(765 S. K. m. 504/3-7-son, 511) (5237 S. K. m. 158, 160)
Dava: Dolandırıcılık suçundan sanıklar H.E ve A.K'nın yapılan yargılamaları sonunda: Sanık H.F'nin TCK'nun 504/3-7-son, 522, 31. maddeleri gereğince 3 yıl 6 ayağır hapis ve 86.821.539.000.- Lira ağır para cezasıyla mahkümiyetine, sanık A.K'nın beraatine dair İSTANBUL 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nden verilen 24.05.2002 gün ve 1999/279 Esas, 2002/162 Karar sayılı hükmün süresi içinde YARGITAY'ca duruşmalı olarak incelenmesi sanık H.E vekili ve C.Savcısı tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığı'nın düzelterek onama ve bozma isteyen 17.11.2003 tarihli tebliğnamesiyle daireye gönderilmekle sanık hakkında tayin olunan cezanın nev'i ve miktarı itibariyle temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına oybirliği ile karar verildikten, sanık vekili sözlü savunmasını yaptıktan ve Yargıtay C.Savcısının düşüncesi alındıktan sonra inceleme yapılarak gereği görüşüldü:
Karar: Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kişiyi kandırabilecek nitelikte hile ve desiselerle hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisi veya başkasının yararına haksız bir çıkar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Yalan belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun denetleme olanağını ortadan kaldırmalıdır. Desise ise maddi nitelikteki fiil ve hareketlerle mağduru hataya düşürmek için kullanılan aldatıcı vasıtalardır. Kullanılan hile ve desiseler ile mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltına sonucu kandırıcı davranışlarla yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hile ve desisenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan bilenin şekli kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Dosya içeriğine göre, sanık H.F'nin Bankası Salıpazarı Şubesine 25.1.1999 tarihinde açtırdığı vadesiz hesabına yatırdığı 34.675.000.000 lira parayı aynı bankanın Bakırköy Şubesinden 26.1.1999 tarihinde çekmesine rağmen Salıpazarı Şubesindeki hesabın kapatılmaması ve banka görevlilerinin vadesiz hesaptaki çok yüksek meblağlı paranın hesapta kalıp kalmayacağını sormaları üzerine vadeli hesap açılmasını istediği, parası olmadığını bildiği halde bu paranın alınması hususunda diğer sanık A.K. ile anlaştığı, adı geçene eşine ait taşınmazı satış vaadinde bulunup yerine getirilmediğinden bahisle icra takibine geçilmesini sağladığı ve bu takip sonucu Salıpazarı Şubesinde bulunan hesabına haciz konularak paranın sanık A.K. tarafından alındığı olayda; bir başka şubeden çekilen paranın çekilmemiş gibi gösterilmesi hususunda bankaya yönelik bir hile ve desise bulunmadığı, Bakırköy Şubesinde görevli memurun paranın çekildiği hesabın bulunduğu Salıpazarı Şubesine bildirmemesinden kaynaklanan hatadan faydalanarak ikinci kez, hesabın bulunduğu şubeden alınmasını sağladıkları; yapılan işlemlerin mevcut hatadan faydalanmaya yönelik olduğu, sanıkların sübut bulan eylemlerinin TCK'nun 511. maddesinde yazılı hata sonucu ele geçen bir malda mülkiyet iddia etmek suçunu oluşturduğu gözetilmeden, sanık H.F'nin dolandırıcılık suçundan mahkumiyetine, sanık AK'nın dosyada mevcut delillere uygun düşmeyen gerekçelerle beraatine karar verilmesi,
Sonuç: Yasaya aykırı, C. Savcısı ile sanık H.E vekilinin temyiz itirazları ve sanık ile vekilinin duruşmalı inceleme sırasındaki sözlü savunmaları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı CMUK'un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 22.04.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy