MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1663 Esas, 2025/844 Karar
HÜKÜM: Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Edirne 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2022/358 E., 2023/634 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369/2 hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin ... etiketi satışı ve yüklemesinin kendi iş yerlerinde ve yetki verilen acenteler aracılığıyla yapıldığını, bunun haricinde ... satışı ve yüklemesi konusunda yetki verilmiş özel veya tüzel kişi bulunmadığını, ... ait tescilli markanın ... ve ...'yi temsil eden her türlü materyali kullanma yetkisinin de ancak ve ancak kendi iş yerlerinde ve yetkili acentelerde olduğunu, buna rağmen yetkilli acente olmayan... ... logosunu ve bayraklarını kullandığını, ... yüklemesi yaptığının tespit edildiğini, söz konusu işletmenin yasal acente olduğunu sanan vatandaşların yükleme yaptığını, ancak online yetki verilmiş bir sistem olmadığından ... bakiyesinin günler sonra hesaplara geçtiğini, cezalı geçiş yapmak durumunda kaldıklarını,davalının, ... markasının müvekkili şirkete ait Hızlı Geçiş Sistemi (...) ile benzerlik yarattığını ileri sürerek 2021/154410 tescil numaralı ... markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; tescil edilen bir markanın hükümsüzlüğünün talep edilemeyeceğini, müvekkilin markasının kendisine ait bir logo ve tasarımı olduğunu, davacının markasının olmadığını, müvekkilinin markasının bir bütünlük ve anlam zinciri ifade ettiğini, davalının ... markasının ... harfleri ile ortalama tüketici ve kişilerde herhangi bir anlam ifade etmediğini, ayrıca ...'nin bir marka olmadığını, markaların telaffuzunun farklı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı marka tescilinin davalının dava konusu markasının tescili tarihinden önce olduğu, davacının markası ile davalının tescil ettirdiği marka görsel, biçimsel, anlamsal ve işitsel olarak karşılaştırıldığında aralarında benzerlik bulunduğu, markaların orta düzeyde tüketiciler tarafından karıştırılması ihtimali olduğu gerekçesiyle davalı adına tescilli ... numaralı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 35., 36. ve 39. sınıfta tescilli 2012 ... numaralı, "... ..." markası ile davalının 35. ve 43. sınıfta tescilli ... numaralı "... ..." markasının esas unsuru ... ibaresi olup İlk Derece Mahkemesinin davacının markası ile davalının tescil ettirdiği markanın görsel, biçimsel, anlamsal ve işitsel olarak karşılaştırıldığında aralarında benzerlik bulunduğu, markaların orta düzeyde tüketiciler tarafından karıştırılması ihtimali olduğuna dair gerekçesi yerinde olup davalı vekilinin markaların karıştırılma ihtimali bulunmadığı yönündeki istinaf itirazının yerinde görülmediği, İlk Derece Mahkemesince davalının kötüniyetli tescil iddiası incelenmeksizin ve bu hususta herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın davalı markasının tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesinin doğru görülmediği, UYAP sistemi üzerinden celbedilen Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... numaralı soruşturma dosyasının incelenmesinde, davacının 12.08.2021 tarihli dilekçesi ile yetkili acente olmayan ... ve bayraklarını kullanarak ... satışı yaptığı ileri sürülerek markaya tecavüz nedneiyle suç duyurusunda bulunulduğu, davalının marka tescil başvurusunun 01.11.2021 tarihinde yapıldığı, dolayısıyla davalının, davacının marka ve logosunu kullanarak yetkisiz şekilde ... dolumu yaptığı iddiasıyla aleyhine suç duyurusundan sonra davacının ...kullandığı ... ibaresine ... ibarelerini ekleyerek tescil başvurusu yaptığı, bu nedenle davalının marka tescilinin kötüniyetli olduğu kanaatine varıldığı, İlk Derece Mahkemesince davalı markasının tüm sınıflar yönünden hükümsüzlük kararı verilmesi sonuç olarak yerinde olmakla birlikte gerekçesi eksik olduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verildiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile davalı adına tescilli ... numaralı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 12.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.