MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2025/49 Esas, 2025/189 Karar
HÜKÜM: Davanın reddi
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında düzenlenen 05.01.2015 tarihli ipotek sözleşmesi ile müvekkili adına kayıtlı taşınmaz üzerinde üçüncü kişi lehine üst sınır ipoteği kurulduğunu, ...-... lehine 200.000,00 TL tutarında ipotek tesis edildiğini, söz konusu ipotek sözleşmesinin yolsuz olduğunu, müvekkilinin gerçek iradesini yansıtmadığını, 06.01.2015 tarihinde müvekkilinin 55.000,00 TL'lik krediyi kendi hesabına çektiğini, ancak kredi sözleşmesinin ...-... adına yapıldığını, 55.000,00 TL tutarındaki kredinin müvekkili tarafından kullanılıp tüm ferileriyle birlikte kapatıldığını, ... tarafından daha sonra 28.04.2016 tarihinde 102.100,00 TL kredi kullanıldığını, sonradan çekilen bu kredinin müvekkilinin bilgisi dışında olduğunu, irade fesadıyla hazırlanan yolsuz ipotek sözleşmesinin iptali gerektiğini, zira ipotek sözleşmesinin bankaca düzenlenip okuma yazma bilmeyen müvekkiline parmak bastırılarak onaylatıldığını, müvekkilinin ipoteğin üst sınırı ve muhatabı konusunda aldatıldığını, okuma yazma bilmediğinden ve gerekli şekil koşulları sağlanmadığından yasal karine olarak aldatılmış sayılması gerektiğini, ipotek konulan taşınmazın aile konutu olduğunu ileri sürerek taşınmazın üzerinde kurulan ipoteğin kaldırılmasını karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; öncelikle yetki itirazında bulunduklarını, davacının müvekkili bankadan bir kredi kullanmadığı, ...-... tarafından bankadan kullanılan krediye istinaden banka lehine 200.000,00 TL üst sınır ipoteği verildiğini, ... adına kullandırılan 55.000,00 TL ve 102.000,00 TL bedelli krediler arasında dayanak sözleşme, resmi senet ve ipotek belgesi bakımından fark olmayıp bu kredilerin hepsinin davacının sağladığı üst sınır ipoteği kapsamında kullandırılan kredi olduğunu, dolayısıyla davacının davasını bankaya değil ...'e yönlendirmesi gerektiğini, dava dışı ...-... ile müvekkili banka arasında 24.03.2014 tarihinde genel kredi sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme kapsamında dava dışı firmaya çeşitli krediler kullandırıldığını, davacı tarafından ... tarafından kullanılan kredilere teminat olması için müvekkili banka lehine ipotek tesis edildiğini, davacının dava dışı firma adına kullandırılan 55.000,00 TL tutarlı kredinin kullandırılması ve ödenmesi sürecine itiraz edilmeyip daha sonra kullandırılan krediye itiraz etmesinin hukukun temel ilkesi olan çelişkili davranış yasağı ilkesine aykırılık taşıdığını, davacının resmi kurum nezdinde iki tanık eşliğinde resmi belgeyi imzaladığını, davacının iddialarının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, ipotek kurulduğu tarihte arsa vasfındaki taşınmazın üzerinde aile konutu şerhi bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, somut olayda davacının bizzat ipoteği tesis ettirdiği, ipoteğin tesis tarihinde tapu kaydında aile konutu şerhinin bulunmadığı, davacının ipoteği tesis ettirip sonrasında da tapu kayıtlarında aile konutu şerhi bulunmayan taşınmaz üzerindeki ipoteğin aile konutu hukuki sebebine dayanarak kaldırılmasını talep etmesinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralı ile bağdaşmayıp hakkın kötüye kullanılmasını oluşturduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ipoteğinin terkini istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosyadaki yazılara, İlk Derece Mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 373/4 hükmü uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nederlerle davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile İlk Derece Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 24.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.