(765 S. K. m. 71, 72, 503, 522)
Dava: Dolandırıcılık suçundan sanık Yusuf Adnan Takavcı'nın yapılan yargılanması sonunda, TCK. nun 503/ilk, 522 (10 kez), 71 ve 72. maddeleri gereğince 10 yıl 20 ay hapis ve 13.469.166.663 lira ağır para cezasıyla mahkumiyetine dair Bornova 1. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 29.8.2001 gün ve 1998/938 Esas, 2001/479 karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanık vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığının onama isteyen 13.3.2002 tarihli tebliğnamesi ile daireye gönderilmekle incelenerek öncelikle sanığa hükmolunan hürriyeti bağlayıcı cezanın türü ve süresine göre duruşmalı inceleme isteminin CMUK. nun 318. maddesi uyarınca reddine karar verilerek gereği görüşüldü:
Karar: Sanığın; şikayetçileri, başkanı olduğunu söyleyerek kooperatife üye yapmak vaadiyle kandırarak aidat adı altında paralarını almak suretiyle dolandırdığı suçu yüklenerek cezalandırılması için kamu davası açılmıştır.
Sanık; Or-Kop, Or-Kent ve As-Kent Konut Yapı Kooperatiflerinin müteahhitliğini yüklendiğini, kooperatif yöneticilerinin subay olması nedeniyle şantiyeye gelemediklerini, kendisinin şantiye şefliğini de üstlenmesinden dolayı gelip gidenlerle muhatap olduğunu, sadece aracılık ve koordinatörlük yaptığını, şikayetçilerden bazılarının, Or-Kent'den As-Kent'e geçtiğini, diğerlerinin de kendi rızalarıyla As-Kent'e üye olup kooperatif yönetimine aidat ödediklerini, ortaklık senetleri ve ödeme makbuzları üzerindeki yazılardan bir kısmının kendisine ait olduğunu, imzaların ise kendisine ait olmadığını, Or-Kop'un inşaatını As-Kent'e aitmiş gibi göstererek şikayetçileri kandırmadığını, para almadığını, As-Kent Konut Yapı Kooperatifi inşaatının yüzde yetmişini tamamladığını, inşaat için üyelerin ödemelerinin çok üstünde harcama yaptığını, inşaat durunca şikayetçilerin paniğe kapıldığını ve daha sonra müştekilerden bazılarının, kooperatifin yönetim kurulunda görev aldığını savunmuştur.
Davada müdahil sıfatını alan şikayetçiler ise; sanığın kendilerini kooperatifin başkanı ve yöneticisi olarak tanıttığını, Or-Kent'in inşaatlarını As-Kent'in inşaatı diye göstererek As-Kent'e üye kaydettiğini, tüm ödemeleri sanığa yaptıklarını ifade etmişlerdir.
Toplanan delillere, keşif ve bilirkişi raporuna ve dosyadaki belge ve bilgilere göre; adları geçen kooperatif inşaatlarının komşu arsalar üzerinde yapılmakta oldukları, kooperatiflerin yönetim merkezleri ile sanığın bürosunun aynı yeri paylaştığı veya bitişik mekanda bulunduğu, sanığın kooperatiflerin inşaatlarını yüklenen Naltur ve Nalin Ltd. Şirketlerinin ortağı olup müdürlüklerini de yapmakta olduğu, müdahillerin ibraz ettikleri ortaklık senedi ve ödeme makbuzlarından, As-Kent Konut Yapı Kooperatifine para ödedikleri anlaşıldığı, As-Kent Konut Yapı Kooperatifinin 6.5.1994 tarihinde kurulduğu, ilk olağan genel kurulunu 16.2.1996 tarihinde gerçekleştirildiği, sonraki yıllarda olağan genel kurulları yapılamadığı, As-Kent yönetimi ile arsa sahipleri arasında noterden yapılan 7.2.1997 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesinin mevcut olduğu, kamu davası açıldıktan sonra müdahillerin girişimi ile 2.12.2000 tarihinde genel kurul toplantısı yapıldığı, müdahillerin bu toplantıya katıldıkları, bazılarının yönetim kurulunda görev aldıkları, müdahillerden başka kooperatife ödeme yapan ortak olmadığı, sanığın 1996, 1997 ve 1998 yıllarında ödenen toplam aidat tutarından daha fazla harcama yaparak onaylı projesi olmayan, ruhsatı alınamayan ve ancak alınması mümkün olan inşaatı yüzde elli oranında tamamlandığı anlaşılmıştır.
Bu tespit ve açıklamalar ışığında; As-Kent Konut Yapı Kooperatifinin kuruluşundan itibaren yönetim zaafiyeti içinde bulunduğu, yönetim ve gözetiminin fiilen sanığa bırakıldığı, aynı zamanda inşaatın yapımını da yüklenen sanıkta kooperatifin yönetimini de fiilen yürütmekte olmasından dolayı önerilerini ileride genel kurul ve yönetim kurulunda onaylattıracağı inanç ve kanaati oluştuğu, bilirkişi raporuna göre de inşaatı yüzde elli oranında tamamladığı, hatta bunun için kendisinden harcama yaptığı ve alacaklı duruma geçtiği, topladığı paraları kişisel çıkarına kullanmadığı, yasal girişimler sonucunda 2.10.2000 tarihinde yapılan Genel Kurul Toplantısında Yönetim Kurulu asil üyeliklerine müdahiller İbrahim Karaaslan, Haluk Sertoğulları ve Vedat Baran'ın üç yıl için seçildikleri, diğer müdahillerin de üye kaydedildikleri, sanığın ne başlangıçta ne de sonra dolandırıcılık kastıyla hareket etmediğinin kabulü ile beraatine karar verilmesi gerekirken, şikayetçileri dolandırdığından bahisle mahkumiyetine dair hüküm tesisi,
Sonuç: Kanuna aykırı ve sanık vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu nedenden dolayı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, tutuklu sanığın tahliyesine, başka suçtan hükümlü ve tutuklu olmaması halinde derhal tahliyesi için Yargıtay C.Başsavcılığına müzekkere yazılmasına, 24.05.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy