(765 S. K. m. 493/2, 494/1) (5237 S. K. m. 141, 142, 143, 144, 147)
Dava : Hırsızlık suçlarından sanık Ercan'ın yapılan yargılaması sonunda: TCK. nun 494/1, 62, 522, 55/3 ( iki kez ), 72, 647 Sayılı Yasanın 4 ve 6. maddeleri gereğince 365.040.000 lira ağır para cezasıyla mahkumiyetine dair A Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 29.06.2001 gün ve 2001/9 Esas, 2001/389 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi o yer C.Savcısı tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığının bozma isteyen 11.12.2002 tarihli tebliğnamesi ile daireye gönderilmekle, incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: TCK. nun 494/1. madde ve bendinde yer alan kullanma hırsızlığı suçunun oluşabilmesi için;
a )Hırsızlığın özel bir ulaşım aracı hakkında işlenilmesi,
b )Sahiplenme amacı olmadan çalınan aracın kısa bir süre kullanılması,
c )Aracın zilyedine geri verilmesi veya kolaylıkla bulunabileceği bir yere bırakılması, henüz bırakılmamış ise, iade edilmek üzere alındığının açıkça anlaşılmış olması gerekir.
Kullanma hırsızlığı suçunun manevi unsuru geçici olarak yararlanma kastıdır. Fail; mal edinmek kastıyla değil, aracı kullandıktan sonra iade etmek amacıyla hareket etmiş olmalıdır. Araç alınırken iade etmek maksadı olmayıp mal edinmek için alınmışsa kısa bir süre sonra iade edilmiş olsa bile kullanma hırsızlığından söz edilemez. Böyle bir durumda aracın geri verilmesi koşulları oluştuğu takdirde hırsızlık suçunda rızai iade hükümlerinin uygulanmasını sağlayacaktır.
Çalınan araç kısa süre içinde iade edildiğinde ya da zilyedin kolaylıkla bulabileceği bir yere bırakıldığında kullanma kastı mevcuttur. Ancak fail, suç teşebbüs aşamasında iken veya suç işlendikten sonra henüz iade edilmeden yakalanmışsa kastı dosya içeriğine göre olaysal olarak belirlenmelidir.
Madde metnine göre özel kastın varlığının kabulü için, aracın iade edilmek üzere alındığının "açıkça anlaşılması" gerekmektedir. Kastın iadeye yönelik olduğu, somut olayın gelişimi içinde, normal yaşam gözlemlerine göre tereddüde yer bırakmayacak biçimde kendini göstermelidir. Bir başka deyişle, ilk bakışta aracın geri iade edilmek üzere alındığı anlaşılmalıdır. Örneğin acil bir hastayı hastaneye, ya da servisi kaçıran öğrenciyi sınava yetiştirmek amacıyla komşunun aracının alınmasında iade kastıyla hareket edildiği açıkça anlaşılmaktadır.
Somut olayda ise; olay günü şikayetçi Neslihan'a ait otomobilin kilitli kapısını yanında taşıdığı anahtarla açıp, aynı anahtar ile çalıştıramayınca düz kontak yaptırarak çalıştırmak isteyen, bunda da başarılı olamayınca aracı yokuş aşağı akıtarak çalıştırmak isterken duvara çarpıp bırakan ve daha sonra şikayetçi Rahmi'nin aracının yanına gidip yine aynı anahtar ile bu aracın da kapısını açıp, çalıştıran, 1 kilometre kadar gittikten sonra aracın stop etmesi üzerine, oradan geçen bir şahıs vasıtasıyla ilerideki bir ara sokağa iterek götüren, bu sırada şikayetçinin ihbarı üzerine zabıtaca suça konu aracı çalıştırmak istediği sırada yakalanan ve emniyetteki ifadelerinde kullanma kastından bahsetmeyen sanığın mahkemedeki, "İ'e gittikten sonra çaldığım arabayı orada bırakacaktım" şeklindeki savunmasından başka iade amacıyla aldığını gösteren, "açıkça anlaşılma" kıstasına uygun, dış aleme yansıyan bir belirti bulunmadığından suçların işlendiği yer ve saat ile oluşum şekli nazara alınarak eylemlerin TCK.nun 493/2.madde ve bendine uygun hırsızlık suçunu oluşturup oluşturmadığına ilişkin delilleri değerlendirme görevinin üst dereceli asliye ceza mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devamla kullanma hırsızlığı olarak kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmesi,
Sonuç: Kanuna aykırı ve o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepden dolayı istem gibi CMUK'nun 32l nci maddesi uyarınca BOZULMASINA, 26.05.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy