(765 S. K. m. 283, 503, 522) (1412 S. K. m. 318) (6762 S. K. m. 692, 693)
Dava: Dolandırıcılık suçundan sanıklar Yılmaz, Rengin ve Mustafa'nın yapılan yargılanmaları sonunda; TCK.nun 503/1 ve 522. maddeleri gereğince 1'er yıl 3'er ay hapis ve 1.371.662.500'er lira ağır para cezasıyla mahkumiyetlerine dair Manavgat Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 25.1.2001 gün ve 1998/632 Esas, 2001/126 karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanıklar vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığının onama isteyen 29.4.2002 tarihli tebliğnamesi ile daireye gönderilmekle sanıklar vekilinin duruşmalı inceleme isteminin hükmolunan cezanın türü ve süresine göre koşulları bulunmadığından CMUK.nun 318. maddesi uyarınca reddine karar verilip incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 23.3.1998 tarihli iddianame ile müştekiden aldıkları borç para karşılığında sanık Rengin tarafından düzenlenerek verilen iki adet çeki ödememek için sanık Mustafa ile anlaşarak çeşitli yol ve hukuki girişimlerde bulunduklarından dolayı dolandırıcılık suçu yüklenerek tüm sanıkların TCK.nun 503. maddesi uygulanarak cezalandırılmaları için dava açıldığı, yine aynı sanıklara suç tasnii fiili yüklenerek TCK.nun 283/1. maddesi ile cezalandırılmaları için 17.10.2000 tarihli ek iddianame düzenlendiği, yakınıcı, sanıklardan Yılmaz'a verdiği borç paraya karşılık aldığı çekleri tahsili için bankaya müracaat ettiğinde sanık Mustafa tarafından çeklerin ödenmemesi için ihtiyati tedbir koydurulduğunu öğrenip çekleri tahsil edemediğini, bu şekilde dolandırıldığını iddia etmiş; sanıklar Yılmaz ve Rengin ise çeklerin sanık Mustafa'ya yaptırdıkları iş karşılığı verdiklerini, bu şahsın da çekleri özel otomobilinden çaldırması nedeniyle ihtiyati tedbir kararı aldırarak ödeme yasağı koydurduğunu, müştekiden borç para almadıklarını savunmuşlardır.
Mahkeme sanıkların birlikte hareket ederek sanık Yılmaz'ın da ortağı olduğu B... Otel Anonim Şirketi adına sanık Rengin'in imzalayarak müştekiye verdiği iki adet çeki ödememek amacıyla E... Mermer Anonim Şirketi adına sanık Mustafa ile gerçekte olmayan bir sözleşme yapılmış, çeklerin bu şirkete yaptırılan iş karşılığında verilmiş gibi gösterilip, daha sonra da çeklerin sanık Mustafa'dan çalındığı şeklindeki hile ve desiselerle çeklerin ödenmemesini sağlamaya çalışmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işledikleri kabul edilerek mahkumiyetlerine karar verilmiştir. Dolandırıcılık suçu, bir kimsenin iyi niyetinden yararlanarak kandırıcı nitelikteki hile ve desiselerle onu yanıltıp kendisine veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmasıyla oluşur. Kullanılan hile ve desiselerle mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu haksız bir çıkar sağlanmalı, mağdur veya bir başkasına zarar verilmelidir. Mağdur veya bir başkasına verilen zarar veya elde edilen haksız kazancın sanığın hileli söz ve davranışlarından sonra ve bu nitelikteki söz ve davranışların sonucu oluşmalıdır. Yani hile ile haksız kazancın aynı anda veya hilenin daha önce olması gerekmektedir.
Davaya konu olayda ise; mahkemece de kabul edildiği üzere, suça konu çeklerin, borç para alındıktan sonra keşide edilip müştekiye verildiği, bu paranın alınması sırasında veya öncesinde sanıkların müştekinin borç akdi yapması yönündeki karar ve iradesini sakatlayacak hiçbir hile ve desiseye başvurmadıkları, tersine borç para verilip, alınması tarafların özgür iradeleri ile kararlaştırıldığı, çeklerin kimlik bilgileri ve diğer unsurlar yönüyle Türk Ticaret Kanununun 692 ve 693. maddelerinde belirtilen zorunlu ve ihtiyari tüm öğeleri taşıdığı, dolayısıyla müştekiden borç paranın hile ve desise ile alınmadığı, bu aşamada dolandırıcılık suçunun oluştuğundan söz edilemeyeceği, çeklerin müştekiye verilmesinden sonra bunların ödenmemesini temine yönelik hareketler ve girişimlerin eylemi dolandırıcılık suçuna dönüştüremeyeceği, mahkemenin iki adet çekin ödenmemesi için çalındıkları iddiası şeklindeki kabulünün de dolandırıcılık olarak nitelenemeyeceği para borcu sözleşmesi uyarınca verilen çeklerin kaybedildiği şeklindeki yetkili makama yapılan ihbarın TCK.nun 283. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekeceği, bu suçtan sanıkların cezalandırılması için ek iddianame ile açılan kamu davasının 4616 sayılı Yasa kapsamında kaldığından dolayı tefrik edildiği anlaşılmakla yasal unsurları itibariyle oluşmayan dolandırıcılık suçundan sanıkların beraatları yerine mahkumiyetlerine hükmolunması,
Sonuç: Kanuna aykırı, sanıklar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 06.11.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy