MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/147 Esas, 2025/739 Karar
HÜKÜM : Davanın kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ... ... numaralı tescilli markaların sahibi olduğunu, müvekkilinin tescilli markalarında “...” ibaresinin yanı sıra, ... "P" harfinin esas unsur olarak kullanıldığını, markalarında “...” kelimesinin markanın üst kısmında büyük harf karakterleri ile, fakat markanın diğer ana unsurunu oluşturan ... “P” harfinin ise daha baskın bir biçimde tertip edildiğini, markalara asıl karakterini veren ana unsurun ... “P” harfi olduğunu, davalı adına 2009/... sayı ile tescilli “... ... ... ...+... P ...” markasının müvekkilinin markaları karıştırılma ihtimali olduğunu ileri sürerek davalının 2009/... sayı ile tescilli “... ... ... ...+... P ...” markasının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu markanın tescil tarihinden itibaren 5 yıl içinde dava açmayan davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını, tarafların markaları arasında, bütüncül izlenimde benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, davalının davaya konu markasının, davacı markalarından daha sonra tescil edildiği, söz konusu markanın, görsel olarak davacının seri markaları ile benzer bulunduğu, her iki tarafın markalarında da esas unsurun, ön plana çıkartılan ... "P" harfi olduğu, "P" harfinin yazım şekillerinin de benzerlik gösterdiği, her iki tarafın markalarının aynı mal sınıfı için tescil edildiği, markaların karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, dava tarihinde yürürlükte bulunan 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 42. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, sessiz kalma suretiyle hak kaybının gerçekleşmesinin, sonraki tarihli marka sahibinin iyiniyetli olmasına bağlı olduğu, davalı markasının davacıya ait markaların esas unsurunu oluşturan ... "P" harfini içerdiği, davalının "...", "..." ve "... ..." seri markalarını üç ayrı koldan tescil ettirdiği, tüm markaların davacıya ait markaların esas unsurunu oluşturan ... "P" harfini içerdiği, bu nedenlerle davalının marka tescillerinin kötüniyetli olduğu sonucuna varıldığı, sessiz kalma yoluyla hak kaybının söz konusu olmadığından, davanın süresinde açıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı adına tescilli ... numaralı "...+ ... P ..." markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalı adına 34. sınıfta tescilli 2009/... başvuru numaralı, 01.07.2011 tescil tarihli "... ..." markasının hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosyadaki yazılara, Bölge Adliye Mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 373/3 hükmü uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
V. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 24.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.