(765 S. K. m. 503/1, 522) (5237 S. K. m. 157, 145)
Dava: Dolandırıcılık suçundan sanık Hamdi ve Hüseyin'in yapılan yargılanmaları sonunda: TCK. nun 503/1, 522 ve 81. maddeleri gereğince Hüseyin'in 5 ay hapis ve 3.999.999 lira ağır para cezasıyla mahkümiyetine, Hamdi'nin beraatine dair CUMAYERİ Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 21.6.2000 gün ve 1998/61 Esas, 2000/65 Karar Sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi üst ve yerel C.Savcıları tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığının bozma isteyen bila tarihli tebliğnamesi ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Sanık Hamdi'nin savunmasının alındığı 8.4.1999 günlü duruşma tutanağında, tensip sonunda hakim imzası olup sayfa sonundaki imza eksikliği vüsuku ihlal edici nitelikte bulunmadığından tebliğnamenin 1. bendindeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Sanık Hamdi hakkında elde edilen delillerin hükümlülüğe yeter nitelik ve derecede bulunmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve taktir kılınmış olduğundan Cumhuriyet Savcısının imza eksikliğine yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle adı geçen sanık hakkındaki hükmün ONANMASINA,
Cumhuriyet Savcılarının sanık Hüseyin hakkındaki temyizlerine gelince:
1-11.9.1998 tarihli iddianamede sanığa yüklenen Kuran Kursu için yardım toplamak suretiyle dolandırıcılığa eksik teşebbüs suçundan açılan dava hakkında bir karar verilmemesi,
2-Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kişiye kandırabilecek nitelikte hile ve desiselerle hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisi veya başkasının yararına haksız bir çıkar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır.Yalan belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun denetleme olanağını ortadan kaldırmalıdır. Desise ise, maddi nitelikteki fiil ve hareketlerle mağduru hataya düşürmek için kullanılan aldatıcı vasıtalardır. Kullanılan hile ve desiseler ile mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu kandırıcı davranışlara ve yalanlara inanan mağdur tarafından sanığa veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hile ve desisenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi kullanılan hilenin şekli ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
3.6.1998 tarihli iddianameye konu olayda, kendini öğretmen ve hasta olarak tanıtıp ameliyat olabilmesi için yardım isteyen ve şikayetçiden gönüllü yardım niteliğinde on milyon lira para alan sanığın eyleminde TCK. nun 503. maddesinde öngörülen zarar öğesi bulunmadığı gözetilmeden dolandırıcılık suçundan mahkumiyetine karar verilmesi,
3-Kabule göre; aynı suçtan mükerrir olan sanığın TCK. nun 522. maddesinin lehe hükmünden yararlanmasının mümkün olmadığı gözetilmeden, bu madde uygulanmak suretiyle indirim yapılarak eksik cezaya hükmedilmesi,
Sonuç: Kanuna aykırı, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi CMUK'nun 32l nci maddesi uyarınca BOZULMASINA, 3.12.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy