(765 S. K. m. 99, 494/1)
Dava: Hırsızlık suçundan sanık Murat Y.'un yapılan yargılanması sonunda: TCK.nun 494/son ve 99. maddeleri gereğince kamu davasının şikayetten vazgeçme nedeniyle düşürülmesine dair Güdül Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 27.3.2001 gün ve 2000/48 Esas, 2001/18 karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi C.Savcısı tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığının bozma isteyen bila tarihli tebliğnamesi ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: TCK. nun 494/1 madde ve bendinde yer alan kullanma hırsızlığı suçunun oluşabilmesi için;
a) Hırsızlığın özel bir ulaşım aracı hakkında işlenilmesi,
b) Çalınan aracın kısa süre kullanılması,
c) Aracın zilyedine geri verilmesi veya kolaylıkla bulabileceği bir yere bırakılması, henüz bırakılmamış ise, iade edilmek üzere alındığının açıkça anlaşılmış olması gerekir.
Kullanma hırsızlığı suçunun manevi unsuru, geçici olarak yararlanma kastıdır. Fail mal edinmek kastıyla değil, aracı kullandıktan sonra iade etmek amacıyla hareket etmiş olmalıdır. Araç alınırken iade etmek maksadı yoksa kısa süre sonra iade edilmiş olsa da kullanma hırsızlığı oluşmaz. Bu durumda, ancak rızai iade hükümlerinin uygulanması söz konusu olabilir.
Araç kısa süre içinde iade edildiğinde ya da zilyedin kolaylıkla bulabileceği bir yere bırakıldığında yukarıda açıklanan özel kast ortaya çıkmış olur. Ancak fail, suç teşebbüs aşamasında kaldığında veya suç işlendikten sonra henüz iade edilmeden yakalanacak olursa hangi kasıtla hareket ettiğinin tespiti gündeme gelecektir.
Madde metnine göre özel kastın varlığını kabul için, aracın iade edilmek üzere alındığının açıkça anlaşılması gerekmektedir. Kastın iadeye yönelik olduğu, somut olayın gelişimi içinde, normal yaşam gözlemlerine göre tereddüde yer bırakmayacak biçimde kendini göstermelidir. Bir başka deyişle, ilk bakışta aracın geri iade edilmek üzere alındığı anlaşılmalıdır. Örneğin, acil bir hastayı hastaneye ya da servisi kaçıran öğrenciyi sınava yetiştirmek amacıyla komşunun aracının alınmasında iade kastıyla hareket edildiği açıkça anlaşılmaktadır.
Somut olayda ise, sanık, alkol aldıktan sonra yürüyerek köye dönüp, köy içinde dolaşırken şikayetçinin tarlasında park halinde olan kamyonunu fark edip İstanbul'da oturan amcasının yanına gitmek için gece 1-2 sıralarında kamyonu almış, Ankara İli Güdül İlçesinden Bolu İli Kaynaşlı mevkiine kadar gidip mazotu tükenince aldığı mazot bedelini ödemek için babasına telefon açıp para istemesi üzerine babasının olaydan haberdar olup yaptığı ihbar üzerine güvenlik güçlerince benzinlikte yakalanmıştır. Sanığın kamyonu iade etme amacıyla aldığını gösterir yukarıda açıklanan açıkça anlaşılma kıstasına uygun dış aleme yansıyan bir belirti söz konusu değildir. Kaldı ki, sanığın ihbar üzerine yakalandığı benzinliğin suç yerine uzaklığı ve 14.09.2000 tarihli dilekçesindeki alkol yüzünden hava atmak maksadıyla yaptığım davranıştan çok pişmanım şeklindeki beyanı da kastının iade olmadığını ortaya koymaktadır.
Öte yandan, suça konu kamyonun özel ulaşım aracı veya yük ve yolcu taşımacılığına tahsis edilmiş olup olmadığı kesin bir şekilde belirlenmemiştir.
Bu nedenlerle, sanığın kastının mülkiyete yönelik olduğu gözetilmeden, özel ulaşım aracı olduğu hususu da araştırılmadan, fiil kullanma hırsızlığı kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Sonuç: Kanuna aykırı, o yer C.Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi, CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 26.06.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy