MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/517 Esas, 2025/765 Karar
HÜKÜM : Yeniden hüküm kurularak karar verilmesine yer olmadığına,
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI: 2023/590 E., 2024/704 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava dışı ...'ta bulunan hesabından 1.181.200,00 TL'nin dolandırıcılık suretiyle ... isimli kişinin davalı bankada buluna hesabına transfer edildiğini, hesaba bloke uygulandığını, söz konusu paranın bloke edilmesine rağmen aylardır davacıya iade edilmediğini, davalı bankaya gönderilen ihtarnamelere cevap verilmediğini, konu ile ilgili suç duyurusunda bulunulduğunu, paranın iade edilmemesi üzerine .... İcra Müdürlüğü'nün 2023/33022 E. sayılı dosyasında takip başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek icra dosyasında davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20 oranında icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline, davacının uğradığı maddi zarar yönünden ise şimdilik 1.000,00 TL'nin ticari avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacıya karşı herhangi bir borcu bulunmadığını, davacının tüm taleplerini hesap bankası olan ... ve dava dışı hesap sahibi ...'a yöneltmesi gerektiğini, savcılık tarafından gönderilen 23.08.2023 tarihli müzekkerenin talimat niteliği taşımadığını bu nedenle savcılık tarafından, icra dosyasından gelen bloke yazısının dikkate alınmadığını savunarak davanın reddine ve davacının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin 12.11.2024 tarihli celsede, dava açıldıktan sonra bloke konulan paranın davalı tarafından müvekkiline ödendiğini beyan ettiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 331. maddesi uyarınca dava açılırken tarafların haklılık durumuna göre vekalet ücreti verileceği, Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'nın davalı bankaya hitaben yazdığı 23.08.2023 tarihli yazı ile hesaptaki paranın bloke talebi olmadığından iadesinde mahsur olmadığının bildirildiği, davacının .... Noterliği'nin 08.06.2023 tarihli ihtarnamesi ile hesaptaki paranın iadesini talep ettiği, davalı bankanın ihtarnameye herhangi bir cevap vermediği, davacı tarafından icra vasıtasıyla hesaba konulan haczin hesaptaki paranın yine davacıya iadesinin engel teşkil edecek şekilde yorumlanamayacağı, dava açılırken davacının haklı olduğu bu nedenle davacı taraf lehine dava değeri üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedildiği gerekçesiyle davanın konusuz kalması nedeniyle esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davalı tarafın kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yargılama sırasında yapılan ödeme ile icra takibine konu asıl alacak yönünden dava konusuz kalmış olmakla birlikte, takibin fer'ileri ile davacının icra inkar tazminatı ve davalının kötüniyet tazminatı ve davacının paranın iade edilmemesi nedeniyle uğradığı zarara ilişkin talep ettiği tazminat yönünden yargılamanın konusuz kalmasının söz konusu olmadığı, bu hususlara ilişkin İlk Derece Mahkemesince kararın gerekçesinde herhangi bir değerlendirme yapılmadığı, davacı ile davalı banka arasında doğrudan bankacılık ilişkisi bulunmadığı, davacının ...'taki hesabında bulunan paranın 31.03.2023 tarihinde banka dolandırıcılığı yoluyla davalı bankada hesabı bulunan dava dışı ... isimli kişinin hesabına aktarıldığı, bu hesaba davacı tarafından 13.04.2023 tarihinde 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 89. maddesi uyarınca haciz uygulandığı, davacının hesabından davalı bankadaki üçüncü kişinin hesabına giden paranın davalı banka tarafından davacıya iadesi için hesap sahibi üçüncü kişinin talebi veya bu hususta yargı kararının bulunması gerektiği, Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından davalı bankaya hitaben yazılan 23.08.2023 tarihli yazı ile hesaptaki paranın iadesinde mahsur olmadığının bildirildiği, ancak davalı bankanın üzerinde İİK'nın 89. maddesi uyarınca haciz işlemi uygulanan kendi müşterisi hesabındaki parayı, haciz alacaklısı sırf davacı olduğu için haciz kaldırılmadan doğrudan davacıya iade edemeyeceği, söz konusu parayı ancak haciz konulan icra dosyasına gönderebileceği, nitekim hesap üzerindeki söz konusu davacı haczinin 29.09.2023 tarihinde yine davacı tarafından kaldırıldıktan sonra bloke edilen paranın 01.10.2023 tarihinde davacıya iade edildiği, dolayısıyla icra takip tarihi olan 07.09.2023 tarihi itibariyle davacının, bloke edilen hesap üzerine kendi koyduğu haczi kaldırmaması nedeniyle söz konusu parayı talep etme hakkının bulunmadığı, bu nedenle İlk Derece Mahkemesinin davacı tarafından icra vasıtasıyla hesaba konulan haczin, hesaptaki paranın yine davacıya iadesine engel teşkil edecek şekilde yorumlanamayacağı hususundaki gerekçesinin yasal bir dayanağının bulunmadığı, davacının bizzat kendi koydurduğu haciz nedeniyle paranın iadesinin mümkün görülmediği, bu nedenle davacının itirazın iptali talebi yerinde olmadığı gibi dava açmakta da haklı olmadığı, davacı hesabından gönderilen paranın iadesine, bizzat davalı tarafından uygulanan haciz işleminin engel teşkil etmesi nedeniyle, davacının takibin fer'ileri yönünden ve icra inkar tazminatı yönünden itirazın iptali talebi yerinde olmadığı gibi takibe konu asıl alacağın konusuz kalması nedeniyle davalı aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmesinin de doğru bulunmadığı, davacının takip yapmakta kötüniyetli olduğunun ispatlanamadığı, davacı vekili dava dilekçesinde, itirazın iptali talebinin yanında davacının uğradığı maddi zarar yönünden şimdilik 1.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, İlk Derece Mahkemesince bu hususta olumlu olumsuz karar verilmemiş ise de davacı vekilinin bu konuda istinafı bulunmadığından davalı lehine kazanılmış hak nedeniyle bu hususta karar verilmediği, konusuz kalan kısım yönünden davalı haklı görüldüğünden dava değerinin tamamı üzerinden davalı lehine yargılama giderlerine hükmedildiği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, icra takibine konu asıl alacak yönünden konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına; takibin fer'ileri yönünden itirazın iptali talebinin reddine, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine, davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 23.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.