(765 S. K. m. 102, 104, 146, 149, 169) (1412 S. K. m. 317, 321, 322)
Dava: Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının tamamını veya bir kısmını tağyir ve tebdil veya ilgaya cebren teşebbüs etmek ve bu suça fer'an katılmak Hükümet aleyhine halkı silahlı isyana; Türkiye halkını birbiri aleyhine silahlandırarak mukateleye teşvik etmek, silahlı çeteye mensup olmak, silahlı çeteye yardım ve yataklıkta bulunmak, kasten ve nitelikli adam öldürmek, öldürmeye teşebbüs etmek, silahla yaralamak, silahlı gasb, patlayıcı madde atmak, ruhsatsız silah bulundurmak ve taşımak, tehdit, hırsızlık, görevli memura silahla direnmek ve sair suçlardan sanıklar haklarında İstanbul Sıkıyönetim 2 Numaralı Askeri Mahkemesinin 17.8.1990 gün, Esas 1988/40, Karar 1990/14 sayılı kararı ile verilen mahkumiyet, beraat, davanın ortadan kaldırılması, görevsizlik ve tefrik hükümlerinin temyizen incelenmesi, Askeri Savcı, Müdahil Tekel İdaresi vekili, bir kısım sanık ve vekilleri tarafından talep edilmek ve mahkumiyet hükümlerinden bazıları re'sen temyize tabi olmakla dava dosyası gönderildiği Askeri Yargıtay 4. dairesince 30.12.1993 tarihinde yürürlüğe giren 3953 sayılı kanunun 2. maddesi ile 1402 sayılı kanuna eklenen 5. maddeye dayanılarak 4.1.1994 tarihinde Yargıtay'a intikal ettirilmiş ve Yargıtay 9. Ceza Dairesinin, Yargıtay Kanununun 4053 sayılı Kanunla değişik 14. maddesi uyarınca 25.1.1995 gün ve Esas 1994/171 Karar 1995/370 sayılı görevsizlik kararı üzerine dairemize tevdi edilmiş olmakla, bir kısım sanıklar vekillerinin talepleri üzerine tayin olunan duruşma gününde uygun tebligata rağmen gelmedikleri anlaşıldığından tüm sanıklar yönünden evrak üzerinde yapılan inceleme sonunda:
Karar: 1- Silahlı çete mensubu olmak suçundan sanık S. G. hakkında verilen beraat kararına karşı, vekillerince vaki temyiz itirazlarının kararın gerekçesine yönelmediği ve beraat kararlarının sanık tarafça gerekçesi dışında temyizinin mümkün bulunmadığı, sanık S. E. hakkında ise İzmir C. Başsavcılığı tarafından davaya konu olayla ilgili hazırlık soruşturması yürütüldüğünden bahisle davanın ayrı bir esasa kaydedilerek yargılamanın sürdürülmesi için verilen tefrik kararının niteliği ve nihai bir karar olmaması nedeniyle temyiz yeteneğinin bulunmadığı anlaşıldığından adları geçen sanıklar vekillerinin bu kararlara yönelik temyiz isteklerinin CMUK.nun 317. maddesi uyarınca kısmen istem gibi REDDİNE.
2- Sanıklardan H. Ö,, M. S. Ç., S.Ç., G.G., S.E., A.B., A.Y., M.T. ve O. S.'a isnat olunup, oluşa uygun sabit kabul edilen suçlar ile, sanıklardan S. O. ile S. G. ve A. G. haklarında verilen görevsizlik kararlarının konusu olan 6136 sayılı kanuna muhalefet ve hürriyeti tahdit ve sanık M. A.'ün beraatle sonuçlanan silahlı çetenin sair efradı olmak suçlarının kanunda gerektirdiği cezalarının niteliğine ve üst sınırlarına göre TCK.nun 102/3-4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen zamanaşımı sürelerinin, suç ve inceleme tarihleri itibariyle dolmuş bulunduğu anlaşıldığından, sair yönleri incelenmeksizin adı geçen sanıkların belirtilen suçlarından kurulan hükümlerin CMUK.nun 321. maddesi uyarınca kısmen istem gibi BOZULMASINA, aynı Kanunun 322. maddesinin öngördüğü yetkiye dayanılarak gerçekleştiği belirlenen zamanaşımı nedeniyle sözü edilen kamu davalarının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3-Sanıklardan H. U., H. D., N. E. C., A. Ç., M. Ö., T. S., H. T., T. E., E. A., A. C., İ. E., N. A. ve K. İ. haklarındaki mahkumiyet, sanık E. D. hakkındaki mahkumiyet ve beraat, sanıklardan S. Ö. ve İ. Ö. haklarındaki beraat ile sanık S. O. Y. hakkındaki davanın ortadan kaldırılması kararlarıyla ilgili temyizlere gelince:
Sanıklardan H. T., T. E., E. A., A. C., İ. E. A., N. A. ve K. İ.'nun mensubu bulundukları yasa dışı THKP-C Eylem Birliği adlı silahlı çetenin mevcut anayasal düzeni yıkıp, yerine Marksist-Leninist ilkelere dayalı bir rejim getirmek şeklindeki amacı doğrultusunda gerçekleştirdikleri mahkemece sabit kabul edilen eylemlerin, suç tarihindeki örgütsel bağlılık ve ülke genelindeki organik bütünlük içinde kişiler üzerinde ve toplumda panik ve dehşet havası yaratabilecek ve kurulu anayasal düzenin yıkılması tehlikesini doğurabilecek yoğunluk ve vehamette olduklarından TCK.nun 146. maddesinin 1. fıkrasındaki suçu oluşturduğu gözetilmeden aynı maddenin 3. fıkrasıyla ceza tayini karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni sayılmamıştır.
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanıklardan H. U., H. D., N. E., A. Ç., M. Ö., T. S. ve E. D.'in TC. Anayasasının tamamını veya bir kısmını tağyir, tebdil ve ilgaya cebren teşebbüs etmek, sanıklardan H. T.,T. E., E. A. ve A. C.'ın aynı suça iştiraklerinin subutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun bir şekilde vasıfları tayin edilmiş, cezayı azaltıcı kanuni ve takdiri nedenler incelenip uygulanmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, sanık S. Ö.'ın 2.7.1979 tarihinde oto gasbı ve Alanya Tekel Satış Deposunun silah zoruyla soyulması, sanık İ. Ö.'un 5.3.1980 tarihinde Soma Garp Linyitlerinde çalışan işçilerin ücretlerinin bankaya götürülmesi sırasında silah zoruyla gasb edilmesine eksik kalkışmak ve sanık E. D.'in 12.4.1979 tarihinde ABD'li astsubaylar E. A. C.'un taammüden öldürülmesi Jeffery P. W.'in öldürülmeye teşebbüs edilmesi olaylarına katıldıkları iddiaları yönünden elde edilen delillerin hükümlülüklerine yeter nitelik ve derecede bulunmadığı, sanık S. O. Y. yönünden de silahlı çete mensuplarına hal ve sıfatlarını bilerek yardım olarak belirlenen suçun, işleniş ve karar tarihleri itibariyle zamanaşımına uğradığı gerekçeleri gösterilerek kabul ve takdir kılınmış, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde eleştiri dışında bir isabetsizlik bulunmadığından müdahil vekili ile Askeri Savcının ve bir kısım sanıklar ve vekillerinin subuta, vasfa, uygulamaya ve sair hususlara yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle eleştiri dışında usul ve yasaya uygun bulunan adı geçen sanıklarla ilgili hükümlerin kısmen istem gibi ONANMASINA,
4-Sanıklardan A. B. S., M. H. B., L. K. ve N. A. haklarında kurulan ve re'sen de temyize tabi hükümlerle ilgili temyize gelince:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun oluşan kanaat ve takdirine, müdahil idarenin sanıklar hakkındaki ilk hükmü temyiz etmemiş olması nedeniyle, tazminat konusunda kazanılmış hakkın doğmuş bulunmasına, bu konuda hukuk mahkemesine başvurma hakkını engelleyici bir hükmün de kurulmamasına, tetkik olunan dosya içeriğine göre subutun kabulüyle, suç niteliğinin tayininde, uygulama ve sair hususlarda bir isabetsizlik görülmediğinden, Askeri Savcı ve sanıklardan A. B. S., L. K.'ın ve sanıklar vekillerinin temyiz dilekçelerindeki itirazlarının tamamı ile müdahil idare vekilinin sair itirazlarının reddine;
Ancak : Müdahil Tekel idaresinin, davada kendisini vekille temsil ettirdiği gözetilmeden lehine makdu vekalet ücreti tayin olunmaması,
Kanuna aykırı ve müdahil Tekel İdaresi vekilinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş ise de bu cihetin yeniden yargılama yapılmasına gerek kalmadan CMUK.nun 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak düzeltilmesi mümkün görüldüğünden "müdahele tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri'ne göre tayin olunan 250.000 lira avukatlık ücretinin sanıklardan ayrı ayrı alınarak müdahile verilmesine" ibaresinin hükme eklenmesi suretiyle sair yönleriyle usul ve yasaya uygun bulunan adı geçen sanıklarla ilgili hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
5-Diğer hükümlere yönelik temyizlere gelince: Sair temyiz itirazlarının reddine; Ancak :
a) Sanıklardan M. Z., S. Ö., H. M., D. E. ve İ. U.'nın, oluşa ve toplanan delillere uygun olarak sabit kabul edilen ve örgütçe önceden hazırlanan bir plan ve iş bölümü içerisinde ve dayanışmalı olarak gerçekleştirilen eylemlere doğrudan ve fiilen
katıldıklarının anlaşılmasına ve bu eylemlerin işleniş şekli, zamanı ve diğer özellikleri itibarıyla, örgütün ülkede kurulu Anayasal düzenin ortadan kaldırılması şeklindeki amacına yönelik olarak örgütsel bağlılık ve ülke genelindeki organik bütünlük içerisinde ağır zarar tehlikesi sonucunu doğuracak boyut ve önemde bulunmaları karşısında TCK.nun 146. maddesinin 1. fıkrasındaki "cebren teşebbüs" kapsamında değerlendirilip, bu fıkra uyarınca ceza tayini gerekirken, araç suçlarındaki konumlarından hareketle sanıkların "fer'i şerik" kabulüyle yazılı biçimde hüküm kurulması,
b) Sanıklardan A. Ç. ve R. S.'ın 21.11.1978 tarihinde Mustafa Kaya'ya ait otonun gasbı ve Halk Bankası Manavgat Şubesinin soyulması, 8.10.1979 tarihinde H. A.'tan oto gasbı ve Serik Tekel Satış Deposuna baskın ile para gasbı, 27.2.1980 tarihinde Antalya-Korkuteli yolunda Ziraat Bankasına ait para taşıyan aracı soymaya teşebbüs, bu aracı koruyan güvenlik görevlileriyle silahlı çatışmaya girmek ve muhafız araba şöförü N. K.'yı yaralamak, ayrıca sanık A. Ç.'un 7.12.1979 tarihinde İ. Ç.'a ait otonun gasbı ile Serik Tekel Satış Deposuna silahlı baskın ve burada görevli memur A. Ö.'ın öldürülmesi ve polis memuru A. D.'in yaralanması, ayrıca sanık R. S.'ın 3.8.1980 tarihinde Side C. Motel'de silahlı gasb, sanık İ. Ö.'un 12.4.1979 tarihinde İzmir Fuar'ı civarında ABD'li Başçavuş E.A. C.'un taammüden öldürülmesi, J.P. W.'in öldürülmesine teşebbüs edilmesi olaylarına doğrudan ve fiilen katıldıklarına ilişkin kolluktaki ifadelerinin, suç ve ortaklarının ikrarları, görgü tanıklarının oluşa uygun düşen anlatımları, yer gösterme tutanakları, dosyada mevcut bilgi ve belgelerle doğrulandığı ve subutlarının kabulü gerektiği ve bu eylemlerin mahkemece sabit kabul edilen diğer eylemlerle birlikte TCK.nun 146/1 maddesindeki suçu oluşturdukları gözetilmeden yukarıda gösterilen eylemlerden beraatlerine hükmolunup, sabit kabul edilen eylemlerinin TCK.nun 146/3. maddesi kapsamında değerlendirilmesi suretiyle eksik ceza tayini,
c) Sanık HÜSEYİN GÖK'ün 2.7.1979 tarihinde Alanya Tekel Satış Deposunun silahla soyulması eylemine fiilen katıldığının kabulü ile sonucuna göre hukuki durumunun takdir ve tayininin gerektiğine ilişkin Askeri Yargıtay bozma kararına uyulduğu halde yeniden yapılan yargılama sonunda, delillerde bir değişiklik olmamasına karşın subutun kabul edilmemesi ve diğer eylemlerin TCK.nun 169. maddesi kapsamında kalması nedeniyle dava zamanaşımının gerçekleştiğinden bahisle hakkındaki davanın ortadan kaldırılmasına karar verilmesi ve bu suretle takdir ve kararda çelişkiye düşülmesi,
d) Hiçbir araştırmaya gerek kalmadan dosya içeriğiyle sabit bulunan müdahil Tekel İdaresinin zararına ilişkin maddi tazminat isteğine hükmolunması gerektiğinin gözetilmemesi,
e) Davada kendisini vekille temsil ettiren müdahil Tekel İdaresi lehine vekalet ücretine hükmolunmaması,
Kanuna aykırı ve vaki temyizler bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sanıklar A. Ç., R. S., İ. Ö. ve H. G. hakkında verilen hükümlerin bu nedenlerden dolayı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca kısmen istem gibi BOZULMASINA 18.4.1995 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy