(213 S. K. m. 11, 344, 359, Geç. m. 23)
213 sayılı Vergi Usul Kanununa muhalefet suçundan sanık Hüseyin M.'ın yapılan yargılanması sonunda, beraatine dair Kütahya Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 13.9.2000 gün ve 2000/378 Esas, 2000/981 Karar Sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi müdahil vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığının onama isteyen 24.10.2001 tarihli tebliğnamesi ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği görüşüldü:
4369 Sayılı Kanunun 18. madde ile değişik 213 Sayılı Kanunun 11. maddesi, sadece vergi incelemesine dayanılarak tarh edilecek vergilerde tarhiyat öncesi uzlaşma yapılmasına izin vermiş, kesilen cezaların uzlaşılan vergi miktarına göre düzeltileceğini hüküm altına almış, vergi ziyaı cezasını uzlaşma konusu dışında tutmuştur. 4444 Sayılı Kanun ise 7. maddesiyle, vergi incelemesine dayanılarak tarh edilecek vergiler ile kesilecek cezalarda Maliye Bakanlığının tarhiyat öncesi uzlaşma yapılmasına izin verebileceğini hükme bağlamış; ancak 213 Sayılı Kanunun 344. maddesinin 3. fıkrası uyarınca vergi ziyaı cezası kesilecek tarhiyata ilişkin vergi ve cezaları uzlaşma kapsamı dışında tutmuştur. Aynı kanunun geçici 23. maddesi de bu düzenlemeye paralel hüküm getirmiş, 344. maddenin 3. fıkrası uyarınca vergi ziyaı cezası kesilecek tarhiyata ilişkin vergi ve cezayı kapsamına almamıştır.
4369 Sayılı Kanunun 11. maddesiyle değişik 213 Sayılı Kanunun 344. maddesinin 3. fıkrası da aynı Kanunun 359. maddesindeki fiillere vergi ziyaına sebebiyet verilmesi halinde asli faillere üç kat, iştirak edenlere bir kat olarak, uygulama yapılabileceğini öngörmüştür.
Belirtilen tespit ve hükümler karşısında, 1.1.1999 tarihinden sonra da 359. madde kapsamında bulunan fiillerin vergi ziyaına sebebiyet vermesi halinde tarhiyat öncesi uzlaşmaya konu yapılamayacağı sonucuna varılmaktadır, ancak fiillerin vergi ziyaına sebebiyet vermemesi halinde tarhiyat öncesi uzlaşma konusu yapılması olanağı mevcut olduğunun gözardı edilmemesi gerekir. Görülüyor ki 4369 Sayılı Kanun adli suçlar yönünden değişiklik getirmemiştir. Tarhiyat öncesi uzlaşmada fiilin ait olduğu dönemin esas alınacağı konusunda kuşku yoktur. İbrazı istenen defter ve belgelerin 1998 takvim yılına ait olduğu, sanığa tebliğ edilen yazı içeriğinden anlaşılmaktadır. Ceza Genel Kurulunun 15.02.2001 ve 21/24 sayılı kararı bu hususu özellikle vurgulamaktadır.
Açıklamalara göre varlığı dosyadaki belgelerden anlaşılan sanığın davaya konu fiilinden dolayı düzenlenen 07.04.2000 tarih ve 2000/X-03 sayılı vergi inceleme raporunun onaylı bir örneği dosyaya getirtilip, fiilin kaçakçılık cezalı tarhiyat yapılmasını gerektirmiş olup olmadığı araştırılarak, cezalı tarhiyat yapıldığının anlaşılması halinde tarhiyat öncesi uzlaşma yapılmasının mümkün olmadığı, aksi halde uzlaşmanın yapılabileceği dikkate alınarak hüküm tesisi gerekirken ibrazı istenen defter ve belgelerin ait oldukları vergi dönemi de gözardı edilerek eksik soruşturmayla 1.1.1999 tarihinden sonra tarhiyat öncesi uzlaşma yapılmasına yasa ile izin verildiğinden bahisle sanığın beraatine karar verilmesi,
Kanuna aykırı ve müdahil vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı CMUK. nun 321 nci maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.11.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy