MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/83 Esas, 2023/681 Karar
HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü
Mahkemece bozma ilamına uyularak verilen karar, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili, duruşma istemi olmaksızın davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne, dava konusu meblağ 133.657,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle uygulanması gereken 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 3156 sayılı Kanun ile değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
1.Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında imzalanan personel taşıma sözleşmesinin 4. maddesinde sözleşmenin bir yıl süreyle geçerli olduğunun, bir yıllık sürenin bitiminden bir ay önce taraflardan herhangi biri fesih için diğerine ihbarda bulunmadığı takdirde sözleşmenin kendiliğinden birer yıllık sürelerle uzayacağının düzenlendiğini, sözleşmenin feshi için süresinde ihbarda bulunulmadığından taraflar arasındaki sözleşme bir yıl daha yenilendiği halde davalı tarafından haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek davacının yoksun kaldığı kazanç kaybından şimdilik 10.000,00 TL'nin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davacı vekili 12.12.2016 tarihli dilekçesi ile, maddi tazminat talebini 612.692,37 TL olarak ıslah etmiştir.
3.Davacı vekili 17.04.2023 tarihli dilekçesi ile, maddi tazminat talebini 301.885,62 TL olarak ıslah etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; sözleşmenin 4. maddesi gereğince yenilenen dönemler açısından davalının dilediği zaman dönem sonunu beklemeksizin tek taraflı fesih hakkının olduğunu, davacının davalıya yeni yapılacak olan taşıma sözleşmesi açısından teklifte bulunmasının, önceki sözleşmenin feshedildiğinin kabulü anlamına geldiğini, davacının zarar iddiasını ispatlayamadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III.MAHKEME KARARI
Mahkemece bozma ilamına uyularak; taraflar arasında personel taşınmasına yönelik 17.07.2008 tarihinde bir yıl süreli sözleşme imzalandığı, bir yıl sürenin bitiminden bir ay önce taraflardan herhangi biri bildirimde bulunmadığı takdirde sözleşmenin kendiliğinden birer yıllık süre ile uzayacağı, davalı bankanın dilediği zaman sözleşmeyi bildirimsiz feshetme yetkisinin olduğu, sözleşmenin başlangıcından itibaren bu madde doğrultusunda birer yıllık süreler ile yenilenerek taraflar arasında uygulanmaya devam ettiği ve davalı ... tarafından 11.09.2012 tarihinde feshedildiği, sözleşme fesih tarihine göre en son 17.07.2012 tarihinde yenilendiğinden sözleşmenin bitiş süresinin bir yıl sonraki 17.07.2013 tarihi olduğu, davalı ... vekilinin sunduğu 03.02.2020 tarihli dilekçesinde, personel taşınmasına ilişkin yeniden ihaleye çıkıldığı, daha az teklif veren başka firma ile anlaşıldığı, bu nedenle sözleşmenin feshedildiğinin beyan edildiği, davalı ... tarafından sözleşmenin son yenilenmesinden yaklaşık 55 gün sonraya denk gelen 11.09.2012 tarihinde feshedildiği, davalı ... tarafından davacıya gönderilen e-mailde daha iyi teklifler geldiği için sözleşmenin feshedildiği hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalı bankanın esas itibariyle sözleşmeyi yenileme niyetinde olmadığı, yeniden ihale yaparak personel taşıması yönünde yeni anlaşmalar yapma iradesinin sözleşmenin yenilendiği tarihte var olduğu, zira davalı bankanın personel taşıması yönünde yeniden ihale yapma kararı alması, bu hususta ilan yapması, teklifleri alıp değerlendirmesi, yeni teklifler doğrultusunda sözleşmelerin imzalanması, tüm bu süreçte ... Genel Müdürlüğünün de haberdar edilerek onayların alınması süreleri dikkate alındığında; sözleşmenin son yenilendiği tarih olan 17.07.2012 tarihinde sözleşmenin bir yıllık süre ile yenilenmesini amaçlamadığı sonucuna varıldığı, davalı bankanın sözleşmede taraflara tanınan sürenin bitiminden bir ay önce bildirimde bulunarak sözleşmeyi feshetme ve bu süre içerisinde yeniden ihale yapma imkanı varken bu yola gitmeyerek ve sözleşmede kendisine tanınan bildirimsiz fesih hakkına güvenerek sözleşmenin yenilenmesinden sonra yeniden ihale yaparak daha uygun teklifler olduğu gerekçesiyle sözleşmenin yenilenmesinden kısa bir süre sonra sözleşmeyi feshetmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliği taşıdığı, bu nedenle davalı bankanın sözleşmeyi tek taraflı olarak bildirimsiz feshetmesinin sözleşmenin haksız feshi olarak değerlendirildiği, davacının iştigal alanı ile ilgilenen dernek ve kuruluşlara müzekkere yazılarak sözleşmenin feshedildiği 11.09.2012 tarihinden sonra taraflar arasındaki sözleşme doğrultusunda aynı veya emsal nitelikteki bir işi ikame edebilmesi için gereken sürenin sorulduğu; müzekkere cevaplarına göre davacının aynı veya emsal nitelikte bir işi ikame etmesi için gereken makul sürenin 6 ay olduğu, buna göre davacının zararının, sözleşmenin fesih tarihi olan 11.09.2012 tarihinden itibaren 6 ay süre ile olmak üzere 11.03.2013 tarihine kadar olduğu kabul edilerek bu dönemler arasındaki zararın hesaplanması gerektiği, davacının toplam gelirinden yapması gereken giderler mahsup edildiğinde bakiye 81.386,92 TL tutarında kazanç kaybı oluşacağı, mahkemece verilen ilk kararın Yargıtay tarafından bozulması sonrasında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 177/2 hükmünde değişiklik yapılarak Yargıtay’ın bozma kararından sonra tahkikata ilişkin bir işlem yapılması halinde, tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılmasının mümkün hale getirildiği, her ne kadar davacı vekili 17.04.2023 tarihli yeni bir ıslah dilekçesi sunmuş ise de; yasa değişikliği nedeniyle davacının ibraz ettiği 12.06.2016 tarihli ıslah dilekçesine itibar etme zorunluğunun bulunduğu, bu kapsamda ikinci ıslah dilekçesi niteliğindeki 17.04.2023 tarihli ıslah dilekçesinin kabul edilemeyeceği, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 10.000,00 TL'nin tahsilinin talep edildiği ve faiz talebinde bulunulmadığı, buna karşılık ıslah dilekçesinde davacının faiz talebinde bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne; 81.386,92 TL tutarında kazanç kaybının 71.386,92 TL'sine ıslah tarihi olan 12.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, taşıma sözleşmesinin feshi nedeniyle yoksun kalınan kazanç kaybının tazmini istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekili ile davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2.Dairemizin 13.09.2023 tarihli, 2023/4484 E., 2023/4954 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere; kural olarak usul hükümleri yürürlüğe girdikleri tarihten sonra meydana gelen uyuşmazlıklara uygulanırlar. Başka bir anlatımla tamamlanmış işlemlere uygulanmaları mümkün değildir. Bunun mümkün olması kanun koyucunun bu hususu açıkça düzenlemesine bağlıdır. Yargıtay'ın bozma kararından sonra ıslahı mümkün kılan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 177. maddesinin ikinci fıkrası 22.07.2020 tarihinde yürürlüğe girmiş, bu hükmün tamamlanmış işlemlere de uygulanacağına dair herhangi bir düzenleme yapılmamıştır.
Somut olayda davacı taraf dosyaya sunduğu 12.12.2016 tarihli ıslah dilekçesi ile netice-i talebini artırmış, daha sonra ise (özellikle bozma kararından sonra belli şartlarda ıslahı mümkün kılan HMK'nın 177. maddesinin ikinci fıkrasının yürürlüğe girdiği 22.07.2020 tarihinden sonra tahkikatın sonuçlanmasına kadar yeni bir ıslah dilekçesi sunma imkânı bulunmakla) 17.04.2023 tarihli ıslah dilekçesi sunmuştur.
Davacı tarafın davasını ilk kez ıslah ettiği tarihte, Dairemizin önceki bozma ilâmında sözü edilen Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince, bozma kararı sonrası ıslah mümkün olmadığından Mahkemece ıslah geçersiz sayılmış ve hukuki işlem bu şekilde tamamlanmıştır. Yukarıda da açıklandığı üzere tamamlanmış işlem olduğundan bozma sonrası ıslahı mümkün kılan ve 22.07.2020 tarihinde yürürlüğe giren HMK'nın 177. maddesinin ikinci fıkrasını uygulamak ve geriye dönük önceki ıslah işlemini geçerli hale getirmek de mümkün değildir.
Pek tabiidir ki yeni düzenlemeden sonra davacı HMK'nın 177. maddesinin ikinci fıkrasındaki şartlar dahilinde tahkikat bitinceye kadar yeni bir ıslah dilekçesi verebilir. Ancak davacının kanunla bu hakkı elde etmesi tamamlanmış ve mahkemece geçersiz kabul edilmiş eski ıslah beyanını kendiliğinden geçerli hale getirmez.
22.07.2020 tarihinde kabul edilen ve 28.07.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7251 sayılı Kanun’un 18. maddesi ile HMK'nın 177. maddesinin birinci fıkrasından sonra gelmek üzere “Yargıtay’ın bozma kararından veya bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine gönderildiğinde, ilk derece mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması hâlinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabilir. Ancak bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamaz.” fıkrası eklenmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması kaydıyla 10.000,00 TL yoksun kalınan kazanç kaybının tazmini talebi ile açılan davada, davacı vekilince bozmadan sonra 17.04.2023 tarihli dilekçe ile dava değeri 301.885,62 TL olarak kısmen ıslah edilmiştir.
HMK'nın 177. maddesinin ikinci fıkrasında yapılan düzenleme ve davacının ıslah talebini içeren dilekçesinin söz konusu Kanun değişikliği tarihinden sonra olduğu birlikte değerlendirildiğinde, bu aşamadan sonra davacının kanunla elde ettiği bu hak; Dairemizin önceki bozma ilamı gereğince tamamlanmış ve mahkemece geçersiz kabul edilmiş eski ıslah beyanını kendiliğinden geçerli hale getirmeyeceğinden; mahkemece 17.04.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile ıslah edilen miktar dikkate alınarak bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile 12.12.2016 tarihli eski ıslah dilekçesine itibar edilerek karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
3.Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin ıslah talebine karşı zamanaşımı def'ine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
V.SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bent uyarınca Mahkeme kararının BOZULMASINA, (3) numaralı bent uyarınca davalı vekilinin ıslah talebine karşı zamanaşımı def'ine yönelik diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istekleri halinde ilgililere iadesine, 23.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.