MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1985 Esas, 2025/864 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2024/442 E., 2024/750 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıdan 45.000,00 USD alacaklı olduğunu, davalının borcuna karşılık olarak müvekkiline üç adet senedi cirolayarak teslim ettiğini, senedin vade tarihinde ödenmemesi üzerine ödememe protestosu çekildiğini, buna rağmen davalının borcunu ödememesi üzerine davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından şikayet istemli açılan davada mahkemece zamanaşımı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiğini, takibe konu senedin zamanaşımına uğraması halinde davada kambiyo hukukuna ilişkin hükümlerin uygulanamayacağını, bu sebeple 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 33/a bendi gereği işbu alacak davasını açma zarureti hâsıl olduğunu, davalının, dava konusu senet üzerindeki imzasını inkar etmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10,00 USD'nin fiili ödeme günündeki kur üzerinden TL karşılığının senet vade tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu takip dayanağı bonoların zamanaşımına uğrasalar bile kambiyo senedi niteliğini haiz olduğundan görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, takip dayanağı bonolardan kaynaklanan alacağın takip kesinleştikten sonra zamanaşımına uğradığını, müvekkili tarafından takip dayanağı bonolara dayalı alacağın takip kesinleştikten sonra zamanaşımına uğraması nedeniyle icranın geri bırakılması talepli açılan davada icranın geri bırakılmasına karar verildiğini, kararın istinaf ve temyiz aşamalarını geçerek kesinleştiğini, müvekkilin davacı tarafa başkaca bir borcu bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın açıldığı tarih itibarıyla zorunlu arabuluculuğa başvurulmadığı, bu dava şartının yasanın emredici düzenlemesi karşısında sonradan tamamlanabilir bir eksiklik olarak kabulünün de mümkün olmadığı, dava öncesi arabuluculuk nihai tutanağı mevcut olmadığından dava şartı eksikliğinin bu aşamada giderilemeyeceği gerekçesiyle dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava zamanaşımına uğrayan bonolara dayalı alacak istemine ilişkin olup davacının dava dilekçesinde temel ilişkiye değil, zamanaşımına uğrayan bonoya dayandığı, bononun kambiyo senetlerinden olup 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlendiği, anılan Kanun'un 5. maddesi uyarınca, bu kanunda düzenlenen hususlardan doğan davaların mutlak ticari davalardan olduğu, davacı vekilinin davanın ticari dava olmadığına ve asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğuna dair istinaf nedeninin yerinde görülmediği, dava ticari dava niteliğinde alacak davası olup zorunlu arabuluculuğa tabi olmasına rağmen davacının dava öncesinde bu dava şartını yerine getirmediğinin sabit olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, zamanaşımına uğrayan bonolara dayanan alacak istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 11.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.