MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/279 Esas, 2025/906 Karar
KARAR : Davanın kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/632 E., 2022/235 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının çocuk giyim sektöründe ... ,... , ... gibi dünya markalarını aynı çatı altında topladığını ve mağaza sayısını genişleterek Türkiye’de lider marka konumuna ulaştığını, davacının "... ..." markalarının 28/04/2003 tarihinden bu yana seri markalarıyla sektörde kabul gördüğünü, davalının ise aynı mal ve hizmet sınıfında uzun yıllardır davacıya ait olan markanın başına ekler getirerek şahsi marka haline getirmeye çalıştığını, yeni tescil edilen markanın daha önce tescilli olan davacı markası aleyhine sonuç doğurduğunu ve markalar arasında karıştırılma ile haksız rekabete neden olduğunu, davalı tarafından 35. sınıfta tescilli ... numaralı "... ... ..." markasının, davacının Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) nezdinde tescilli "... ..." seri markalarıyla açıkça benzer olduğunu, aynı hizmet sektöründe faaliyet gösterildiğini ve markaların ayırt edilemeyecek derecede aynı olduğunu, davalı markası ile müvekkili markaları arasındaki benzerliğin tesadüfi olmadığını ve bilinçli bir tercih olduğunu, daha önce itiraz üzerine reddedilen bu markanın kötüniyetle yeniden tescil ettirildiğini, taraflar arasında ekonomik bağlantı olduğu veya seri marka olarak algılanma tehlikesinin yüksek olduğunu, bu durumun ... ... markasının itibarını sarsacağını, davalı markasında "... ..." ifadesinin aynen kullanıldığını ve yalnızca "... ..." ibaresinin ön ek olarak eklendiğini, davalı fiillerinin davacı marka haklarına açıkça tecavüz teşkil ettiğini ileri sürerek davalıya ait 2021/... tescil numaralı "... ... ... ..." markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalıya ait ... ... ... ... markasının hükümsüzlüğüne karar verilemeyeceğini, davalının uzun yıllardır yapmakta olduğu; seslendirme, şair ve müzisyenlik ile Türkiye'de tanınan bir sanatçı olup, davacının dava dilekçesinde belirtmiş olduğu markaların en eskisinin 2001/103935 sayılı olduğu ve davalının tanınmışlığından daha sonrasına dayandığını, davalının kötüniyetli olmadığını, uyuşmazlığa konu markalar arasında yasalara ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre iltibas yaratabilecek bir benzerlik bulunmadığını, davacının markası B ve G harflerinin yan yana gelmesi ile oluşan, herkesçe kullanılması kolay olan bir ifade olduğunu, yüksek bir ayırt ediciliğe sahip bulunmadığını, türetilmiş, özgün bir sözcük olmadığı, çekişmeli malların ortalama tüketicileri yönünden ayırt edicilik seviyesinin düşük bulunduğunu, davaya konu edilen markada '... ...' ibaresinin yer alması bir bütün olarak davacının markalarından farklılaştırmaya yeterli olup bu nedenle işaretlerin benzer olmadığını ve karıştırılma ihtimalinin de bulunmadığını, davacı vekili markalarının 35. sınıfta kayıtlı olduğu markalardan olduğunu ve davalının da aynı sınıfta kayıtlı markası olduğunu beyan etmiş olsa da görüleceği üzere davacının markalarının tekstil alanında hizmet verdiğini, kesinlikle kabul etmemekle birlikte davacının markalarının davalının adı ... ...'nin baş harfleri olan ... ibaresi ile hiçbir ilgisi bulunmadığını, davacının sessiz kalmak suretiyle yasal sürede herhangi bir talepte bulunmadığını, markanın tescilinin kesinleşmesinden, bu zamana değin bu markaya ilişkin herhangi bir dava ikame etmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davasının kabulüne, davalıya ait 2021/... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğüne, karar kesinleştiğinde sicilden terkinine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı adına tescilli:“... ...” esas unsurlu .................................. ... numaralı markaların 03, 18, 25, 35, 40 sınıflarında tescilli olduğu, davalı adına tescilli: ... numaralı "... ... ... ..." markasının 35. sınıfta mağazacılık hizmetinde tüm emtiaları içerecek şekilde tescilli olduğu, avacı markaları içerisinde yer alan "... / ... ..." ibarelerinin, davalı adına tescilli “... ... ... ...” markasıyla hem görsel hem de işitsel düzeyde benzerlik taşıdığı, davacı markalarındaki “.../... ” ibaresinin, tescilli olduğu emtia ve hizmetlerde özgün bir ibare olduğu, yoğun kullanımla ilgili sektörde bilinir duruma gelmiş olduğu, bu ibarenin her iki markada da ayırt edici esas unsur olduğu, davalı markasındaki "... ..." ibaresinin tali unsur olduğu markalar arasındaki yüksek düzeydeki benzerliği bertaraf etmeye yeterli olmadığı, markaların aynı sınıfta tescilli olduğu gözetildiğinde, markaların bütünsel izlenimde ortalama tüketici nezdinde işletmeler arasında bağlantı kurma dahil karıştırılma ihtimali doğurabileceği anlaşıldığından davalı markasının iltibas nedeniyle 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı SMK) 6/1 maddesi gereğince hükümsüzlük koşullarının mevcut olduğu, davalı tarafın, bu ibarenin kendi isminin baş harflerinden geldiği yönündeki savunması yönünden ise, davalının marka içinde davacı markası ile iltibas oluşturan isminin baş harflerini tescil ettirmesinin SMK'nın 7/5-a maddesi kapsamında ticari hayatın olağan akışı içinde dürüst kullanım olarak kabul edilebilecek bir kullanım olmadığı, davalı markası yönünden bu anlamda hukuka uygunluk sebebinin yasal şartlarının bulunmadığı, davalı vekilinin, davacının iki aylık itiraz süresi içinde sessiz kaldığı ve bu nedenle dava hakkını kaybettiği yönündeki savunması yerinde görülmediği, her ne kadar davacı, davalı marka tescilinin kötüniyetli olduğunu ileri sürmüş ise de, tek başına markanın aynısı veya benzerinin tescil ettirilmek istenilmesi kötüniyetli marka başvurusu olarak nitelenemeyeceği, benzer marka tescilinin müeyyidesi yasada gösterilmiş olup, kötüniyetle marka tescilinden bahsedebilmek için marka başvurusunda bulunan kişinin, markaya konu mal ve hizmeti üretip pazarlamaktan daha ziyade başkalarının ticaretine engel olmak, marka tescili yoluyla başkalarından haksız para koparmaya çalışmak veya vekâlet, bayilik, dağıtıcılık, acentelik vb. ilişki nedeniyle kendisine duyulan güvene ve ticari dürüstlük kuralına aykırı davranış içerisinde bulunması gerektiği, somut olayda, davalının önce "... ..." ibaresiyle yaptığı tescil başvurusunun davacı itirazı üzerine reddedildiği anlaşılıyorsa da bu başvurunun reddedilmiş olması, “... ... ... ...” ibareli tescilin kötüniyetli tescil edildiğinin kabulüne yeterli görülmediği, gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, davalıya ait 2021/... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğüne, karar kesinleştiğinde sicilden terkinine karar verilmiş, karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalı adına tescilli 2021/... tescil numaralı "... ... ... ..." markasının benzerlik ve kötüniyetli tescil sebepleriyle hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 24.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.