekkiline karşı kambiyo takibi başlattığını, müvekkilinin alacaklı görünen şahısların kim olduğunu dahi icra takibini inceledikten sonra öğrendiğini, davalıları tanımadığını, davalı ...'ın ifadesinde, "...'i tanımadığını, senedi kendisinin düzenlemediğini, senedi ...'nun hazırladığını" ifade ettiğini, kişisel bilgileri ele geçirilerek senedin düzenlendiğini, kargo dolandırıcılığı yönteminin uygulandığını düşündüklerini ileri sürerek müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, senedin ve takibin iptaline, bonodaki alacak miktarının %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyetli takip tazminatının takip alacaklısı davalı ...'dan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; uyuşmazlığa konu bonoda davacının keşideci, diğer davalı ...'ın ... olduğunu, dosyaya konu bonoda ya da icra takibinde müvekkilinin hiçbir sıfatı bulunmadığını, davaya konu alacak kambiyo senedinden kaynaklanmakla senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıran veya azaltan hukuki işlemlerin kesin delillerle ispatı gerektiğini savunarak davanın reddi ile tazminat istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının icra hukuk mahkemesine imza itirazında bulunduğunu, imza itirazı kapsamında imzanın takip borçlusuna ait çıktığını, davacı takip borçlusunun başkaca bir dosyada alacaklı olan kişileri müvekkili ile ilişkilendirmeye çalışmasını kabul etmediklerini, müvekkilinin davacının bahsettiği kişileri ilk kez bu dava dilekçesi ile öğrendiğini, davacı tarafın takibe konu bononun müvekkiline tesliminin bononun düzenleme tarihinden bir yıl sonra olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu iddiasının kendi öznel düşüncesi olduğunu savunarak davanın reddi ile tazminat istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamına uygun, denetime elverişli Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi raporunda, dava konusu bonodaki düzenleyen imzasının davacının eli ürünü olduğunun tespit edildiği, soruşturma aşamasında Cumhuriyet Savcılığı tarafından ve İstanbul 26. İcra Hukuk Mahkemesi'nde görülen davada alınan imza incelemesine ilişkin raporda da senetteki imzanın davacının eli ürünü olduğunun belirlendiği, her üç imza incelemesi raporunun birbiriyle uyumlu olması göz önüne alındığında davacı tarafça bonolardaki imzaya yönelik itirazın ispatlanamadığı ve imzaya itirazın haksız olduğu, bu haliyle dava konusu bonolardaki düzenleyen imzasının davacının eli ürünü olduğunun sabit görüldüğü, davacı tarafça ayrıca senetteki yazılara da itiraz edilerek senedin sahtecilik yoluyla düzenlendiği iddiasında bulunulmuş ve senetteki yazıların davacının eli ürünü olmadığı, senedin birden fazla kalem kullanılarak düzenlendiği Adli Tıp Kurumu raporu ile tespit edilmiş ise de, dava konusu bononun anlaşmaya aykırı şekilde doldurulduğuna yönelik iddianın yazılı delille ispatlanması gerekirken davacı tarafça bu hususu ispata elverişli delil dosyaya sunulmadığı gibi yapılan ceza soruşturması sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, inceleme konusu senedin imzalardan faydalanılarak oluşturulduğuna dair bulgu tespit edilemediği, senedin sahtecilik yapılmak suretiyle düzenlendiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davalı ...'a yönelik açılan davanın reddine, uygulan tedbirden dolayı takip konusu senet bedelinin (2.125.000,00 TL'nin) %20'si oranında tazminatın davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine, dava konusu senette hak sahibi olmayan ve icra takibinde taraf sıfatı bulunmayan davalı ...'ya yönelik davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince alınan Adli Tıp Kurumu raporunda, dava konusu bonodaki düzenleyen imzasının davacının eli ürünü olduğunun tespit edildiği, senedin imzalardan faydalanılarak oluşturulduğuna dair bulgu tespit edilemediği, senedin sahtecilik yapılmak suretiyle düzenlendiğinin ispatlanamadığı, bononun boş olarak verilmesi mümkün olup bonoyu alan kişinin lehdar hanesine kendi ismini veya kendisinin borçlu olduğu başkasının ismini yazarak fiilen ona devretmesinin mümkün olduğu, senetten doğan hakların senedi elinde bulundurana ait olduğu, senedin sonradan doldurulmasının veya farklı kalem kullanılmasının geçerliliğine engel teşkil etmeyeceği, dava konusu bononun anlaşmaya aykırı şekilde doldurulduğuna yönelik iddianın yazılı delille ispatlanması gerekirken davacı tarafça bu hususu ispata elverişli delil sunulmadığı, İlk Derece Mahkemesince senedin lehtarı davalı ... yönünden davanın esastan reddine, dava konusu senette hak sahibi olmayan ve icra takibinde taraf sıfatı bulunmayan davalı ... yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, bonodan dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe
1.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına, dava konusu senette davalılardan ...'nun herhangi bir sıfatının bulunmaması nedeniyle anılan bu davalı hakkında pasif husumetten ret kararı verilmesinin isabetli olmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin karara yönelik davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2.Dava konusu bonoda, davacı ... düzenleyen, davalı ... ... olarak yer almakta olup senet nakden kaydını taşımaktadır.
Takip alacaklısı, bono lehtarı ... soruşturma aşamasında verdiği 23.08.2021 tarihli ifadesinde, bonoyu düzenleyen ...'i tanımadığını, ticari ilişkisi olmadığını, senedi kendisine para alacağı olan diğer davalı ...'nun teslim ettiğini belirtmiştir. Davaya cevap dilekçesinde de aynı savunmada bulunulmuştur. Kambiyo senetleri sebepten mücerret olsa da, senette düzenleyen ile ... arasında bir temel ilişkinin bulunduğu ve bu temel ilişkiye dayalı olarak senedin verildiği kabul edilmektedir. Senedin şekli görünüşüne uygun, düzenleyen ile arasındaki temel ilişkiyi açıklama zorunluluğu bulunmayan ... davalı ..., mücerretlik ilkesi gereğince beyanda bulunma zorunluluğu bulunmamasına rağmen keşideci ile aralarında herhangi bir ticari ilişki olmadığını ifade etmiştir. Bu beyan ile düzenleyenin senet lehtarına herhangi bir temel borç ilişkisinin bulunmadığı ispat edilmiştir. Açıklanan bu çerçevede davacı, düzenleyen ...'in davalı, ... ...'a bonodan dolayı borçlu olmadığı kabul edilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması ve bu hükme yönelen istinaf isteminin Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine,
peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 12.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.