MAHKEMESİ:Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/147 Esas, 2025/226 Karar
HÜKÜM : Davanın kabulü
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalılar vekillerince temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirket tarafından 2015/32215 sayılı “...+şekil” markasının tescili için yapılan başvuruya müvekkilinin “...” ibareli markalarına dayanarak yaptığı itirazın nihai olarak TÜRKPATENT Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından reddedildiğini, dava konusu marka ile müvekkiline ait markaların ayırt edici ve baskın unsurlarının “...” ibaresi olduğunu, dava konusu markadaki sair unsurların ayırt ediciliğinin bulunmadığını ileri sürerek YİDK'in 2016-M-5770 sayılı kararının iptaline ve tescili halinde dava konusu ... no.lu markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; başvuruya konu “...” ibareli işaret ile davacı adına tescilli “...” ibaresinin münhasır ya da esas unsur olarak içeren markaları arasında iltibas ihtimali bulunmadığını, dava konusu markanın ayrı yazılmış dört kelimeden ve şekil unsurundan oluştuğunu, "..." ibaresinin ön plana çıktığından bahsedilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin “...” markasını 1992 yılından bu yana kullandığını, müvekkilinin 5 yıldızlı 4 otel, 4 yıldızlı 2 otelinin bulunduğunu, tüm otellerinin “...” ismini taşıdığını ve “... grup otelleri” olarak bilindiğini, müvekkilinin 2001 yılından bugüne kadar tescilli markalarının olduğunu, davacının ise 2009'dan bu yana "..." markasını kullandığını, taraf markalarının görsel anlamda benzer olmadıklarını, bir vatandaşın pide yemek istediği halde kendisini otelde bulma ihtimalinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, dava konusu 2015/32215 "... +şekil" ibaresi ile ilgili olarak 43. sınıfta yer alan hizmetler için marka başvurusunda bulunulduğu, davacının redde 2010/38214 "...", 2013/26171 "İPD ... DÖNER+Şekil", 2013/26182 "İPD ... DÖNER+Şekil", 2013/59744 "İ.P.D ... ET DÖNER" 2013/59693 "... BÜFE",2014/30732 "... DÖNER+Şekil", 2013/59751 "... ET DÖNER", 2013/59690 "... KÖFTE", 2014/107167 "... PİDE", 2014/37510 "... ÇİĞKÖFTE" ibareli markalarının "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri.Geçici konaklama hizmetleri.Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri.Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri." yönünden tescilli olduğu,
2014/107175 "... İSKENDER" ibareli markanın 35. sınıfta, 2012/104471 "..." ibareli markanın 29 / 35 / 40 sınıflarda tescilli olduğu, 2014/37504 "... PİLAVI" ibareli markanın müddet olduğu, dava konusu marka kapsamında yer alan 43. sınıf hizmetlerin tamamı ile davacı markalarında aynı sınıfta yer alan hizmetler birebir aynı olmakla, taraf markaları kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden mülga 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8/1-(b) hükmü anlamında iltibas ihtimalinin sağlandığı, dava konusu markanın, “..., garden, beach ve hotel” sözcüklerinin bir araya getirilmesi ile oluşturulduğu, “beach ve hotel” ibarelerinin ilgili sektör açısından tanımlayıcı, “garden” ibaresinin ise zayıf ayırt edici karakterde kabul edilebilecek sözcükler olduğu, markada “...” ibaresinin gerek marka içerisindeki konumlaması gerekse anlamsal ayırt ediciliği itibariyle ön plana çıktığı, davacı markalarında da “...” ibaresini baskın unsur olduğu; “...” ibaresi ticaret hayatında pek çok işletme tarafından tercih edilen bir sözcük ise de ve bu nedenle ayırt edici vasfının “gücü” tartışılabilirse de tescil kapsamındaki herhangi bir emtia için zayıf marka olarak nitelendirilemeyeceği, davalının davacıdan önce “...” esas unsurlu 43. sınıf hizmetleri kapsar tescilli markaların bulunuyor olmasının “...” ibaresinin zayıf marka olarak kabulü için yeterli bir kriter olmadığı, bu bağlamda taraf markaları arasında “...” sözcüğündeki ortaklık dışında başka bir benzerlik bulunmadığından görsel anlamdaki benzerliğin düşük düzeyli olduğu, ancak özellikle anlamsal ve fonetik açıdan taraf markaları arasında yüksek benzerlik bulunduğu, tüketicinin markaları her zaman yan yana görme ihtimali bulunmadığından ve özellikle hizmet sektöründeki markalar yönünden tüketicinin telaffuzları esnasında ayırt edici unsurlara yer vermediğinden işaretler arasında iltibas ihtimalinin bulunduğu; söz konusu markaların içerdikleri unsurlar ile bu unsurların bir araya geliş biçimlerinden kaynaklanan benzerliklerin, benzer çağrışımlar yaratacağı, taraf markalarının, birbirlerinin farklı versiyonları, alternatifleri veya bir serinin devamı şeklinde nitelendirilme ihtimalini doğuracağı, nitekim davacının “...” ibaresini çeşitli figüratif unsurlar ile çeşitli kompozisyonlarda ve yine farklı ek sözcük unsurları ile ve fakat özellikle 43. sınıftaki tüm hizmetlerde çok sayıda farklı marka altında tescil ettirmiş olması halinin söz konusu seri marka algısı ihtimalini arttıracağı, davacının fiili faaliyet alanı ile davalının fiili faaliyet alanın farklı oluşunun 556 sayılı KHK'nın mezkûr maddesindeki iltibas ihtimalinde dikkate alınamayacağı, dava konusu markada algıyı "..." ibaresinden uzaklaştıracak başkaca ek bir ayırt edici unsurun olmadığı, taraf markalarının aynı emtiaları da kapsadığı göz önüne alındığında, markalar arasındaki farklılıkların benzerlik ve iltibas ihtimalini ortadan kaldırmaya yeterli olmayacağı; dava konusu 2015/32215 “...” markası ile davacının “...” esas unsurlu markaları arasında, görsel ve işitsel olarak benzerlik bulunduğu, taraf markaların ortak oldukları 43. sınıfın da birebir aynı olduğu, bu nedenle 556 sayılı KHK’nın 8/1-(b) hükmü uyarınca taraf markalarını ilgili tüketici kitlesi nezdinde iltibasa neden olabilecek düzeyde olduğu, bozma ilamına konu 2002/061 28... /21781 sayılı markaların dava konusu markanın başvuru tarihi itibariyle müddet olduğu, bu markaların davalı şirkete ait markalar olmadığı, davalı adına önceki tarihli markaların da davalı yararına müktesep hak oluşturmayacağı, davalının 2001 yılından beri “...” markasını “geçici konaklama hizmetleri” alanında kullandığını gösterir hiçbir delilin dosyada bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali ve tescili halinde markanın hükümsüzlüğü talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosyadaki yazılara, İlk Derece Mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 373/4 hükmü uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalılar vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
V. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile İlk Derece Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı harcın istek halinde davalılara iadesine, 02.02.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.