(765 S. K. m. 503, 522)
Dava ve Karar: Dolandırıcılık suçundan sanık A. K.'nın yapılan yargılaması sonunda, TCK.nun 503/1 ve 522/1. maddeleri gereğince 2 yıl 4 ay hapis ve 6.708.333.000 lira ağır para cezasıyla mahkumiyetine dair Bakırköy 8. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 3.10.2003 gün ve 1998/1634 Esas, 2003/683 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanık vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığının onama isteyen bila tarihli tebliğnamesi ile daireye gönderilmekle, incelenerek gereği görüşüldü:
Dolandırıcılık suçunda kandıracak ölçekteki hile ya da desise kullanılarak yanılgıya düşürme sonucu mağdurda salt bu aldatma sonucunda bozulmuş bir iradeyle kendi zararına fail veya başkası yararına bir işlemde bulunulması gerekmekte olup ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 3.3.1998 gün ve 6/8-69 sayılı kararında açıklandığı üzere; önceden oluşmuş bir zarar veya doğmuş bir borç için hileli davranışlarda bulunulması halinde, zarar veya borç, kandırıcı nitelikteki davranışlar sonucu doğmayacağı cihetle dolandırıcılık suçunun oluşmayacağı, somut olayda sanığın oto galericisi olan şikayetçiden 1998 yılı Nisan ayı başlarında bir otomobil satın aldığı ve karşılığında 19.4.1998 tarihli 395.000.000 lira, 24.5.1998 tarihli 890.000.00 lira ve 24.6.1998 tarihli 890.000.000 liralık çekleri imzalayarak verdiği, ilk çekin bedelini ödeyememesi nedeniyle başkasından kiraladığı otomobili kendisine ait olduğunu söyleyerek borcuna mahsuben 30.4.1998 tarihli oto ön satış sözleşmesi ile 1.800.000.000 lira karşılığında şikayetçiye verdiği, ikinci çekin bedelini ödeyememesi nedeniyle de yine aynı yolla elde ettiği ikinci otomobili de kendisine ait olduğunu söyleyerek borcuna karşılık 30.5.1998 günlü oto satış sözleşmesi ile 1.300.000.000 lira karşılığında verdiğinin anlaşılması karşısında; şikayetçinin alacağına mahsuben satın aldığı birinci otomobilin değerinin ilk iki çekin bedelini fazlasıyla karşılamasına rağmen üçüncü çekin ödeme tarihi gelmeden ikinci otomobili de satın almasında iyi niyetli olamayacağı, sanığın satın aldığı otomobilin bedelini henüz ödeyemeden başkasından kiraladığı iki otomobili birer ay ara ile kendisine ait olduğunu söyleyerek borcuna mahsuben vermesinde galericilik yapan şikayetçinin sattığı otomobilin taksitlerini ödeyemeyen sanığın ayrıca iki otomobilinin olmayacağını ve satılan otomobillerin başkaları adına kayıtlı olduğunu gözeterek bu konuda araştırma yapması ve oto alım-satım işlemlerinin ruhsat sahibi veya vekili ile düzenlenecek noter satış sözleşmesi ile gerçekleşebileceğini düşünmesi gerektiğinden olayda dolandırıcılık suçunun hile ve desise unsurlarının oluşmayacağı da gözetilmeyerek yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
Sonuç: Yasaya aykırı, sanık vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı CMUKnun 321 nci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma kararının mahiyetine göre sanığın tahliyesine, başka suçtan tutuklu veya hükümlü değilse salıverilmesi için Yargıtay C. Başsavcılığına yazı yazılmasına, 29.01.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy