(765 S. K. m. 99, 108, 212, 504, 508) (647 S. K. m. 6) (4616 S. K. m. 1) (1412 S. K. m. 321, 322)
Dava: Dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanmak suçlarından sanıklar Ahmet ve Halil'in yapılan yargılanmaları sonunda: 4616 S.K. nun 1/4 maddesi uyarınca sanık Ahmet hakkında güveni kötüye kullanmak suçundan açılan kamu davasının kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine, sanıkların TCK. nun 504/7, 61, 522, 59 ve 647 Sayılı Kanunun 6. maddeleri gereğince 7'şer ay 10'ar gün ağır hapis ve 451.616.610'er lira ağır para cezasıyla mahkümiyetlerine dair KAYSERİ 1. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 14.2.2001 gün ve 2000/126 Esas, 2001/33 Karar Sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi müdahil ve sanık Ahmet vekilleri tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığının red ve onama isteyen 24.5.2002 tarihli tebliğnamesi ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: I-Müdahil idare adına vekilinin temyiz istemi suç vasfına yönelik olduğundan istemin reddine ilişkin tebliğnamedeki 1 nolu düşünceye iştirak edilmemiştir.
Sanığın, mağdur Ahmet Ali'den görevli olmadığı halde kurum veznesine yatırmak için para almaktan ibaret eyleminin TCY. nın 508 maddesinde yazılı takibi şikayete bağlı güveni kötüye kullanma suçunu oluşturup yöntemine uygun biçimde TCK. nun 108. maddesinde belirlenen yasal sürede yapılmış bir şikayet bulunmadığı gözetilerek kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi yerine, 4616 Sayılı Yasanın ¼. madde ve bendi uyarınca yargılamasının kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, müdahil vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenden dolayı CMUY. nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre; yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta CMUK. nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan sanık hakkında güveni kötüye kullanmak suçundan açılan kamu davasının TCK. nun 99. maddesi uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE,
II-Dolandırıcılık suçundan kurulan hükme gelince;
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin tahkikat neticelerine uygun olarak tecelli eden kanaat ve takdirine, tetkik olunan dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:
Sanık Halil'in oğlu Haydar'ı 7.4.1999 tarihinde hastaneye yatırdığı, 12.4.1999 gününde Kayseri Bağkur İl Müdürlüğüne pirim borçlarını ödeyerek 13.4.1999 tarihinde oğluna ait sağlık karnesini aldığı, reçete servisinde kendisine 13.4.1999 tarihine kadar yapılan hastane masraflarının Bağ-Kur tarafından ödenmeyeceğinin belirtilmesi üzerine, bir arkadaşının önerisi ile sağlık servisinde sağlık karnesi başvurularını yerine getirmekle görevli bulunan sanık Ahmet'i bulduğu, adı geçen sanığın 7.4.1999 tarihinden itibaren yapılan sağlık giderlerinin ödenebilmesi için sağlık karnesindeki vize tarihinin 7.4.1999 tarihine çekilmesi gerektiğini, atmış milyon lira vermesi halinde vize tarihini değiştireceğini söylediği ve tanıklar Hilmi, Osman ve Mehmet'in aşamalardaki ifadelerinden sanık Halil'in de teklifi kabul etmesi sonucu istenilen parayı verdiği anlaşılmasına göre eylemin yapılmaması gereken işin yapılması için rüşvet almak ve rüşvet vermek suçlarını oluşturduğu gözetilmeden aynı kanunun 504/7, 61. maddeleri ile hüküm kurulması,
Sonuç: Kanuna aykırı, müdahil vekili ve sanık Ahmet vekillerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 12.12.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy