MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/538 Esas, 2025/941 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2023/512 E., 2024/671 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 24.03.2026 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ...ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında imzalanan 22.07.2020 tarihli "...Gayrimenkul Satış Sözleşmesi" ve "Ek Protokolü" gereğince, Muğla İli, ... İlçesinde ... niteliğindeki bağımsız bölümün haricen davacıya satışının yapıldığını, ödeme planının sözleşmede belirlendiğini, ek protokolde ise, sözleşmede vadeye bağlanan ödemelerin sözleşmede belirlenenden farklı bir para cinsi ile yapılması halinde, ödemenin fiili ödeme tarihindeki TCMB döviz satış kuru üzerinden euroya çevrilerek yapılacağının kararlaştırıldığını, müvekkili tarafından vadesi gelen ödemelerin TL cinsinden, ödeme günündeki TCMB alış kuru üzerinden euroya çevrilerek sözleşmeye uygun olarak davalıya toplamda 630.000,00 euro ödenmiş olduğunu, inşaatın ne aşamada olduğuna dair bilgi verilmediği gibi davalı tarafça sözleşmenin resmi şekilde yapılmamış olması nedeniyle geçersiz olduğundan bahisle ödenen paranın TL cinsinden müvekkiline iade edildiğini, söz konusu tutarın davalı tarafa geri gönderildiğini, bunun üzerine davalı tarafça sözleşmenin fesholunduğunu bildirir ihtarnanin gönderildiğini ve müvekkilinin euro karşılığı yapmış olduğu ödemelere karşılık olarak 5.656.740,00 TL ödendiğini, davalının geçersiz sözleşmeye istinaden davacıdan yaptığı 630.000,00 euro tahsilatı aynen iade etmeyip TL cinsinden iade etmiş olması nedeniyle müvekkilinin 262.091,00 euro zarara uğradığını, ayrıca davacının farklı bir taşınmazla ilgili satın alma hususunda 800.000,00 euro teklif almasına karşın davalı ile arasındaki sözleşme nedeniyle almaktan vazgeçtiği taşınmazın geçen süre zarfında 3.000.000,00 euro değerine ulaştığını, kaçırılan fırsat nedeniyle de zarara uğradığını ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere, müvekkili davacının yaptığı ödemelerin TL olarak iade edilmesi nedeniyle ortaya çıkan 262.091,00 euro tutarındaki zararın şimdilik 50.000,00 euroluk kısmının 08.12.2021 tarihinden itibaren işletilecek devlet bankalarının euro ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz ile birlikte davacıya ödenmesine, yine başkaca sözleşme fırsatlarının kaçırılmış olması nedeni ile doğan 2.000.000,00 euro tutarındaki zararın şimdilik 50.000,00 euroluk kısmının dava tarihinden itibaren işletilecek devlet bankalarının euro ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki sözleşmenin davacı tarafça feshedilmiş olması nedeniyle davacının uğradığını iddia ettiği zararın tazminini talep edemeyeceğini, yabancı para birimi üzerinden bir edimi kazananın, daha sonra bunu sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade etmesinin gerektiği hallerde, iade borcunun aynı yabancı para birimiyle yapılmasının gerekmediğini, bu durumda iade borcunun miktarının, alınan yabancı paranın alındığı tarihteki TL karşılığı üzerinden hesaplanması gerektiğinin kabul edildiğini, yasal düzenlemeler gereği sözleşme bedelinin euro cinsinden düzenlenmesi nedeniyle geçersiz olduğunu, davacının taleplerinin kabulünün mümkün olmadığını savunarak davanın öncelikle usulden, olmadığı takdirde esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının zamanaşımı definin yerinde olmadığı, şekil şartlarına uyularak resmi merciler önünde yapılmış bir satış sözleşmesi olmadığından, yapılan taşınmaz satış işleminin geçersiz olduğu, tarafların aldıklarını sebebsiz zenginleşme hükümlerine göre geri isteyebileceği, bilirkişi raporunda da belirlendiği üzere geçersiz sözleşmeye dayalı olarak davacının 16 taksitle 5.447.545,00 TL karşılığı 630.022,65 euro ödenmiş olduğu, iade olunan 354.302,65 euronun mahsubu sonrasında davacının geçersiz sözleşmeye dayalı yapmış olduğu ödemeden istirdadını isteyebileceği tutarın 275.697,35 euro olduğu, davacının fazlaya ilişkin istemi saklı kalmak kaydı ile 50.000,00 euronun tahsilini talep ettiği, taleple bağlı kalınarak karar verildiği, davacının gayrimenkul alımı ile ilgili teklif aldığı başka bir taşınmazın geçersiz sözleşme nedeni ile satın alamamasından kaynaklı zarar talebinin müspet zarar kapsamında kaldığı, bu şekildeki alacak kalemlerinin ancak geçerli sözleşme halinde talep edilebileceği gerekçesiyle 50.000,00 euronun 08.12.2021 temerrüt tarihinden itibaren devlet bankalarının euro cinsinden açılmış, bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf taleplerinin ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, taraflar arasındaki harici gayrımenkul satış sözleşmesi ve ek protokolü gereğince satış bedeline ilişkin olarak euro cinsinden yapılan ödemelerin, sözleşmenin geçersizliği nedeniyle TL olarak iadesinden kaynaklanan alacak ve sözleşmenin geçerli olduğu inancıyla yapılmamış olan farklı bir sözleşme nedeniyle uğranıldığı iddia edilen menfi zararın tazmini talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin her bir yandan alınarak yek diğerine verilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine, 24.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.