(2863 S. K. m. 23, 25, 64)
Dava: 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'na muhalefet suçundan sanıklar L., B., I., M'nin yapılan yargılamaları sonunda: Sanık L.'in izinsiz kazı yapmak suçundan mahkumiyetine, diğer sanık B. ve L.'in izinsiz taşınır kültür varlığı bulundurmak ve kazı yapmak, diğer sanıkların kazı yapmak suçlarından beraatlarına dair A. 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nden verilen 07.02.2003 gün ve 2003/6 Esas, 2003/38 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanık L. ve katılan vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığı'nın onama-bozma isteyen 16.07.2004 tarihli tebliğnamesi ile daireye gönderilmekle, incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1- Sanık B. hakkında izinsiz kültür varlığı bulundurmak suçundan kurulan beraat hükmüne yönelen temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Suça konu kültür varlıklarının sanık L.'in üzerinde yakalanmış olması karşısında, sanığın fiilin faili olmadığı mahkemece dosya içeriğine uygun şekilde gerekçeleri gösterilerek, kabul ve takdir kılınmış olduğundan katılan vekilinin suçun sabit olduğuna ilişen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2- Sanık L. hakkında izinsiz kültür varlığı bulundurmak suçundan kurulan beraat hükmüne yönelen temyiz itirazlarının incelenmesinde;
2863 Sayılı Kanunun 25. maddesi, 4'üncü madde ve uyarınca bakanlığa bildirilen ve 23'üncü maddede belirlenen taşınır kültür ve tabiat varlıklarının tasnif ve tescile tabi tutulacağını öngörülmüştür. Tasnif, incelenen taşınır kültür ve tabiat varlığının korunması gerekli olup olmadığının belirlenmesidir. Bu tasnif sonucunda korunması gerekli görülenlerin belge ve envanter listeleri düzenlenmek suretiyle tescili yapılır, bunların birer nüshası müze dosyalarında muhafaza edilir. Devlet müzelerinde bulunması gerekli görülenler usulüne uygun biçimde ve 64'üncü maddede yazılı koşullar uyarınca müzelere alınırlar. Müzelere alınmasına gerek bulunmayanlar ise yukarıda açıklanan belgelerle sahiplerine iade olunur.
Bu itibarla bir taşınır kültür varlığının hem tescil dışı olması ve hem de müzede korunması gerekli değer taşıması mümkün değildir. Zira tescil dışı bırakılan varlıklar korunması gerekmeyen ve bu nedenle 2863 Sayılı Kanunun kapsamı dışında kalan kültür varlıklarıdır.
21.11.2002 günlü bilirkişi raporunda sanık L. üzerinde yapılan aramada ele geçirilen ve adı geçen raporun sıra no 1-2 bentlerinde gösterilen sikkelerin 2863 Sayılı Yasanın 23/A maddesi kapsamında kültür varlıkları olduğu, ancak kondisyon özelliklerini kaybettiklerinden, müzelerde tasnif ve tescil dışı etütlük eser olarak korunmaları gerektiği belirtilmiştir. Bu belirlemenin kendi içinde çelişkili olduğu gözetilerek, öncelikle suça konu tüm taşınır kültür varlıkları üzerinde üniversitelerin arkeoloji ve sanat tarihi kürsülerine mensup öğretim üyelerinden oluşturulacak bilirkişi kuruluna yeniden inceleme yaptırılarak, yukarıdaki açıklamalar ışığında korunması gerekli taşınır kültür varlığı olup olmadıklarının tespiti, 2863 Sayılı Yasa kapsamında korunması gerekli kültür varlığı olduğunun kesin olarak saptanması halinde; sanık L.'in üzerinde yapılan aramada suça konu kültür varlıklarının yakalanmış olmasına, anılan sanık ile diğer sanıkların aşamalardaki ısrarlı savunmalarında kültür varlıklarının kazıda bulunmadığını beyan etmelerine göre; sanığın 2863 Sayılı Yasanın 24. maddesi delaletiyle 70. maddesi uyarınca mahkumiyeti yerine kazıda bulunduğundan bahisle beraatına ve katılan idareye bağımlı müze elamanlarınca düzenlenen ve kendi içinde çelişkili bulunan yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak da yazılı şekilde suça konu eserlerin sanığa iadesine karar verilmesi,
3- İzinsiz kazı yapmak suçundan kurulan hükümlere yönelen temyiz itirazlarına gelince;
a- Sanıkların izinsiz kazı yaptıklarının ihbarı üzerine, olay yeri tespit arama ve el koyma tutanakları içeriği ve tüm dosya kapsamına göre kazı yapmakta kullandıkları suç aletleri ile birlikte sanık I. dışındaki sanıkların olay mahallinde yakalanmalarına, sanık İ'nin kazıya katıldıktan sonra olay mahallinden ayrıldığı yönündeki duruşmadaki açık kabulüne, diğer sanıkların aşamalardaki kaçamaklı savunmalarına, tanık H.'nin beyanına ve tüm dosya kapsamına göre haklarında beraat kararı verilen sanıklar B., İ. ve M'nin kazı yaptıklarının sübuta erdiği gözetilmeden ve yine davanın 2863 Sayılı Yasanın 74/1 cümlesi uyarınca açılıp kazı yapılan yerin anılan yasanın 6. ve 50. maddelerinde sayılan korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı olarak belirlenen yerler ile tespit ve tescil edilen sit alanı ve mezarlıklardan olup olmadığı yöntemince araştırılıp bu yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde 74. maddenin 1. cümlesi uyarınca, aksi halde anılan maddenin 2. cümlesi gereğince hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden eksik soruşturma sonucu ve isabetsiz gerekçe ile sanık L.'in 2. cümle gereğince cezalandırılmasına diğer sanıkların da beraatlarına karar verilmesi, yasaya aykırı;
b- Kabule göre de;
Hükümden sonra, 01.05.2005 tarihinde yürürlüğe giren, 5335 Sayılı Yasanın 22. maddesi ile 5083 Sayılı Yasanın 2. maddesine eklenen son fıkra uyarınca, bir Yeni Türk Lirasının altında kalan tutarların atılmasında ve 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 Sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9. maddeleri uyarınca; anılan kanunlar değerlendirilerek sonucuna göre sanık L.'in hukuki durumunun takdir ve tayininde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, L. ile katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321 'inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, 15.03.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy