MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/600 Esas, 2025/776 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/427 E., 2023/996 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 10.03.2026 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ...ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının 2008-2013 yılları arası müvekkili şirkette çalıştığını, davalının müvekkili şirketi borçlandıracak şekilde beheri 300.000,00 USD olan borç senedi tanzim ederek icra takibine koyduğunu, söz konusu senetlerin sahte olduğunu, müvekkili şirketin davalıya böyle bir borcu olmadığını, 2009 yılında 10 yıl sonrasına ait senet düzenlenip vade tarihi olarak bu kadar uzun süre belirlenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, senetlerde imzaların sahte olabileceği gibi boş kağıda atılan imzaların senede dönüştürülmüş de olabileceğini ileri sürerek müvekkili şirketin toplam tutarı 900.000,00 USD olan senetlerden kaynaklı olarak davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalıya ödemek zorunda kaldığı 45.000,00 USD tutarın karşılığı olan 273.150,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; 2000-2008 yılları arasında.... Şti. unvanlı şirkette kardeşi ile birlikte civata ve trifon üretimi yapan müvekkilinin 2008 yılında TCDD'nin kapsamlı bir ihalesini kazandığını, söz konusu ihaleyi kazanan müvekkilinin davacı şirketin ortağı ve yetkilisi olan ... ile tanıştırıldığını, ...'nın önerisi üzerine daha önce kendi şirketinde üretimini yapmış olduğu malzemelerin davacı şirkette üretilmesi ve pazarlanması konusunda anlaşma yaptığını, ilgili sürecin devamında birlikte şirket kurulması konusunda mutabık kalındığını, müvekkilinin daha önce kendi şirketinde bulunan üretim makineleri ve personelleri davacı şirkete devrettiğini, ... ile resmi olarak ortak şirket kurulamaması üzerine müvekkilinin davacı şirkette çalışan olarak gösterildiğini, müvekkilinin davacı şirketin elde ettiği kârın paylaştırılması talebi üzerine şirket yetkilisi ... tarafından 01.06.2009 tarihli taahhütname verildiğini, söz konusu taahhütnamede yazılı olan 3 adet senedin de aynı gün tanzim edilerek müvekkiline teslim edildiğini savunarak davanın reddini ve %20 tazminatın davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafça, davacı şirket yetkilisi tarafından imzalanan taahhütname ve 3 adet senede dayalı takip başlatıldığı, davacı tarafça beyaza atılan imzanın üstünün sonradan doldurulması suretiyle oluşturulan senetler nedeniyle borçlu olmadığının iddia edildiği, Adli Tıp Kurumu'ndan alınan 02.03.2021 tarihli rapor ile taahhütname ve senetlerdeki imzaların davacı şirket yetkilisine ait olduğunun tespit edildiği ancak belgelerin imzadan faydalanılarak sonradan oluşturulup oluşturulmadıkları hususunda bir tespite gidilemediği, ... Üniversitesi ... Tıp Fakültesi Adli Tıp ve...'nden alınan 03.01.2023 tarihli raporda ise, şirket kaşesi üzerindeki imzaların boş belgelere atıldığı, her dört belgedeki imzalar üzerine üç adet senet metni ile bir adet taahhütname metninin lazer yazıcıda yazdırılması sureti ile mevcut biçimlerinin oluşturuluş olmasının kuvvetle muhtemel olduğunun belirlendiği, dava konusu senetlerde ihdas nedeni bulunmadığı, senet elinde olan davalı tarafından bu senetlerin 01.06.2009 tarihli taahhütname kapsamında verildiği iddia edilmiş ise de, ispat yükü üzerinde olan davalının yazılı belge ile iddiasını ispatlayamadığı, yemin deliline de dayanmadığı, davacı asil tarafından e-imzalı olarak 05.09.2022 tarihinde gönderilen kabul beyanının sahte vekaletname kullanılarak alınan e-imza ile gönderildiği iddiası üzerine, e-imzanın vekaletname ile alındığı tespit edilmekle vekaletnameyi düzenleyen .... Noterliğinden vekaletnameye ilişkin belgelerin istendiği, vekaletnamenin .... Noterliği tarafından düzenlenmediği belirtildiğinden itibar edilmediği gerekçesiyle davanın kabulü ile ....... İcra Müdürlüğünün 2019/16641 E., 2019/16208 E., 2019/19521 E. sayılı takip dosyaları nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, ....... İcra Müdürlüğünün 2019/16208 E. sayılı takip dosyasında davacı tarafından yatırılan 273.150,00 TL'nin 14.06.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan istirdatı ile davacıya ödenmesine, davacının koşulları oluşmayan tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, taraflarca istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, ... Üniversitesi ... Adli Tıp ve ...Müdürlüğü tarafından düzenlenen raporda, davaya konu takip dayanağı 3 bononun ve davalının bonoların ihdas nedeni olarak dayandığı taahhütnamenin, boş belgedeki imzalar kullanılarak oluşturulduğunun tespit edildiği, davalının bonoların ihdas nedenine ilişkin olarak dayandığı iddiasını ispatlayamadığı, hükme esas alınan raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, davalının takip yapmakta kötüniyetli olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı tarafça temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, menfi tespit ve istirdat talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 10.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.