(765 S. K. m. 504, 522)
Dava: Dolandırıcılık suçlarından sanık Musa Taşkıran'ın yapılan yargılaması sonunda: 765 Sayılı TCK. nun 504/3, 59/2 (iki kez) ve 522, 71, 72. maddeleri gereğince 3 yıl 14 ay ağır hapis ve 5.829.166. lira ağır para cezasıyla mahkumiyetine dair Manisa Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 29.05.2002 gün ve 2001/474 Esas, 2002/179 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanık vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığının onama isteyen 22.10.2003 tarihli tebliğnamesi ile daireye gönderilmekle, incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin tahkikat neticelerine uygun olarak tecelli eden kanaat ve takdirine, tetkik olunan dosya münderecatına göre suçun sabit olmadığına ve yasal unsurlarının oluşmadığına yönelik yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; Ancak;
Sanığın, dedesine ait nüfus cüzdanını tahrif ederek Orhan Yurtseven adına düzenleyip, kendi fotoğrafını yapıştırdıktan sonra manyetik şeridi Alliance and Leicester Bank'a ait kart bilgisinin kodlandığı, hamili S.Forsyth olan 5459 9576 0828 8862 nolu, üzerinde O.Yurtseven yazılı sahte kredi kartını kullanarak 10.12.2001 günü şikayetçi Serkan Bacak'ın 11.12.2001 günü de şikayetçi Selçuk Sezen'in işyerinden alışveriş yaparak haksız menfaat temin ettiği anlaşılıp kabul edilmesine göre, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 29.05.2001 tarih ve 6/106-111 Sayılı içtihadında da açıklandığı üzere, mal ve hizmet alımı bedellerinin sözleşmeler gereği üye işyerine ödeyen Türk Bankalarının bu işlemlerde aracılık yaptıkları, dava konusu olayın arzettiği özellik itibariyle suçtan kart hamili, üye işyeri, aracı banka ve kartı çıkaran yabancı banka veya kurumun zarar görme ihtimalinin bulunduğu somut olayda kartı çıkaran yabancı bankanın zarar görmesi nedeniyle dolandırıcılık suçunun mağduru olduğu, aynı kartla bir gün ara ile değişik üye işyerlerinden alış veriş yapılarak haksız kazanç edinilmesinde üye işyerleri ve ödemeyi yapan Türk Bankalarının farklı olmasının eylemin zincirleme suç olması niteliğini etkilemeyeceği, yenilenen kasıtlarla işlenmediği anlaşılan suçtan dolayı cezanın teselsül nedeniyle artırılması gerekirken her bir üye işyerine karşı işlenen fiil bağımsız suç kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı,
Hükümden sonra 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 7. ve 5252 Sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri uyarınca, 5237 Sayılı Yasanın değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayininde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanık vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 Sayılı CMUK. nun 321 nci maddesi gereğince BOZULMASINA, 22.06.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy