(765 S. K. m. 503, 522)
Dava: Dolandırıcılık suçundan sanık M. T. Y.'ın yapılan yargılaması sonunda, TCK. nun 503/1, 522. maddeleri gereğince 1 yıl 1 ay 6 gün hapis ve 4.152.500.000 lira ağır para cezasıyla mahkumiyetine dair Kozluk Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 6.6.2002 gün ve 2000/62 Esas, 2002/178 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanık tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığının onama isteyen 23.10.2002 tarihli tebliğnamesi ile daireye gönderilmekle, incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kişiyi kandırabilecek nitelikte hile ve desiselerle hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisi veya başkasının yararına haksız bir çıkar sağlanması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Yalan belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun denetleme olanağını ortadan kaldırmalıdır. Desise ise, maddi nitelikteki fiil ve hareketlerle mağduru hataya düşürmek için kullanılan aldatıcı vasıtalardır. Kullanılan hile ve desiselerle mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu kandırıcı davranışlara ve yalanlara inanan mağdur tarafından sanığa veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hile ve desisenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi kullanılan hilenin şekli ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda ise; sanığın aşamalardaki ifadelerinde şikayetçiden satın aldığı araba ve traktör karşılığında 3.6.1999 keşide tarihli 2.125.000.000 ve 4.6.1999 keşide tarihli 4.600.000.000 liralık çekleri verdiğini, keşide yerini yazıp yazmadığını hatırlamadığını, borcuna karşılık bir adet kamyon ve 2.400.000.000 lira nakit para verdiğini borcu kalmadığını savunmasına, şikayetçinin de kamyonu aldığını ancak nakit olarak 450.000.000 lira aldığını belirtmesine göre, suça konu çeklerin alışveriş yapıldığı anda mı yoksa kalan borcunu ödemek için mi verildiği hususu açıklığa kavuşturulup, çeklerin düzenleme tarihinde karşılığının bulunup bulunmadığı da araştırılarak hile ve desisenin nelerden ibaret olduğu gösterilip karar yerinde tartışılmadan, sanığın baştan beri dolandırıcılık kastıyla hareket ettiğine ilişkin deliller de gösterilmeden sadece çeklerde keşide yerinin yazılmaması ve karşılıksız çıkmış olmalarına dayanılarak sanığın mahkumiyetine karar verilmesi,
Sonuç: Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 23.12.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy