MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2025/269 Esas, 2025/450 Karar
BİRLEŞEN DAVA : Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
HÜKÜM : Asıl davanın kabulü, birleşen davanın kısmen kabulü
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. ASIL VE BİRLEŞEN DAVA
1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkili adına tescilli 2017/... sayılı "... ..." ve 2020/... sayılı "... ..." ibareli markalar bulunduğunu, davalının aynı sınıflarda tescilli 2018/... sayılı "... ..." ibareli marka ile müvekkilinin marka hakkını ihlal ettiğini, ...://.../alan adlı internet sitesinde “...” ibaresini ön plana çıkararak kullanımda bulunduğunu, davalının kötüniyetli olduğunu, davalının ticaret ünvanında yer alan “...” ibaresinin kullanımının da 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 7/3-e hükmü gereği yasaklanmasının gerektiğini, müvekkilinin marka hakkına tecavüz edildiğini, davalı eyleminin aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek davalıya ait 2018/... sayılı markanın hükümsüz kılınmasına, “...” ibaresinin davalının ticaret ünvanından terkinine, davalı firma tarafından haksız ve izinsiz olarak kullanım suretiyle gerçekleştirilen marka hakkı ihlalinin ve haksız rekabetin tespitine, davalı tarafça gerçekleştirilen tecavüzün ve haksız rekabetin engellenmesine, ...://.../alan adlı internet sitesi ile piyasaya sürülen ürün tanıtım içeriklerine erişimin engellenmesine, SMK'nın 149/1-g hükmü uyarınca masrafları davalı tarafça karşılanmak koşuluyla hükmün tirajı en yüksek ulusal ve günlük yayın yapan iki gazete ile kamuya ilan edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; davalı firma tarafından müvekkilinin markadan kaynaklanan haklarının ihlal edilmesi ve haksız rekabet nedeniyle oluşan zararların giderilmesi amacıyla SMK'nın 151/2-b hükmüne göre hesaplanacak maddi tazminata karşılık şimdilik 10.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
3.Davacı vekili 24.10.2023 tarihli dilekçesi ile, maddi tazminat talebini 660.720,51 TL olarak artırmıştır.
II. CEVAP
Davalı şirket usulüne uygun tebliğe rağmen asıl davaya yasal süresi içerisinde davaya cevap vermemiş, vekilinin dosya kapsamındaki yazılı beyanları ve birleşen davaya cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin 26.08.2016 tarihinde tescil edildiğini, davacı şirket ile farklı illerde, farklı sektörlerde faaliyet gösterdiklerini, "..." ibaresinin Kayseri ile özdeşleşen ... dağının kısaltılmış hali olduğunu, müvekkilinin ... ... markasını 11.08.2018 tarihinde, davacının ise "... ..." markasını 14.10.2020 tarihinde tescil ettirdiğini, "... ..." markasını ve tek başına "... " ibaresini kullanmadığını, ... ibaresinin tek başına davacının kullanımından önce de başka firmalarca tescil edildiğini savunarak asıl ve birleşen davaların reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde; asıl dava yönünden; dava konusunun uzmanlık gerektirmesi nedeniyle konusunda uzman bilirkişilerden oluşan heyetten alınan rapora göre davalı markası ile davacı adına kayıtlı 2017/... sayılı markanın "..." ibaresinin esas unsur olması nedeniyle SMK'nın 6/1 hükmü uyarınca iltibasa sebebiyet olacak şekilde benzerlik bulunduğundan hükümsüzlük şartlarının oluştuğu, "..." ibaresinin kullanılması aynı zamanda davacı markasına tecavüz teşkil ettiğinden bu ibarenin ticaret ünvanından terkinine de karar vermek gerektiği gerekçesiyle asıl davanın kabulüne; davalıya ait ... numaralı "... ..." markasının hükümsüz kaldığının tespitine, sicilden terkinine, davalıya ait ticaret ünvanında yer alan "..." ibaresinin ticaret ünvanından terkinine, davalı tarafa ait ... numaralı "... ..." markasının davacının 2017/353 09... /... tescil numaralı markalardan doğan haklara tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, haksız rekabet yönünden taleplerin reddine, davalının, davacının markalarından doğan haklarına yönelik tecavüzün önlenmesine, davalı tarafın "..." ibareli ürünlerinin üretim ve satışlarının, tabelaların kullanımının durdurulmasına, kararın kesinleşmesine müteakip hüküm özetinin masraf davalılardan alınmak kaydı ile Türkiye genelinde yayın yapan tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına, bu ürünleri üretmeye yarayan araçlara el konulması talebinin reddine, davalı firmaya ait "..." adresine erişimin kalıcı olarak engellenmesine, davacı kendini vekille temsil ettirdiğinden hükümsüzlük talebi ve tecavüzün önlenmesi talepleri bakımından ayrı ayrı vekalet ücreti takdirine, birleşen dava yönünden; davalının ticaret ünvanında "..." ibaresi yer aldığından gelir elde ettiği, tüm ürünlerde kullanması nedeniyle kullanıldığı tespit edilen ve dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık döneme ilişkin tazminat talep edilebileceği, davalının 03.11.2017-03.11.2022 tarihleri arasında 660.720,51 TL net kazancı bulunduğu, manevi tazminat yönünden ise davaya konu olayın özellikleri, zarar görenin konumu, markaya tecavüz ve haksız rekabet fiilinin boyutu ve olay tarihi nazara alındığında mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu maddi tazminat miktarının bulunan değeri ve tazminatın zenginleşme aracı olarak görülemeyeceği hususu göz önüne alınarak manevi tazminat talebinin kısmen kabulü gerektiği gerekçesiyle birleşen davanın kısmen kabulü ile; 660.720,51 TL maddi tazminatın ve 50.000,00 TL manevi tazminatın tecavüzün tespitine karar verilen asıl dava tarihi olan 08.11.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti durdurulması, önlenmesi ile markanın hükümsüzlüğü, ticaret ünvanından terkini, birleşen dava ise maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosyadaki yazılara, İlk Derece Mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 373/4 hükmü uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, özellikle bozmadan önceki ilk kararda da asıl davada ürünleri üretmeye yarayan araçlara el konulması talebi reddedilmesine rağmen lehe vekalet ücretine hükmedilmesi yönünde temyiz sebebi bulunmamasına, yine haksız rekabete yönelik kurulan hükme de açıkça temyiz sebebi bulunmamasına, bu nedenle bozmaya uyularak verilen kararda reddedilen kısımlar yönünden lehe vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine yönelik temyizin asıl ve birleşen davada davacı taraf yönünden usuli kazanılmış hak oluşturmasına, mahkemenin asıl davaya yönelik kararında haksız rekabet yönünden taleplerin ve ürünleri üretmeye yarayan araçlara el konulması talebinin reddedilmesi karşısında asıl davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken asıl davanın kabulüne karar verilmesinin mahallinde düzeltilebilecek maddi hatadan kaynaklanmasına ve bu maddi hatanın sonuca etkili olmamasına göre, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
V. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile İlk Derece Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 23.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.